reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11
sivas360 Gündem Yazarlar Erbakan Hocaya odaklandı

Yazarlar Erbakan Hocaya odaklandı

Kıyamete kadar sürecek savaşın adıdır Milli Görüş! Hakkın yanında saf tutanların davasıdır Milli Görüş!

Bir davadır, bir kavgadır, bir sevdadır Milli Görüş! Kınayanların kınamasından korkmadan Hak namına yürüyenlerin yoludur Milli Görüş! Geriye bakmadan sürekli ilerleyerek özlenen günlere kavuşmanın umududur Milli Görüş! Dikenlerin ortasında hepsine inat açan güldür Milli Görüş! Iraklı Fatıma’nın namusu, Filistinli Faris’in öfkesi, Moritanyalı Sadık’ın özlemi, Suriye’li Muhammed’in türküsü, Mısır’lı Hasan’ın yumruğudur Milli Görüş! Tarihin birileri tarafından kirli kanlarıyla yazılmış sayfalarına inat beyaz güvercindir Milli Görüş! Hasretin adıdır Milli Görüş! Aşkın, sevginin, şefkatin!!!

Kıyamete kadar sürecek savaşın adıdır Milli Görüş! Hakkın yanında saf tutanların davasıdır Milli Görüş!

Yazarlar Erbakan Hocaya odaklandı

Erbakan Hoca’nın ölüm haberinin alınmasından sonra köşe yazarları onunla ilgili düşünce ve anılarını yazdılar.

Ahmet Hakan (Hürriyet):

Ben bir Erbakancı idim

Benim babam azılı bir “Selametçi” idi. “Yeşil komünist” derlerdi bize...

Mahallenin haylaz ve acımasız çocukları bizi “Kadayıfın altı kızardı mı?” diye kıl etmeye çalışırlardı.

Kızlara pek çaktırmazdık “Erbakancı” olduğumuzu...

Erbakan Hoca, 12 Eylül’den sonra kimselerin iplemediği Refah Partisi’ne iki oy daha kazandırmak için inanılmaz bir inatla çabalarken, biz olanca fiyakamızla “Bu Hoca çok âlem adam vallaha” diyerek kafa bulurduk.

O zamanlar gençtik. Kimimiz radikal takılırdı, kimimiz şiir yazardı, kimimiz öykü tadında yaşardı, kimimiz de Özal’dan kaptığı nemaya fit olurdu. Hoca’dan uzak durulan dönemdi yani.

Sonra bir şey oldu, tuhaf bir şey: Kimsenin iplemediği Refah Partisi, hakikaten de yükselişe geçmeye başladı. Varoşlardan “Refah’ın vakti geldi” türküsü yükseliyordu. “Başbakan Erbakan” sloganı, yılların hayali olmaktan çıkıyordu galiba. Hepimiz doluştuk Refah Partisi’ne. Ne de olsa omuz vermek farz olmuştu ve ne de olsa son tahlilde hepimiz “Refah Partili” idik.

Mehmet Barlas (Sabah):

Erbakan siyasal İslam gerçeğini Türk siyasetine kabul ettirdi...

Erbakan ın önemini vurgulamak, onunla aynı siyasi görüşleri paylaşmak anlamına gelmiyor. Erbakan ın topluma sunduğu bazı projeler gerçek ötesi hayalleri ifade ediyordu.

Bana göre en büyük yanılgısı da, Başbakan olarak hedef alındığı 28 Şubat 1997 MGK muhtırasının sonuçlarını doğru biçimde tahlil edememesiydi. Bu muhtıra ertesinde kendisiyle yaptığım görüşmede "Askerler bana değil, Çiller Hanım a karşı" değerlendirmesini yapmıştı.

O dönemdeki koalisyon protokolünün gereklerini gecikerek yerine getirdi. Hemen Başbakanlık görevini Çiller e devredip, birlikte erken seçim kararı alsalardı, post-modern darbecilerin parlamentodaki tabloya müdahale etmeleri mümkün olmayacaktı. Ama Erbakan ın "D-8 Zirvesi ne kadar Başbakan kalacağım" demesi yüzünden post-modern darbeciler zaman kazandılar ve demokrasi rafa kaldırıldı.

Cumhurbaşkanı Demirel in hükümet kurma görevini Çiller e vermesi gerekirken, devlet kuşu Mesut Yılmaz ın başına konduruldu. Bütün bunlar geride kaldı. Erbakan la son olarak Saadet Partisi nde Numan Kurtulmuş un ayrılması ertesinde Genel Başkan olduğu günlerde konuştum. Hakkında yazdığım bir yazıdan ötürü beni aradı ve teşekkür etti.

Hasan Bülent Kahraman (Sabah):

Erbakan ve uzun koşu

Necmettin Erbakan öldü. Biraz da inanılmayacak bir ölüm onunki. O tür siyasetçilerin hiç ölmeyeceğini sanıyor insan. Amerikalıların tabiriyle Erbakan bir "siyasal yaratık"tı. Bu kimlik diğer insanlarda mevcut olmayan bazı hassaların bir araya gelmesiyle oluşur. Müthiş bir ego, benmerkezcilik, iktidar azmi, akıl almaz bir irade, hırs, direnme gücü. Erbakan ın büyük bir lider olarak bu özellikleri bünyesinde topladığında kuşku yok. Bunlara herhalde çok yüksek bir zekâyı eklemek gerekir.

