Hayatın içinden(1)
Eee, Atalarımız boş yere dememişler?
Bir sohbette, bir çay ocağı muhabbetinde, Kangal şartlarında genel alışkanlık olarak var olan mevcut birkaç caddede gezerek bir iki tur mu atıyorsunuz? Konuştuğunuz, sohbet ettiğiniz, beraber turladığınız; Arkadaşınız, akranınız, tanıdığınız, muhatabınız her kimse onlarla elbette çeşitli konuları konuşmak durumunda kalıyorsunuz.
Bu ve benzeri bütün durumlarda en birinci mevzu tabi ki ?o meclislerde, o yerlerde bulunan kişilere göre az çok farklılık gösterse de? genelde; Dini konular, Parti, Siyaset ve güncel konular üzerine oluyor.
Üzerinde kolayca konuşulan bu konularda herkes kendince konuşuyor, söylüyor, anlatıyor, suçluyor atıyor tutuyor.
Eh belki buda bir ihtiyaç. Elbette herkes bir birbirinin yüzüne bakıp duracak değil ya. Veya orada otururken, gezerken; susup öyle kalacakta değil ya. Bu arada genelde herkesin az çok yaptığı/konuştuğu, fakat her nasılsa başkalarının üzerine attıkları(!) adına ?dedikodu ?denilen mevzuları yazımın konusu haricinde tutuyorum.
Söz konusu bu ortamlarda bulunduğunuz zaman çoğu zaman ilginç durumlara şahit oluyor, ilginç sözleri duyuyor, çoğu zaman değişik yorum ve savunmalara da hatta savrulmalara da şahitlik ediyorsunuz.
Bir bakıyorsunuz insanlar zamana o zamanın şartlarına göre öyle bir savrulmuşlar ki, çoğu zaman haliyle hayretler ediyorsunuz. Bir bakıyorsunuz dün-hatta birçokları için dün bile uzak ve uzun bir süre oluyor- savundukları iddia ettikleri, teşvik ettikleri, haklı gördükleri ne varsa tam tersini veya aynı söz ve söylemlerle başka yerleri başka adresleri işaret ettiklerini görüyorsunuz.
Ne ilginçtir ki bazı insanlar hayatlarının merkezine koydukları ?siyasetle,?sürekli meşgul olmalarına rağmen, gel gör ki; siyasetteki tercihlerinde? bir tutarlılık ortaya koyamıyorlar.
Bir misyona sahip değiller. Her dönemde en geçerli olan ?genel tercih? ne ise o yönde bir tutum sergiliyorlar. Hali ile ortay çıkan bütün tutarsızlıklarına rağmen yinede, doğru olan kendilerinin kabulleri ve tercih ettikleri ?o gün ki adres- olduğunu, olması gerektiğini söylemeleri yok mu doğrusu insana pes dedirttiriyor.
Tam sen pes derken bir de kalkıp kendi haklılıklarını kabul ettirmek için; dini referans göstermeleri yok mu? Sabretsen bir dert sabretmesen hep dert bir hal ve durumla karşı karşıya kalıyorsunuz.
Ortada ne bir tercih de devamlılıkları, ne dün benzeri söylemlerle taraf oldukları ?parti taraflarına? karşı bir mahcubiyetleri hiç mi hiç yok. Tıpkı ?odunumun parası ?der gibi benim dediğim diye başlıyor, kendi tercih ettikleri siyaset cereyanına taraf olmayanları büyük bir suç işlediklerini söyleyerek bitiriyorlar sözlerini
Dün ki tercihleri zamanında ?kendileri gibi düşünmeyenlere karşı yaptıkları ithamlarından dolayı suçluluk duymaları zaten söz konusu değil. Hatta şu şahıs; şu tarafa, şu görüşe mensup diye haklarında olmadık sözleri söyledikleri insanların tarafına geçmişlerse, artık geçtikleri yerde onları fersah fersah geride bırakmış oluyorlar.
Yani kendilerinden önce o partilere o fikre taraf olmak suç gerektiren bir tutumken, kendileri o tarafa geçince bu seferde o cepheden o fikir den, o partiden olmamak suça dönüşüyor onların anlatım ve bakış açılarına göre!
Bulundukları andaki tercihlerinin nedenleri arasında ?haklılıklarını ispat etmek için? saydıkları o kadar sebep ileri sürüyorlar ki insan;? vay anasını? demek durumunda kalıyor.
Biliyorsunuz bunlar önce din, sonra vatan, memleket, hizmet? Say babam say. Oysa tamam da-sen dün bunları- bugün, alabildiğine kızdığın, şu an için aleyhtarlık yaptığın siyasi cereyanı överken başkaları taraftar değil diye suçlar ken de aynı şeyleri söylüyordun, onları nereye koyacağız desen bile hiçbir şeyin değişmeyeceğini çok iyi biliyorum.
Eee, Atalarımız boş yere dememişler elbette, ?huylu huyun dan vaz geçmez? diye..
Görünen o ki; bu hal iyiden iyiye ?bir takım insanlarda huya dönüştü.?Hal bu olunca, bize de onların mazeretlerini anlamak ve ?o mazeretlerine? anlayış göstermek kalmış oluyor haliyle!
İyi ve güzel günler dileği ile?