reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Hayy’dan Hû’ya koşan ahir zaman dervişi

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Mâtem; ümmetin kalbine hançer gibi saplanmış bir türlü çıkmıyor.

İmam Hüseyin ve 72 yoldaşının 1373 yıl önce Kerbela da şehit edilişi

hâlâ tazeliğini koruyor. ‘Lâ ilâhe illallâh’ diyenlerin

sokaklarında oluk oluk kan akıyor. Filistin’den Suriye’ye, Irak’tan

Mısır’a, Tunus’tan Yemen’e, Afganistan’dan Pakistan’a, İran’dan

Türkiye’ye her yer yerde feryadlar yükseliyor. Hâlâ her yer Kerbela.

Nusrete çok ihtiyacımız var.

***

Üstad Necip Fazıl’ın, “Ne kervan kaldı, ne at, hepsi silinip gitti / İyi insanlar iyi atlara binip gitti” dizelerinin aktığı zaman diliminde imdadımıza bir ahir zaman dervişi yetişiveriyor. “Hayy dan Hû ya”

giderken bıraktığı güzel şeylerden ikram ediyor. Arşivinde biriktirdiği

kareler hapsedildiği zamandan fırlayarak, Ali Emiri Kültür

Merkezi’ndeki nefeslere karışıyor. Ak sakallı, nûr yüzlü pir-i fani

doğum gününde (25 Kasım 1958) toplaşan leylâlarına mecnûn misali

tebessüm ediyor. “Ah leylâ; ne kadar masum, ne kadar asil, ne kadar

mahcub, ne kadar temizsin” diyor.

Sonra duraksıyor, gümüşten altına dönüşen sakalını sıvazlayıp "O, yalnız yaşar, yalnız yürür, yalnız başına vefât eder ve yalnız başına haşrolunur" denilen adamı hatırlatırcasına sonsuzluğu fısıldayan çöl ve gökyüzü altındaki leylâlarına bakıyor.

Göklerde yıldızlar yanıp yanıp sönüyor, şimal tarafından beyaz

bulutlar gecenin karanlığına ağır ağır ilerliyor. Parmaklarının

arasındaki Maltepe sigarasından derin derin çekip; “Ben kendimi çok anlattım, biraz da siz beni anlatın” diyor.

Aşka inanmış, aşkı tatmış mecnûnun “kar kelebekleri”, “bir hüzün yolcusu”

misali gönül okyanusuna yelken açıyor. Kimisi İstanbul İmam Hatip

Lisesi’nden, kimisi Millî Türk Talebe Birliği’nden, kimisi

Çınaraltı’ndan, kimisi Sahaflar Çarşısı’ndan, kimisi İLESAM’dan, kimisi

Yeni Şafak’tan heybesine doldurduğu yaşanmış hikâyeleri “Hayy’dan Hû’ya” yürüyen bir dervişin huzurunda anlatmaya başlıyor.

49’una 5 daha katan Nusret Özcan ağabey sükût içinde anlatılanları dinliyor. “Sevgili”leri

kendisine olan muhabbetlerini ikrar ettikçe, gülümsüyor. Yokluğunun

farkına varanların arasında gezinip, onları teselli ediyor.

Belli ki, dostlarını çok özlemiş. Aşk ritmine yakalanan kalbi heyecandan pıt pıt atıyor. “Hoş geldiniz” derken kimisine gülümsüyor, kimisine yeni sırlarını veriyor, kimisine latife ediyor. Muallasını görünce gözlerinin içi gülüyor; “Sen benim biricik aşkımsın” diyor. Sonra bir bûse konduracak oluyor leylâsına, utanıyor. Mahcup bir delikanlı edâsıyla yanakları kızarıyor.

***

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü’nün tertiplediği “Hayy’dan Hû’ya Nusret Özcan”

matinesi başlıyor. Herkes birer birer boş bulduğu koltuğa oturuyor. O,

gök kubbenin altında özlediği misafirlerini süzüyor. Moderatör mikrofona

üfleyip 5. kez “Nusret Özcan’ı nasıl bilirdiniz?” diye soruyor. En ön sırada oturan Abdurrahman Şen, bütün dostlar adına “iyi bilirdik” diyor.

