İSTİÂZE-9
İSTİÂZE-9
İstiâze ile ilgili ilk yazımızda euzu besmelenin euzu kısmını iki başlık altında inceleyeceğiz demiştik. Kendisinden Rabbimize sığındığımız varlık bizim gibi irade sahibi kılınmış bir varlık olan, iblisti. Bizler ondan Allaha (c.c.) sığınırken:
1. Onun gibi olmaktan Allaha (c.c.) sığınacaktık.
2. Onun yönlendirmelerinden Allaha (c.c.) sığınacaktık.
Şimdiye kadar devam eden yazılarımızda İblis gibi olmaktan Allaha sığınmanın nasıllığını tespit edebilmek için İblisi anlamaya, onun zihin kodunun şifrelerini çözmeye, neye, niçin ve nasıl yaklaştığını kavramaya çalıştık. Onun vurulduğu yerden vurulmamayı öğrenmek için bunu yaptık. Yüce Rabbimiz bize olan merhametinin genişliğinden dolayı Kuranda birçok ayette iblisi konu eder. Kötüyü görün ve onun gibi olmayın diye onu çok yönlü olarak bize açık eder. İblis nefsi tarafından alt edilmenin, tutkularının kölesi olmanın, iradesinin rengini Yaratanının rızasına göre değil hevasına göre belirlemiş olma sapkınlığının başat bir prototipidir. Bu prototip ne kadar iyi anlaşılırsa insan Rabbine karşı tuğyan etme tehlikesinden o kadar uzaklaşır. Çünkü onda olan zaafların hepsi insan cinsinde de vardır. Bu durumu insanoğlu içerisinde en üst düzeyde idrak eden peygamberler (a.s.m) sürekli olarak nefslerine ve şeytana karşı teyakkuzda olmuşlardır. Sevgili peygamberimizin sabah ve akşam okuduğu ve ümmetine de okumayı tavsiye ettiği dualarından olan bir duasında; "ve euzu bike min şerri nefsi" diye bir bölüm vardırki anlamı; "(Allahım) nefsimin şerrinden sana sığınırım." demektir. Kulluğun zirvesinde olan yüce zat (a.s) bize kulluğun nasıllığını kendisi bizzat yaşayarak göstermektedir. Demek ki kulluk sürekli olarak sığınmayı gerektiriyor. Demek ki kulluk insanın içerisinde yaşadığı dünya hayatında kendisine bir ihtiyaç ve bir imtihan için verilmiş olan kimi donanımlarına karşı sürekli olarak Rabbinin koruması altında olmasını gerektiriyor. Bu haftaki yazımı Sevgili Nebimizin (s.a.s) torunu Hz. Hüseyn (r.a.) efendimizin kerbela faciasından kurtulan tek erkek evladı olan Ali Zeynelabidinin (r.a.) istiâze duası ile bitirmek istiyorum. Kendisi çok ibadet eden bir kul olduğu için ona İmam Seccâd denmiştir. Seccâd çok secde eden demektir. İmam Seccâdın Sahife-i Seccâdiye isimli meşhur bir dua kitabı var olup bu kitap 2010 yılında dilimize tercüme edilerek ülkemiz insanına kazandırılmıştır. Bir peygamber torununun evladı olan bu yüce zat, bakınız nelerden Rabbine sığınıyor ve bizlere neler hatırlatıp neler öğretiyor:
Allahım!
Hırsın taşkınlığından!
Öfkenin Kabarmasından!
Hasedin baskın gelmesinden!
Sabrın zayıflamasından!
Kanaatin azalmasından!
Ahlakın fenalaşmasından!
Kötü arzuların baskısından!
Tarafgirliğin galip gelmesinden!
Nefsin isteklerine boyun eğmekten!
Doğruya muhalefet etmekten!
Gafletin bürümesinden!
Karşılıklı yapmacıklıklardan!
Batılı hakka tercih etmekten!
Kötülükte ısrar etmekten!
Günahı küçük görmekten!
Taati çok bulmaktan!
Zenginlerle mal yığma yarışına girmekten!
Yoksulu hor görmekten!
Emrimiz altındakilere kötü davranmaktan!
Bize iyilik edenlere minnet ve şükran duymamaktan!
Zalime destek olmaktan!
Feryat edenin yardımına koşmamaktan!
Hakkımız olmayan bir şeyi talep etmekten!
İlmi konularda bilgisizce konuşmaktan Sana sığınıyoruz!
Herhangi birini kandırma düşüncesinden, amellerimizle kendimizi bir şey sanmaktan, ebedi yaşama hayallerine dalmaktan Sana sığınıyoruz!
İçimizi kötülük kaplamasından, küçük günahı önemsiz görmekten, şeytanın üzerimizde hakimiyet kurmasından, zamanın aleyhimize dönmesinden, egemen güçlerin bizi sindirmeye çalışmasından Sana sığınıyoruz!
İsrafa bulaşmaktan, yetecek rızkı bulamamaktan Sana sığınıyoruz!
Düşmana maskara olmaktan, hasma muhtaç duruma düşmekten, sıkıntı içinde yaşamaktan, ölüme hazırlıksız yakalanmaktan Sana sığınıyoruz!
Allahım, Hz. Muhammed ve â line sal â t eyle!
Tüm bu saydıklarımdan da beni ve bütün erkek ve kadın müminleri rahmetinle muhafaza eyle, ey merhametlilerin en merhametlisi! ¹
1 Sahife-i Seccadiye İmam Zeynelabidin ( Nesil Yayınları 2010) S.64