reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11
sivas360 Gündem Yeryüzünün En Köklü Kurumu Ailedir

Yeryüzünün En Köklü Kurumu Ailedir

Kangal İlçe Müftüsü Muttalip KARATAŞ ve İlçe Vaizi İskender ÇİPİL tarafından Kur'an Kursu Hocalarına  "Aile İçi Şiddeti Önlemede Dini Referanslar" konulu seminer verildi.

Kangal İlçe Müftüsü Muttalip KARATAŞ ve İlçe Vaizi İskender ÇİPİL tarafından Kur'an Kursu Hocalarına "Aile İçi Şiddeti Önlemede Dini Referanslar" konulu seminer verildi. Seminerde özetle şu ifadelere yer verildi.

Aile Aile İçi Şiddeti Önlemede Dini Referanslar

Aile, yeryüzünün en köklü, en eski ama eskimeyen kurumudur. Hayatta sahip olunabilecek en değerli hazinemizdir. Hem büyük bir nimet hem de çetin bir imtihandır.

Aile içi şiddet olaylarının çokça yaşanmasının sonucu olarak aile kurumumuzun ciddi bir şekilde zarar gördüğü son günlerde, toplumumuzun temel taşı olan aile kurumumuzu İslam’ın yüce değerleriyle yeniden canlandırmak ve arzu edilen bir seviyeye getirmek son derece önem arz etmektedir.

Aile içi şiddeti doğuran sebeplere baktığımızda karşımıza aile içi ast üst tartışmaları, değer algıları, mülkiyet iddiası ve yanlış namus telakkileri gibi bir çok hususun cehaleti karşımıza çıkmaktadır. Bunların doğru anlaşılabilmesi, aile kurumunun tekrar canlandırılması ancak Kuran’ın ve Sünnetin rehberliğinde gerçekleşecektir.

Yüce dinimize göre ailede şiddeti önlenmek için her şeyden önce Allah’ın bizlere kudretinin delili olarak sunduğu huzur ve sukunet kaynağımız eşlerimize, emanet gözü ile bakarak merhameti şiar edinmek gerekir. Merhamet dilini geliştirebilen eşler arasında sevgi ve saygı artacak, kendi sorumluluklarını yerine getirmede birbirlerinin tamamlayıcısı konumuna geleceklerdir.

İslam’ı benimsemiş bireyler Allah katında üstünlüğün ve değerin takvada olduğunu idrak ederek ast üst tartışmalarına girmezler. “Erkekler, kadınların üzerinde koruyucu, kollayıcı ve yöneticisidirler” {Nisa, 34.) ayetini, kocanın sorumluluk ve yükümlülüklerinin fazla olmasının bir tezahürü olduğunu bilirler. Bu anlam da kadın kocasının meşru isteklerini yerine getirir, erkek de aynı şekilde yöneticilik vasfıyla hanımının ve çocuklarının meşru isteklerini yerine getirmeye çalışır. Yani ailede bireyler, sorumluluk ve görev alanlarını bilirler ve buna göre hareket etmeye başlarlar.

İslam’a göre ailede kadın ve koca birbirlerinin elbisesi konumumdadırlar. Dolayısıyla elbise misali karı koca, birbirlerini her türlü günah ve hatalardan ve dış tehlikelerden koruyan, ayıp ve kusurları örten konumunda olmalıdırlar.

Bütün her şeyin sahibinin Allah olduğunu bilen bir koca eşini, mülkü olarak görmekten haya eder. Ona sahip olmaktan çok, daha esirgeyici bir tavırla sahiplenmeyi öne çıkartır. Hz. peygamber (s. a. v.) ‘in “Kadınlar hakkında Allah’tan korkun. Çünkü siz onları Allah’ın emaneti olarak aldınız ve Allah’ın adını anarak onları kendinize helal edindiniz. ”{Müslim hac, 147} nebevi kelamını hiç bir zaman aklından çıkarmaz.

Ailede değer dilini geliştiren bireyler muhataplarına değerli oldukları hissini aşılayınca ailedeki tüm bireylerin aidiyyet duyguları daha çok gelişecektir. Çünkü kişi ancak değer gördüğü yerde mutlu olur.

Şu hususu da belirtmek isteriz ki, teknoloji ve imkanların geliştiği son yıllarda, gerek televizyonlarda gerekse internet ortamlarında kültürümüz ve inancımıza ters düşen programların yapılması, kadının cinsi bir obje olarak gösterilmesi ve bununda kadının özgürlüğü başlığıyla desteklenmesi, aile kurumuzu tehdit eden, aile mahremiyetini ve özel hayatın korunması ilkesini ortadan kaldıran ve aile içi şiddetin artmasıma sebeb olan bir durumdur. Çünkü biz Müslümanların özgürlük anlayışı üçüncü şahısların haklarına saygılı olmak şartıyla gerçekleşecektir. Dolayısıyla karı kocadan her birinin aslında eşinin kendisine ve ailesinin izzet ve namusuna saygı duyma hakkı vardır. İslam’a göre kadın olsun erkek olsun iffet ve haya hususunda son derece hassas olunması gerekir. Özgürlük adı altında bir erkeğin ve kadının çirkin bir davranışta bulunması hiç de doğru bir davranış değildir. Dolayısıyla evlenerek bir yuva kurmuş karı ve kocadan her biri bu anlamda birbirlerinin izzet, şeref ve namuslarına halel getirecek, mahremiyetlerine zarar verecek her türlü fiil ve eylemden uzak kalmalıdırlar.

Ailede üzerinde durulması gereken bir husus daha vardır ki o da, eşlerin aynı zamanda din kardeşleri olmalarıdır. Dolayısıyla sevgili Peygamberimizin “ Gerçek Müslüman elinden ve dilinden diğer Müslümanların zarar görmediği kimsedir. Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, ona sırt dönmez onu yardımsız bırakmaz. {Tirmizi, iman, 12.} sözünü benimseyen aile fertleri çok daha hassas davranacaklardır. Kardeşlik duygusu ile aile aidiyeti birleşince huzurlu, mutlu ailelerin sırları keşfedilmiş olacaktır.

Sonuç olarak toplumumuzun temel taşı ve yarınlarımızın garantisi konumunda olan aile kurumundaki şiddeti önlemede Yüce dinimiz İslam’ın evrensel ilkelerinin yanısıra aile içi özel hükümlerini öğrenmek, içselleştirmek ve aile hayatımıza aktarmak durumundayız.”

Program katılımcılardan gelen soru-cevap bölümüyle tamamlandı.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...