reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

O günde böyle geçti (1)

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Geçtiğimiz ramazan ayı içerisinde teravih namazını kıldıktan sonra, -Kangalın eski belediye binasının bulunduğu-Belediye sitesinde bulunan o bildiğiniz bir çift çay ocağından birinin önünde bir ahbapla oturmuş çay içiyoruz. Teraviden sonra o çay ocaklarının birinin önünde birkaç ahbap ve dostla oturup çay içmek insana ayrı bir huzur veriyor. Kangalın hemen hemen bütün renklerini bir araya getiren adeta merkezi buluşma noktası olan bu alan Kangal için yaz aylarının vaz geçilmez dinlenme ve sohbet merkezi durumundadır.

Hele de orada oturduğunuz masada arkadaşlarınız kafanıza göre ise ve benzeri mevzularda ortak olunan konuları konuşmayı da seviyorsanız haliyle güzel hoş bir tat alıyorsunuz o gün orda

Özelikle yaz aylarında Kangala gelen gurbetteki Kangallılar, o çay ocaklarının önünü daha bir başka sevmekteler. Çünkü o çay ocaklarının birinin önünde oturmak onlar için eski tanıdıklarını görmek konuşmak ve hasret gidermektir. Eğer bir Kangallı gurbetçi orada eski bir tanıdığına, arkadaşına rast gelmişse değme keyfine. Artık başlarlar geçmişte ait yaşananlara dair konuşmalara, dalar giderler hasretlere özlemlere. Evet, her ne kadar burada genel hava bu halde ise de tabi her zamanda böyle olmuyor oradaki haller.

Bazen sohbetinin en tatlı ve huzurlu anında seni alıp hiç istemediğin başka iklimlere doğru götüren hallerde zuhur ediyor ansız zamansız.

Yazımın başında? ? Çay ocağından birinin önünde bir ahbapla oturmuş çay içiyoruz? demiştim ya işte o gün de böylesi insanın tadını kaçıran ve insanı başka iklimlere taşıyan ansız zamansız bir durumla karşı karşıya kalan bir an yaşadım.

Şöyle ki; oradaki arkadaşla yaptığımız sohbet esnasında başımın üzerindeki bir karaltı ile aniden bir uykudan uyanır gibi irkildim. Karaltı sanki üzerime düşecek oldu. O irkilme arasında oturduğum yerden kafamı yukarı doğru kaldırınca tepemin üzerinde sallanmakta olan elinde çifte bastonlu ve uzun boylu bir adamı ha bire aşağı yukarı doğru eğrilerek bükülerek dururken sallanmakta olduğunu gördüm.

O esnada boğazında ?tır şoförünün dramı? diye bir levhanın asılı olduğunu okuduğum bir yazı taşımakta olan bu adamın, yanımdaki arkadaşın para uzatması karşısında dilenci olduğunu anladım.

Hemen ben de cebime davranarak sorgusuz sualsiz elime geçen bozuk parayı o başımın üzerinde bulunan şahsa uzatarak kendimi ?sanki? o durumdan kurtarmaya çalıştım.

Her ne kadar ?sanki? desem de gerçekten benim uzattığım parayı da alan adam ve o adamın tepemin üzerinde adeta asılı duran ve sürekli sallanan silueti çekildi bir başka masaya doğru yürüdü.

Ben işte tam o zaman görebildim biraz önceki adeta başımızın üzerinde sallanan adamı. O anda oturduğumuz masada yaptığımız sohbet buz gibi kesildi.

Beraber oturduğumuz arkadaşla birlikte elimizde olmadan konuşmakta olduğumuz mevzuyu unutarak adeta o adamın hareketlerini seyre daldık.

O kişi, masaları hep aynı taktikle dolaştı. Elin de bulunan iki bastonla güya zorla yürüyorken tam masaya yaklaşınca, yukarı aşağı doğru hızlı bir eğilme ile beraber düşecekmiş gibi titreme hareketleri yapıyor kendine verilen parayı aldıktan sonra diğer masaya yöneliyor yürümesinde zorlama görünse de titreme olmuyor ancak zorlanarak yürüme devam ediyordu.

O şahıs bizden sonra yöneldiği her masaya hep aynı taktikle yaklaştı. Taki bir masada oturmakta olan bir arkadaş gurubunun yanına oturup çay içmeye başladığı ana kadar doğrusu hep o adamı oturduğumuz yerden izleyerek seyrettik ve başka hiçbir şey konuşmadık.

Gözlerimiz, o adamı takip ederken, zihinler başka zamanlara kaydı ve haydi, al sana hesap da olmayan düşünceler?

Selam ve dua ile?

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...