reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

The Marmara’da sansür...

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

24 Temmuz akşamı Taksim’deki The Marmara Oteli’nde Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü Basın Özgürlüğü Ödül Töreni vardı. Hem üyesi bulunduğum Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin davetine icabet, hem de meslektaşlarımı mutlu günlerinde yalnız bırakmamak adına törene katılma gereği duydum.

Toplantı salonuna teşrif etmemle birlikte, “bir daha The Marmara’ya gelmem” dedirtecek cinsten zaman diliminin içinde buldum kendimi. Sınırsız özgürlüğün zirvede olduğu mekânda “aidiyet duygularım” alt-üst oldu. Bilemiyorum, belki de açlık başıma vurduğundan!..

***

İftara saatler kala sâkiler "cemiyetin seçkinleri"nin taleplerini karşılamaktan yorgun düşerken, imdada ev sahibi yetişiyor. Yeme-içme faslının arkasından ilk söze "sansür"den başlanıyor. Misafirler 12 Mart Darbesi’nden bu yana kullanılmayan “bayram” ifadesini, “Basında Sansürün İlk Kez Kaldırılışının 106. Yıldönümü” münasebetiyle Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto beyefendiden duymak istiyor, fakat nafile.

Nuh diyor, peygamber demiyor.

Gazeteciliğin tüm dünyada özellikle de Türkiye’de çok zorlu bir dönemden geçtiğini, “basın özgürlüğü”ne ket vurulduğunu ifade ederek; “24 Temmuzları Basın Özgürlüğü İçin Mücadele Günü olarak tertiplemeye devam edeceğiz” diyor.

Başkan Olcayto’nun açış konuşmasından cesaret alan çiçeği burnundaki taze ödüllüler; Erol Önderoğlu, Tuğrul Eryılmaz, Murat Nişancıoğlu ve Sema Aksoy “gazeteciliğin içinde bulunduğu iflah olmaz durumu” kendilerine umutla bakan 600 basın emekçisinin gözünün içine baka baka faş ediyor.

Gazeteci milleti böyle işte, mutluluklarına acı katmayı seviyor…

*****

Sıra 121 emektara geliyor...

Onlar da bir bir sahneye çıkarak, onlarca yıl sansüre, oto sansüre, baskılara, işsizliğe göğüs gererek âdeta engelli koşucular gibi “Sürekli Basın Kartı”na uzanmanın mutluluğunu yaşıyor.

Bu mutluluğu paylaşan TGC, teşekkürü fazlasıyla hak ediyor.

İçlerinden “duygu patlaması” yaşayan bir emektar, sunucu Başak Şengül’den mikrofonu kapıyor. Başlıyor kürsüden eleştiri oklarını “cemiyet”in üzerine üzerine fırlatmaya. Tam bir teyakkuz hali; Turgay Olcayto ve Genel Sekreter Sibel Güneş şaşkın. Fakat hamle gecikmiyor, nazikçe kürsüden inmesi sağlanarak “sansür”leniyor.

****

Umutla bekliyorum, fakat hiçbir söz günlerdir İsrail tarafından bombalanan ve “dünya basını tarafından sansürlenen” Gazze’ye gelmiyor.

Üzgünüm Gazze!..

CNN’nin gözünde bir “karabatak” kuşu, BBC’nin özgürlükçü yayın anlayışında ise Taksim Gezi Parkı’ndan “sökülen ağaç” kadar kıymetiniz yokmuş meğer!..

Hülasa, bir mermiyle iki kişinin öldürüldüğü dünyamızda “özgürlük” hiç bu kadar ucuzlamamıştı!..

Utanın, yaşayan ölüler!..

Şeyh Ahmed Yasinler, Yaser Arafatlar, Hanzalalar, Edward Saidler, Rachel Corrieler, Diana Magnaylar "ölüm tarlası"na döndürülen Filistin`i "yaşatmak" için yeniden "itifada"ya duruyor.

*****

Hamiş: Bayramları bayram yapabilmek için TGC’nin çıkartacağı “Bayram Gazetesi”ni umutla bekliyor, şimdiden herkesin Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyorum.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...