reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Aşkı Nebi ve Zikir Taneleri

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Dünyanın en büyük Hilye-i Şerif ve Tesbih Sergisi,

geçtiğimiz Cumartesi günü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla İstanbul

Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda sanatseverlerle buluşmuştu.

Başbakanın “Ya Allah, Bismillah” ı ile sanattan öte bir dünyaya adım atanlar, Nebi’yi anlatan Hilye-i

Şerifler arasında muştulara gözleri ve gönüllerini kaptırarak “lâ ilâhe illallah” la enva-i çeşit sabır taşları arasında kayboluyordu. Sevgi medeniyetimizin

nadide sembollerinin ihyasına büyük önem veren Sayın Başbakan, bu sergi

açılışıyla birlikte uzun yıllar tarihin tozlu sandukalarında üzeri örtülmüş bir

yitiğimizin üzerini açıyordu. Medeniyetimizin kılıçla değil, kalemin

nazlı darbeleriyle hayat bulduğu; ilim ve sanata dönüştüğü “Aşk-ı Nebi” nin sayfalarına düşülen naif ifadelerle izah ediliyordu.

Kışın ortasında bahar

havasını iliklerine kadar hissedenler gibi Taksim’in keşmekeş trafiğini göze

alarak yeşermeye duran ulu çınarın köklerinden beslenmek gerekiyordu.

TRT İstanbul Radyosu

ve Harbiye Orduevi’nin yanından geçerek, Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin

çaprazındaki Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nın Rumeli Salonu’na

ulaşıyordum. Merdivenlerden inerken hissettiğim tenhalığın, sergi salonunda da

devam ettiğini görünce hayal kırıklığına uğruyordum.

Vatikan ve Birleşik

Arap Emirlikleri’nde büyük ilgi uyandıran, Londra’da dört gözle beklenen sergi;

benim gibi bir çok ziyaretçiye rahmetli Üstad’ın “öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!..” dizelerini hatırlatıyordu.

****

Şahan Gökbakar’ın

Recep İvedik filmini izlemek için sinemaları, Acun Ilıcalı’nın Yetenek Sizsiniz

yarışma programını seyretmek için kampüsleri, Jennifer Lopez’in konserlerinde

coşmak için arenaları tıka basa dolduranlar, sanat tarihimizin tapu senetleri

niteliğindeki nadide eserlerin sergilendiği “Hilye-i Şerif ve Tesbih Sergisi”ne neden ilgisiz kalıyordu? Hem de serginin arkasında Başbakan ve

dahi sponsorlarının Halk Bank ve Doğuş Grubu olmasına rağmen.

Vaktiyle Kültür ve

Turizm eski Bakanı Ertuğrul Günay, Millet Kütüphanesi’nin açılış töreninde

beklenen ilgiyi göremeyince “Divanu

Lugati’t Türk, sanıyorum dünyanın başka bir ülkesinde olsa öğrenciler,

öğretmenler kitabın nüshasını görmek için buradan Saraçhane’ye kadar kuyruklar

oluşturur. Bizde ne olacak görmekistiyorum” demişti.

Maalesef sayın bakan görev süresini beklemekle geçirdi. Keşke o gün bu tür

olumsuzlukların miladı ilan edilip, bir şeyler yapılsaydı; hem Millet

Kütüphanesi’nin önünde, hem de Rumeli Salonu’nun girişinde kuyruklar

oluşacaktı.

Demek ki,bu millet

hâlâ Harf İnkılâbı’yla başlayan travma ve kültürel sömürgenin kuşatması

altında.****

Fakat ne gâm!.. Fahri

Kainat Efendimizin, Hz. Ali’ye yazdığı hilye-i şerif asırlarca hep yeniden

yazılıyor. Hiç unutulmuyor; şairler mısralarda, hattatlar harf okyanusunda,

âşıklar rüyalarda hiç durmaksızın “gül” e özlemlerini dile getiriyor.