Sonra da, “Kars Kalesi’ne kızıl bayrak asmışlar” deyince “gümüş sakal” yerinde duramıyor. Dostlarına poz verdiği devasa tablonun içinden fişek gibi fırlıyor. “Aaah ulan ah! Ben izinde olmayacaktım da asacaklardı kızıl paçavrayı o kaleye! Gösterirdim günlerini...” deyiveriyor. Şen’lenen gönüllere nusret gibi bir “Cemre” düşüyor.

“Ne kral adammışsın”meğer

be Nusret ağabey. Pencereden vuran keskin ışık sakallarını parlatıyor.

Çenen sürekli oynuyor, dudakların kıpırdıyor. Başın Rabbinin önünde

eğilmiş Kur’an okuyor. Ben değil, Fadime Özkan’ın çektiği fotoğraf böyle

diyor. Abi, Özlem Albayrak “sigaramın dumanına sarsam saklasam seni / gitme gitme gittiğin yollardan dönülmez geri” dizelerinin peşinde koşarken tıpkı seni çağrıştırıyor.

Hadi ben neyse... Zübeyde Hanım Kültür Merkezi’nde program arası

dumanını dumanına karıştıran, Eyüp’teki fuarda imza gününde yalnızlığını

paylaşıp, “leylâ ile mecnûn” kitabına“iki cihanda yolumuzu ‘aşk’ aydınlatsın” notunu düşürten bir yolcuyum. “Meğer leylân pek de güzel değilmiş, bütün sıkıntıların bunun için mi?” muzipliğime, “Hayır gönlümdeki leylâ için!” cevabına hasta olan bir mecnûnum!

Azizim, “Bir adam ancak bu kadar istikrarlı bir şekilde özlenir”

ifadesindeki efsunlu hâlini dostların hâlâ çözemiyor. Cümlelere can

vermekte mahir Erkan Mumcu, seni görünce diyecekleri boğazında

düğümleniyor. O şehirliliğin, peygamber ve ehl-i beyt sevgin,

sohbetlerin, kızgınlığın ve yumuşak huyluluğun arasında kavileşen bağa

tekrar tekrar biat ediyor. Aşk makamında yazdığın şiirlerini öve öve

bitiremiyor. Aşka dair anlatılanlarla, Mualla hanımefendi senin leylânda

imgeleşiyor.

Söz; Abdurrahman Şen’den Ebubekir Kurban’a,

Yaşar Şadoğlu’ndan Ekrem Ayyıldız’a, Alper Kanca’dan Ali Murat Güven’e,

Mümin Vatansever’den Mehmet Şeker’e, Şadi Çarsancaklı’dan İsmail

Yeşilbağ’a, Süleyman Açıkalın’dan Gülcan Tezcan’a âdeta leylâsına

yeniden kavuşmuş mecnûn misali titreye titreye sema edercesine dönüp

dolaşıyor.

****

Sıra sancıların en büyüğünü çeken,

pencere önlerinde Nusretinin yollarını beklemekten bîtap düşen leylâya

yani Mualla hanımefendiye geliyor. “Ona sizlerle çok vakit geçirdiği

için sitem ederdim.‘Söz uçar yazı kalır’ diyerek

yazması yönünde çok ısrar ederdim. Meğer ne kadar yanılmışım. Söz uçsa

da bir yerlerde kalıcı iz bırakırmış. O bizlere ahde vefayı ve sizin

gibi güzel dostları bıraktı” diyor. Nûr yüzlü ahir zaman dervişi, ‘üzgünüm leyl⒠mahcubiyetine bürünüyor.

****

Söz bitiyor. Nusret abiyle ayrılma vakti geliyor.

Haydi abi sen de gecikme, Eyüp sırtlarında Üstad Necip Fazıl ve Hilmi Oflaz seni bekliyor.

Selametle...

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...