reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

İngilizce "Öğrenmek" ya da "Sayesinde Öğrenmek"

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Genellemelerle başlayalım ve önyargılarımızı/tecrübelerimizi topluma mâl ederek meşrulaştıralım?

İngilizce öğrenmek toplumun ?işcisınıfın?dan (komünist değilim, belirteyim istedim) olanlar için karada, yüzmeyi öğrenmek gibidir. Ancak kesin olan bir şey vardır ki eğer bir şeyi istiyorsan ve ona giden yolda da bu bir şartsa o olmak zorundadır. Bir hobi değildir bizler için İngilizce öğrenmek; bir başka engel ile yüz yüze gelebilmek, yüzleşebilmek için bir ilk ya da öncelikli engellerden yalnızca birisidir. Aşılması gereken sistemin ön-şartı; başka şartlarla karşılaşabilmek içinse bir sürecin başlangıcı?

Arabesk genellemelerden sonra?

İngilizceyi iyiki öğrenmişim (en azından okumayı), çünkü Oscar Wilde´in ?The Picture of DorianGray?ı ve Charles Dickens´ın ?A Tale of TwoCities?si ile tanışmama vesile oldu. Teşekkürler kültürel emperyalizm?

Oscar FingalO´FlahertieWillsWilde (16 Ekim 1854, Dublin - 30 Kasım 1900, Paris), İrlandalı oyun yazarı, romancı, kısa öykücü ve şair.İğneli uslubu ile geç Victoria dönemiBritanya´sının en başarılı ve ünlü yazarları arasına girdi.Charles John Huffam Dickens (7 Şubat 1812 ? 9 Haziran 1870) İngiliz yazar ve toplumsal eleleştirmen. En unutulmaz kurgusal karakterlerden bazılarını yaratmasının yanında Victoria devrinin en iyi romancısı olarak kabul edilir. Yaşadığı sürede eserleri benzeri görülmemiş bir üne sahip oldu ve yirminci yüzyılda edebi dehası eleştirmenler ve ilgili kişiler tarafından kabul gördü. Romanları ve kısa öyküleri dünya çapında tanınmaya devam ediyor.

Oscar Wilde?The Picture of DorianGray? adlı eserinde güzellik ve yaşlılık paradoksundan ya da niceliğin değerleşmesinden bahsediyor (en azından ben böyle anladım). ?Dünyada gençlik kadar önemli bir şey yoktur?, derken ve novella´nın baş aktörünün yaşlandıkça genç portresi ile yaşadığı kavga oldukça ilginçtir. Maddi olan değere, nitelin nicele dönüşememesinin insanda yarattığı bunalımı anlatır, bu kısa eser. Yaşlanan DorianGray yaşlanmaya tahammül edemez ve yaşadığı bunalım, yaşlılık paradoksu üzerinden anlatılır. Bu küçük roman, Cahit Sıtkı Tarancı´nın Dante´den ilham alarak yazdığı ?Yaş Otuzbeş? şiirini anımsatır insana, nesir ile anlatır Cahit Sıtkı´nın manzum ile anlattığını, ?neden böyle düşman görünürsünüz, yıllar yılı dost bildiğim aynalar, durumunu ayna ile değil portre ile, manzumla değil nesirle anlatır Oscar Wilde. Kendisinin bir aforizmasını anımsatır bu paradoks, dilemma; ?moda öyle iğrenç bir şeydir ki insanlar ona yalnızca altı ay tahammül edebiliyor? der ve modern olanla ilişkisini ifşa etmekle kalmaz, iğrençliğini tek bir aforizma ile boşaltır içinden, psikolojik anlamda kusarcasına?

Charles Dickens, Wilde gibi romantik değildir ya da bireysel bir olgu üzerine bina etmez romanını. Dickens ?A Tale of TwoCities? adlı eserinde 1789 Fransız İhtilali hemen öncesi ve hemen sonrası bir dönemi anlatır bir ailenin özel durumundan. Cumhuriyetçiler vardır, Krala ve krallığa kızgın, devrim yapmışlardır ancak sinirleri, kızgınlıkları geçmemiştir. Nasıl sakinleşsinler ki, ?ekmek bulamayan pasta yesin? diyecek kadar aymaz, halka yabancı ve bir o kadar halka düşman yöneticilere sahiptirler. Dickens bu durumu bir asilin (aristokratın) arabası ile bir çocuğu ezmesi sonucunda bir demir lira ile çocuğun ölümüne fiyat biçmesi ile karikatürize, mizansen ederken; sinirli insanların durumunu ise ?devrim kanunları insanların kızgınlığından daha güçlü değildi? cümlesi ile açıklayacaktır. Ki kitabın girişinde ?Kral kağıt para basar ve bunu harcar ve insanlar hiçbir şey yiyemez? diye yazarak sisteme karşı olan tavrını peşin peşin koyacaktır. Dickens´ın bu eseri Victor Hugo´nın ?Sefiller? adlı eserini hatırlatır. O roman da Fransız İhtilali hemen öncesi ve hemen sonrası dönemi kapsamaktadır. Hugo, devrimi J.J. Rousseau ve Voltaire´in ürettiği düşüncelere bağlar ve ?beklide hayatın bütünü kendisinin değildir, hapishaneler mahkumları kötü yapar? diyerek ?iyi olan insan doğası?nı sistemin (?ekmek bulamayan pasta yesin? jargonunda vücut bulmuş despotizmini kastederek) yozlaştırdığını ima eder. Beklide inceden henüz ilkel halde bulunan arkaik kapitalizmin eleştirisini yapar ve ?borç tutsaklığın bir başlangıcıdır? der ve ekler, ?hürriyet kurtuluş değildir, hapisten çıkabilirsin belki, ama mahkumiyetten asla??

Yine Sefillerden bir alıntı ile sonlandıralım; ?hayvanlarda bile güvercin olmak üzere doğan bir yaratık hiçbir zaman kartala dönüşmez; bu ancak insanlar arasında olur?, der ve her değişim, tekamül ya da ilerleme/gelişim değildir, vurgusu yapar?

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...