Salondaki Hilye-i

Şerif’leri görünce Abbasi halifesi Harun Reşit gibi seviniyorum. İnsanlığa “kıymetli bir cevher” sunan dilenciye teşekkür edip, Âlemlerin Efendisi’ne salavatlar

getiriyorum. Serginin sakin olmasını fırsat bilip, hilye-i şeriflere,

Peygamber’e bakar gibi bakıyorum. Saf saf dizilmiş hilyelerin içindeki

güllerden, incilerden, efendiler efendisi Hz. Peygamber’den gözlerimi

alamıyorum. Siması, güzel ahlâkı, hâl ve hareket tarzı, tavır ve davranışları

elif’lerin, vav’ların, nun’ların arasında can buluyor. Mercanlar, kehribarlar,

kukalar, bağalar, necefler, anberler meraklı bakışlar arasında güle bakıyor,

misk kokuyor.

****

Çebi’nin hedefi 1 numara olmak

Kolleksiyoner Mehmet

Çebi bu muhteşem güzellikleri bir araya getiren “Aşk-ı Nebi ve Zikir Taneleri

Sergisi”nin mimarı. Siretin sözlere, sözlerin sanata dönüştüğü şaheserler

arasında dolaşan Çebi’nin yol hikâyesi hayli ilginç anektodlarla dolu.

Tesbih, hat ve

hilyelere gönlünü İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okurken

düşürmüş. Beyazıt’taki Sahaflar Çarşısı ve Çınaraltı’nda medeniyetimize ait

sanatsal ve kültürel değerlerin son geçit merasimini yakın takibe alarak,

onların solunduğu havaya teneffüs etmiş. Diyarbakırlı Ali Emiri Efendi misali;

hat sanatına dair ne görse ilgilenmiş ve gün gelmiş “kültür ve sanat

eserleri”nin sorulduğu 6-7 insandan birisi olmuş.

En büyük hayali çağdaş

hat sanatıyla ve tesbihle dünyanın en büyük koleksiyonlarından birine sahip

olmak. Şu anda koleksiyonunda 3 bin civarında hat eseri, 2 binden fazla

da tesbih mevcut. Hat sanatında hâlâ Şeyh Hamdullah’ın, Hafız Osman’ın, Mahmud

Celaleddin’in, Mustafa Rakım’ın, Şevki Efendi’nin, Sami Efendi’nin ortaya

koyduğu tarzların hakimiyetini devam ettirdiğini belirten Çebi, üretilen

eserlerin azlığından rahatsız.

Dünyanın en büyük

İslâm eserleri koleksiyoncusunun İranlı bir Yahudi olduğuna (Nasser David

Khalili) dikkat çeken Çebi, diğer taraftan ise İslâm dünyasında sanata olan

merak konusundaki uyanıştan umutlu.

Hamit Aytaç, Necmeddin

Okyay, Mustafa Halim Özyazıcı ve Macit Ayral gibi isimler sayesinde hat

sanatının kaybolmaktan kurtulduğunu ifade eden Çebi, son dönemlerde Erdoğan

Demirören, Cengiz Çetindoğan, Kerem Kıyak, Zeki Özen ve Murat Ülker’in

ülkemizin en önemli koleksiyonerleri arasında yer aldığını belirtiyor.

**Serginin nâdide

simaları

Sergide eserleri

sergilenen isimler arasında özellikle Türk-İslâm Sanatları hususunda nadide ve

sıra dışı eserleri ile tanınan Hasan Çelebi, Fuad Başar, Hüseyin Türkmen,

Mustafa Cemil Efe, Eyüp Kuşçu, Fevzi Günüç, Gürkan Pehlivan, Levent Karaduman,

Ahmet Bursalı gibi isimler yer alıyor. Ahmet Faris Rızk, Cevat Huran, Said

Abuzeroğlu, Abdürrezzak Karakaş, Muhammed Cevatzade, Habip Ramazanpur, İhsan

Ahmedi gibi uluslararası sanatçıların eserleri de sanatseverlerin beğenisine

sunuluyor.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...