REFERANDUM -III-
REFERANDUM -III-
Mevcut iktidar diyor ki;
Yapılacak referandumla " Biz 12 Eylül Rejiminin İzlerini Sileceğiz, 12 Eylül Darbesini Yapanları Cezalandıracağız ".
İktidarın kullanmakta olduğu en önemli söylemler bunlar. Zaman aşımına uğramış bir durumun olduğunu, ileri yaş dönemine girmiş insanları yargılamanın mümkün olmadığını hukukçular söylüyor. Yani, yapılan değişikliğin uygulanabilirliği yok, değişiklikler göstermelik.
12 Eylül in en önemli aktörü YÖK Başkanı Prof. Dr. İhsan Doğramacı ydı. 2007 yılında İhsan Doğramacı ya bu iktidar bakanlar kurulu kararıyla TBMM onur ödülü verdi.
12 Eylül döneminde İhsan Doğramacının en önemli değnekçisi Prof. Mehmet Sağlam dı. Onu da bu iktidar yöneticileri milletvekili ve milli eğitim komisyonu başkanı yaptılar.
Mevcut iktidar, 12 Eylül ün en önemli ürünü YÖK e hiç dokunmadı ve Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla
YÖK ü, bir bilim kurumunu her aşamada yandaş kadrolaşma için kullandı ve o kadrolaşmayı da tamamladı.
12 eylül rejiminde Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu ( HSYK ) nda adalet bakanı ve onun müsteşarı vardı, bu hükümetin referanduma sunduğu anayasada bu durum daha pekiştirildi. Mevcut durumda savcıların soruşturması Adalet Bakanına bağlı müfettişlerce yapılıyor, müfettişler adalet bakanın onayı olmadan teftiş yapamıyor.
HSYK da Adalet Bakanı başkan, müsteşar da üye. Yani başkan yargıç değil, siyasetçi. Müsteşar toplantıya gelmezse HSYK toplantı yapamıyor.Toplantı gündemini de bakan belirliyor.
Yargıçlar sınavını Adalet bakanlığı yapıyor. HSYK nun üyelerinin çoğunluğunun atamasını Cumhurbaşkanı, YÖK yapıyor. Kurulun ezici çoğunluğunu iktidar oluşturuyor..
12 Eylülde getirilen seçim sistemi ve siyasi partiler kanununda en ufak değişiklik yapılmıyor. Seçim barajı değiştirilmiyor, Siyasi temsilci seçimleri demokratikleşmiyor.
Bu 12 Eylül de yapılacak referandumunun geçmişteki 12 eylül askeri idaresini değiştiren bir tarafı yok, tarihide dahil benzerliği çok.
12 Eylül ün izlerini silme sözü tam bir aldatmaca!
Başbakanın, Türk askerlerinin PKK lılarca toprağa düşürüldüğü günlere rastlayan bir konuşmasında, ölen onlarca askerlere değil de 30 yıl önce 12 Eylül de idam edilen bir gence gözyaşları dökmesi gibi!.