YUMURTADAN ÇIKAN ZİHNİYET..
Bir davranışı, bir düşünceyi, bir uygulamayı haksız, yersiz, gereksiz bularak karşı çıkmanın, kabul etmemenin sözlük karşılığıdır protesto. Haklı olduğunuzu savunduğunuz konularda Haddi aşmadıkça, amaçtan sapmadıkça topluma, çevreye cana ve mala zarar verebilecek boyuta gelmedikçe kişi, kurum ve kuruluşları yasal yollardan protesto edebilirsiniz. Ülkemizde genellikle sonuç vermez ama gündem oluşturma konusunda oldukça etkili bir yöntemdir.
Geçen hafta içerisinde ülke gündemimizi oldukça etkisi altında bırakan kimilerinin organize, bir merkezden yürütüldüğünü iddia ettiği kimilerinin de haklı bulduğu yumurtalı eylemler oldu. Kim haklıydı kim haksızdı tartışması bir hafta boyunca yapıldı. Kimileri işin iyice suyunu çıkarıp cılbır yapma noktasına kadar getirdi. Protestonun yapılış şeklini tasvip etmemekle birlikte buradaki asıl mesele yapılan protestolara hükümet üyelerinin göstermiş olduğu aşırı, abartılı tepkiydi bence. Göstericilere uygulanan orantısız güç kullanımı ve daha sonra yapılan açıklamalar protestoya maruz kalan hükümet ve hükümet üyelerinin eleştirel noktada ne kadar tahamüllsüz olduğunu da ortaya koydu.
Daha doğrusu Devlete, vatan ve millet bütünlüğüne, Bayrak ve dil birliğine karşı yapılan yasadışı, organize ve gerçekten bir merkezden yürütüldüğü açıkça belli olan terör odaklı gösterilere verilmeyen tepki sanki ellerinde yumurta değil de taş, sopa ya da el bombası varmış gibi davranılan öğrencilere verildi. Siyasi olarak yaşanan demokratik açılım, azınlık hakları ve benzeri süreçten sonra hız kazanan ön saflarda çocuklar ve kadınların bulunduğu, ellerinde terör örgütü elebaşısının posterini, sözde bayrak dedikleri paçavraları taşıyan, polise, jandarmaya saldıran, içinde insan vardır demeden yolcu minibüslerini yakıp cana kıyan,önüne geleni yakıp yıkan güruha gösterilmeyen veyahut gösterilemeyen tepki döndü dolaştı öğrencileri buldu.
Tamam öğrencilerin yaptıkları çok fazla doğru olmayabilir ama ; bu çocuklar sizden ikinci bir resmi dil, ikinci bir bayrak, özerk bir yönetim istemedi. Bu öğrenciler ayrı bir devletmiş gibi kendi özel kolluk kuvvetlerini kurmadı. Bu çocuklar okullarımızda sabahları okunan andımızı kaldırın, istiklal marşının okunması zorunlu olmasın demedi. Devletimize Tece diye hitap edip Devlete ve devleti yöneten hükümete Meşe ağacının dallarını kullanarak küfür edip tehdit etmedi. Bu öğrenciler ya dediklerimizi yapın ya da ellerimize silahları alıp tekrar dağa çıkacağız da demedi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin her türlü imkanlarını rahatlıkla kullanan, üniversitelerinde okuyup devlet yurtlarında ayrım gözetmeksizin kalan, KPSS sınavlarına neredeyse girmeden bu ülkenin her türlü kamu kurum ve kuruluşlarında haksahibi olanlardan öncelikli olarak işe başlayan Parlamentosunda milletvekili, başbakanlık hatta cumhurbaşkanlığı makamında temsil edilmiş olmakla birlikte İç Anadolu bölgesinden bile daha çok ekonomik destek görüp sonra devlete isyan edenlere gösterilmeyen tepki bu öğrencilere gösterildi.
Yani konu hükümet ve üyeleri olduğunda yapılan protestolar haksız, yapanlar terörist, vatan bütünlüğü, dil birliği ülke dirliği olduğunda yapanlar açılımın temiz evlatları öyle mi?? El insaf yahu. İşin en acı boyutu ise yukarıda bahsettiğimiz istekleri isteyen güruhun yaptığı taşkınlıkları görmezden gelip neredeyse isteklerini makul bulan bazı muhteremler protestoya uğrayan kendi yandaşları olduğunda neredeyse öğrencileri vatan haini edecek duruma gelmeleriydi. Buradan ‘’yandaşıma yapılanlar devletime ve milletime yapılandan daha şerefsizcedir sonucunu çıkarabilir miyiz ? Ne dersiniz??