Işıklandırma çalışmaları...
Geçtiğimiz gün, İnsani Yardım Vakfı nın Fatih teki merkezinde, hayırlı bir toplantıya katılma imkânım oldu.
İnsani Yardım Vakfı nı hepiniz biliyorsunuz. Bugüne kadar hep güzel işlere imza atan ve ümmetin haklı takdirini kazanan bu kuruluş, görünen o ki, Müslüman Türk milletinin hayallerini gerçeğe dönüştürmeye devam edecek.
Şimdiye kadar Balkanlardan Doğu Türkistan a, Filistin den Afrika nın en ücra köşelerine kadar yüz yirmi ülkeye Müslüman Türk milletinin iyiliğini ulaştıran İHH; daha büyük ve daha kalıcı projelere girişmiş görünüyor.
Faaliyet alanlarını ise kendi ağızlarından dinleyelim: "İnsani Yardım Vakfı, dünyanın herhangi bir yerinde sıkıntıya düşmüş, felakete uğramış, zulüm görmüş, aç ve açıkta kalmış; savaş, tabii afet gibi sebeplerle mağdur olmuş; yaralanmış, sakat almış, evsiz, yurtsuz, tüm insanlara insani yardım ulaştırmak ve bu insanların temel hak ve hürriyetlerinin ihlal edilmesini önlemek için kurulmuştur."
Mesela Afrika da su kuyuları açıyorlar, Vietnam a medrese, Afganistan a kütüphane, Tayland a cami kuruyorlar. Sonra yetimleri destekleme projeleri, meslek edindirme kursları, gıda yardımları, burslar, sağlık ocakları, okullar, evler... Liste, heyecan ve gurur verici bir şekilde uzayıp gidiyor.
Bizi vakfın merkezinde bir araya getiren ise, Afrika ya cami ve mescit yaptırma projesiydi.
Öncelikle şunu söylememiz gerek: Cami, Müslümanlar için birinci meseledir veya olmalıdır.
Bu projenin önemini kavrayabilmemiz için de, Afrika daki şartlara kısaca bakmamız icap ediyor.
Bildiğiniz gibi, Afrika, misyonerlerin kıskacı/kuşatması altında... Özellikle Müslümanların azınlıkta olduğu bölgeler... En seçkin misyonerleri oraya gönderiyor veya yönlendiriyorlar.
Misyonerler, genellikle camisi, mescidi olmayan köyleri tercih ediyor; olanlara ise vakit kaybetmemek için uğramıyorlarmış. Bir nevi, cami ve mescitler, misyonerlere karşı koruyucu kalkan oluyor. Yine, Afrika da, kimlik ifade etmek, ancak camiyle, mescitle mümkünmüş. Veya kiliseyle...
Afrika daki durumu biliyorsunuz: Hıristiyanların imkânı var, Müslümanların yok. Hıristiyanlar her geçen gün safları sıklaştırırken, Müslümanlar kopan bir tespihin taneleri gibi neredeyse birbirlerinden habersiz yaşıyorlar. Çünkü çoğu yerde, toplanacakları, bir araya gelecekleri, dinlerini öğrenecekleri, ibadetlerini beraberce yapacakları mekânları/adresleri yok. Zaten azınlıktalar. Böylece asimile olmaları veya kandırılmaları daha kolay oluyor.
Bundan dolayı, cami ve mescitler, Afrikalı Müslümanlar için bir ibadethaneden daha fazlasını ifade ediyor.
Bu tehlikeyi sezen İnsani Yardım Vakfı, ilk camiyi Etiyopya ya inşa etmiş.
2010 yılının Ocak ayı itibariyle, Afrika da inşa edilen cami ve mescit sayısı otuz beşe yükselmiş. Tabii bu sayının süratle artması gerekiyor.
Ayrıca cami ve mescitlerin bünyesinde, medrese ve kurslar oluşturmaya da gayret ediyorlar. Hem eğitim, hem ibadet...
Elimdeki kitapçığı inceliyorum.
Kitapçıkta, hayırseverlerin İnsani Yardım Vakfı vasıtasıyla inşa ettiği, ettirdiği camilerin, mescitlerin fotoğrafları var. Gine deki Allah Kerim Camii, Burkina Faso daki Sümer Mescidi, Kamerun daki Hatice Hatun Mescidi, Somali deki Mustafa Mescidi bu dokunaklı işlerden sadece birkaçı...
Bir kez daha aynı şeyi düşünüyorum: Devletimiz çok büyük olmayabilir, fakat milletimiz çok büyük...
Sözünü ettiğim toplantıda, Afrika ya cami inşa ettiren hayırseverlerden biriyle tanışma imkânım oldu. Kıymetli büyüğümüz öyle hafiflemiş ki, adeta bütün ağırlıklarından kurtulmuş.
Ayrıca, amel defteri yıllar boyunca açık kalacak. Ne mutlu ona...
Peygamber Efendimiz, "Kim Allah ın rızasını talep ederek bir mescit inşa ederse, Allah ona cennette bir ev inşa eder" diyor.
Rabbimiz, "Allah ın mescitlerini ancak Allah a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah tan başkasından korkmayan kimseler imar eder" şeklinde buyuruyor.
İnsani Yardım Vakfı nın yaptığı, bu kutlu müjdelere aracılık etmek...