reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Bir şehir çığlığı!

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bir şehir çığlığı!

Bir şehre ram olmak, kaldırımlarında esenliği yaşamaktır, ılık ılık. Şehir, erler bekler; hizmet ehli. Lakin statüko duvarına çarpan niyetler, dumura uğrar zamanla.

Şehrin insanı bilir yerlisinden, yurtlusundan görmediği amel-i salihi, “üç kat yabancı"nın ayağına getireceğini. Fakat, kabahat midir, kafa kağıdında "hemşehri" yazmamak?...

“Alın hayrını görün!” diyesi gelir. İçindeki ,"Halık a tazim, mahluka şefkat!" bilinci, meydan vermez soğuk tepkilere. Asil bir duruştur, onunkisi. Vakur bir bakıştır, onu dirilten.

Slogancıbaşı, borazancıbaşı, çalgıcıbaşı, çengicibaşı “Bizim deklanjörümüzde sana yer yok!” der.

Meğer bir çocukluk rüyasıymış uyandı.

"İyi de, Yetmiş Dokuz un Mayıs nda gönül verdiği adeta yürek rabıtası kurduğu tam dört sefer yere indirilen, her defasında bir yiğitçe gururla tabelasının tozunu silkip:

“Altın sakıt olmaz, yere düşmekle kadr u kıymetten" diyen nefere layık görülen, bu muydu?

Bir gün . Beşincisinin kapısından muzaffer bir komutan misali girer miydi? Hem bir iddia ile yola koyulup, hem de dertdaşlarını, çiledaşlarını, gardaşlarını uzak tutan ahbap-çavuş, dayı-yeğen, düetini tarihin çöplüğüne yollamaz mıydı?

“Çok kızgınsın!”

“Nasıl olmayayım! Malazgirt ruhunu zirveye taşıyacakken bir uzun yol koşusunu zaferle taçlandıracakken şehre, “Yaradan ın, Fussılet Otuz Üç te, insana verdiği isme yaraşır” hizmeti doyasıya akıtacakken

“Kaybetmek isteyenin ruh hali"ne benzer bir tavırla, geri çevrilen adamdan başka ne beklenir? Taş değil bendeki: Yürek!..”

“Ya bundan sonra!...”

“Kolay! Şehirleri, statükonun emrinden politikacı sicilinden çevresi olanın mühründen kurtarıp bir Prangasız Yürekler Orkestrası kurmaktır, çözüm!”

“Şehir-Der, bunun için mi?”

“Yüzde yüze talipsiniz bir kere. İlk şart: Şehre selamla girilir. Sonra, şehir sevilir. Sonra da, insanoğluna ve insankızına dili, milleti, medeniyeti sorulmaz. Bir de delicesine çalışılır.

Nicedir suskun bir medeniyeti, El Hamra dan, Üsküp ten, Kandahar dan Anadolu ya Çubuk a, Akyurt a, Pursaklar a taşımak!

Hür Beyinler Platformu nu kurmaktır, bir sonraki. Bir kimliği taşıyor olmak, o kimliğin hakkını vermektir.

Anasının dilini konuşmaktan haya eden, mezhebini ateizme kurban eden, ırkını bir zalime peşkeş çeken canlı cenazeler, bu kapıdan giremez.

"Bu kapıdan, kol ve kanat kırılmadan geçilmez / Eşten, dosttan, sevgiliden ayrılmadan geçilmez "

"Bu dediğin !"

"Oldu bile! Üç bir, yan yana geldi mi yüz on bir yapar kol kola girerek 1-1-1 Ama, alt alta üç bir, sadece üç!"

"Kırmızı çizgileri var mı, Şehir-Der in?"

"İnsanı, insandan ayıran her şeye karşı Gayesine ulaştı mı, kendine de ! Araç, amaç olmadan en eski tuzağa düşmeden Bir kutlu insanların ülkesi Anadolu!"

"Ya suçlular!" "Beraat-i zimme esastır."

"O da ne!" "Şehir dilini yutmuş, başka sözden bize ne!"

"İçinizde, Şehir-Der e, basamak niyetine çıkanlar varsa!"

"Onları, cümle kamunun sağduyusuna ve solduyusuna havale ediyorum. Elbette, şehirleri dönüştürenler zihniyet devriminin öncüleri Gün olunca hak ettikleri yere gelecekler. Alın teri, el emeği, göz nuru "

"Niye, bütün bunlar?"

"Benim renklerim, neden yüz fertten birinin gönlünü fethetmiyor? Zihniyetim, alemler fethetmişken Bir acı haberle Roma dan dönmüşken İber in karşı kıyısına erler çıkarmışken Bugün yürek fethimizden aciziz. Bunu sorguladım.

Ötekiler e veryansın ederken, yasak savmışız sanki Farzı korumayı gençlere, kasayı korumayı ortancalara, tarlayı muhafazayı pek yaşlılara bırakırken, Ötekiler imizi türetmişiz Bunu anladım.

Sen, ben yok; biz varız! Geldiğim nokta bu! Zafere koşarken tökezleme!

Biz, "uzun yola çıkmaya hüküm giydik." Bugün olmazsa yarın, bir gün mutlaka sandıklar açılır, sandıklar kapanır

Dikmen Kapısı nda Anadolu nun ayak sesleri duyulur!"

"Demek partilerüstüsün!"

"Üstün olan sadece O!"

"Deme!"

"Dedim!"

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...