Yaşananlara dair?(4)
(Ah, benim şu kefilliklerim!)
Önceki yazılanları okuduktan sonra (Eee, bu yaşanlardan sonra)? bir daha böyle bir hataya düşmemişsindir? diyecekseniz, yanılıyorsunuz.
Bu hatalara ben daha düşmem diyerek,? hakikaten onu başarmış olan var mı?? bilemiyorum. Burada kendi durumumu bir hataya düşmekten çok; birilerinin hata yaptıran başarısı olarak görüyorum.
Yani sen ne düşünürsen düşün her işin uzmanı olduğu gibi bu işin uzmanları da,? kendileri gibi art niyetli olmayan? insanları biliyor ve ?bir kertiğine? getirerek onların insani yönü ağır basan zaaflarını kullanmayı çok iyi biliyorlar.
?Anladınız!!!...? yazılacak başka bir kefillik var! Evet, maalesef var. Hadi doğrusunu söyleyeyim kefillikler var! Görüyorsunuz ya,? kefillikler? demek için bakın sizi yavaş yavaş alıştırarak söylüyorum.
Önce bir kefillik var, sonrada; kefillikler var derken??sizi güya kendime kızdırmamaya çalışıyorum!? Ancak bilin ki; bu sefer daha farklı bir durum var. Elbette arkasından daha sonra gelecek olan daha farklı bir durum daha doğrusu durumlar var.
İşin aslı o durumları hiç yaşamamış olmayı çok isterdim. Kefillik konusu ilk anlattığım tecrübe ile yaşandı kaldı, oldubitti daha başka benzer durumda kalmadım diyerek yazımı bitirmek isterdim ancak ne fayda?
Siz bana henüz kızmaya başlamadan şunu peşinen söyleyeyim ki; bu,? ilk kefillik? olayından sonra -yani o gün ki yaşadıklarımdan sonra- öyle kolay teslim olmadığım nice,? kefillik tekliflerini? geri çevirmeyi başararak teslim olmadım.
Tabi bu arada nice kişilerin bana darılmasına küsmesine ister inanın ister inanmayın gıyabım da kızmasına da mani olamadım. Gerçi her kefillik teklifinde teklif edenden çok kendim ona vereceğim cevaplar dolayısı ile sıkıntıya girdim, karşımdaki kişiyi kırmamaya her seferinde dikkat ettimse de nafile?
O yüzden bana bu konuda fazla kızmayın. Beni ne kadar çok kefil etmek isteyen insanların elinden;? utana utana, sıkıla sıkıla, mahcup olarak; kendimi suç işleyen biri gibi addeden psikolojiler le kurtarmış olsam da?? yok yine üç ayrı kişiden kurtaramadım.
Beni çeşitli psikolojik ve acındırmalarla,? kefilliğe mecbur eden? o birinci kişiden bir kaç yıl sonra; bir başka ikinci kişi de, yine maaşıma,? ikinci haciz´i koydurmayı ?başardı!
Ancak bu seferki bir kredi değildi. Hatırlıyorum bir yaz günü yine her zamanki gibi çalıştığım işyerinde o gün ki işlerim ne ise onunla uğraşırken iş yerimdeki odamın kapısı açıldı; içeriye çok eskiden tanıdığım ?yine bir abi? yanındaki diğer birkaç kişi ile odamdan içeri girdi yani resmen odama daldı!
?Yine bir abi? değim kişi ise; uzun zamandır hiçbir ortamım olmamış, dogru dürüst çarşı da, pazarda da olsa; çokta gördüğümü hatırlamadığım, doğrusu hiçbir bağım ve ilişkim olmayan eski bir tanıdık olan biriydi. İçeriye giren diğer tanıdığım ve tanımadığım insanların arsında o abi, sanki ?gözüme zaman tünelinde; dünden bugüne ışınlanmış gibi görünüyordu! ?
Ben onların o anda,? odaya dalış hareketlerine? anlam veremez bir halde bakarken; o abinin, yanındaki tanımadığım kişilerin elinde bulunan çantalar benim odamda bana hiçbir şey söylenmeden; benimle hiçbir diyaloga girilmeden açıldı.
Ben içeri girenlere bakarken onlar aralarında satılmakta olan kap/kaçakla ilgili pazarlık yapmaya çoktan başlamışlardı,bile!...
O dönemde mutfak malzemesi; (kapa/kaçak-çatal/bıçak) satan pazarlamacılar vardı. Anlaşılan bu ellerinde çantalar olan kişilerde onlardan birileriydi? Tamam, bunu anlamıştım da fakat onların o anda benim adamda niye olduklarını haliyle bir anlam veremiyordum. Yinede orada olanları anlamaya çalışırken,?içimden bu ne cüret bu nasıl iş!? henüz dememe fırsat kalmadan(gerçi nerde bende onu demek!...)? hop önüme o eski tanıdık abi, tarafından aha falanca bey bana kefil olur diye; o günkü,? o tür satışlarda ?kullanılan senet kondu.
Haftaya devam edelim