Mehmet Altan (Star):

Leopard tankları ve merhum Erbakan

1969 yılında başlayan siyasal yaşamını düne kadar izlediğim Necmettin Erbakan renkli ve önemli bir siyasi şahsiyetti... Önemi, dindar kesimlerin görüşlerini, İslami hassasiyeti siyasal sisteme taşıyıp, iktidar olmasını sağlamasından geliyordu... Ama bu toprakların “din, ırk ve mezhep” üzerinden oy avlayan siyasetçisi, “temel hak ve özgürlükleri” esas alarak Birinci Cumhuriyet’i demokratikleştirmeyi, sadece seçmenine değil, tüm mağdurlara sahip çıkacak ve mağdur yaratmayan kurumsallaşmış bir yapı kurmayı hedef almadığı için kendi de 28 Şubat’ın mağduru oldu. Ayrıca, uluslararası konjonktürü iyi analiz edemedi.

Ahmet Kekeç (Star) :

Erbakan’ın bana anlattığı...

Erbakan, bana hep, Oğuz Atay’ın “Bir Bilim Adamının Romanı”nı, o romanın kahramanı Mustafa İnan’ı hatırlatmıştır... “Çok dolaysız” bulabilirsiniz. Ama öyleydi. Aradaki “teknik farka” rağmen, Nurettin Topçu’yla da koşutluklar kurabilirsiniz.

Henüz içine doğdukları “yeni ülke” için bir şeyler yapma, asırların ihmali sonucu “oyun kurucu” niteliğini yitirmiş “çevre”yi “merkez”e taşıma, kalkınmamıza “yerli referanslar” üretme çabasıydı onları “oyun”un içinde tutan. Ve çok saygıdeğer bir çabaydı bu.

Erbakan için söyleyeceklerimi, bu yazının münderecatı içinde özetlemem mümkün değil... Cumhuriyet’ten andaç “Yeni Türkiye”yi kuran ve “taşra”ya özgüvenini kazandıran liderlerden biriydi. Belki de, en mühimiydi.

Mustafa Karaalioğlu (Star) :

Erbakan Hoca’ya veda

Hoca nazik olduğu kadar sabırlı ve ısrarcıydı... Hayatını inandığı davaya adadı, bu uğurda bıkmadan usanmadan yürüdü. O’nun için dünya “Hak” ve “batıl” mücadelesinden ibaretti. Hak bildiğinin peşinden ayrılmadı, batıl gördüğüyle de mücadele etti.

O yolu açmak için her türlü baskıyı ve küçümsenmeyi sineye çekti. Sonunda kazandı ve siyasi tarihe damga vuran ender liderlerden birisi olmayı başardı.

Ağır sanayi hamlesi, İslam dünyasıyla ilişkiler ve D-8 projelerinin ne kadar isabetli ve gerekli olduğu bugün daha iyi anlaşılmaktadır. Tarih, Erbakan Hoca’yı daha sağlığında haklı çıkarmıştır.

Okay Gönensin (Vatan):

Siyasi İslam’ı sandıktan çıkardı

Necmettin Erbakan siyasi İslam’ı sandıktan çıkaran ve meşru siyaset yollarıyla iktidara getiren lider oldu. Zekâsıyla en alttan en üste çıkmayı başarırken, siyasi İslam’ı, klasik kalıplarıyla yeni dünyada geçerli kılmanın zor olduğunu hem kendisi gördü hem de görülmesini sağladı.

Burhan Ayeri (Akşam) :

100 bin tank isterdi

Türk siyasetinin en renkli isimlerinden Prof. Dr. Necmettin Erbakan ı kaybettik. Meslek hayatımızda tanıdığımız en zeki insanlardan biriydi. İTÜ nün önemli motor hocası olarak parladı. 100 bin tank formülüyle, dünyanın gündemine oturdu. İhracat Ekonomisi ni ön plana çıkardı. Yetiştirdikleri ise bugün işbaşında. Ancak, kendisi farklı yerde kaldı. Hoca yla epey anımız var. Bir kısmını parça parça aktarmıştık. Onunla ilgili son yazımızda İnsanoğlunun yaşa bağlı direnci nden söz etmiştik. Aktif siyaseti bırakmasını ve Altınoluk ta yaşamasını önermiştik. O inandığı yola devam etti. Erbakan a rahmet, sevenlerine başsağlığı diliyoruz.

Fehmi Koru (Zaman) : Bir örnek insan olarak Necmettin Erbakan

Siyasi hayatının henüz başlangıcındayken, 1969 seçimi öncesinde, İzmir de çıkan Tekyol dergisi adına kendisine yönelttiğim "Profesörlüğe kadar yükselmiş bir bilimadamıyken Odalar Birliği nde genel sekreter ve sonra başkan oldunuz, şimdi ise milletvekili olmak istiyorsunuz; neden?" soruma verdiği cevap zihnimde hâlâ kazılı: "Benim tek bir amacım var, Türkiye yi saygı duyulacak bir ülke haline getirmek..."

Esas mesajı ise şuydu: "Bunu önce salt ilim yoluyla yapmak istedim; engel çıkardılar... Ben de işadamlığına soyundum, yine engel çıkardılar... İş dünyasında etkin hale gelirsem belki durum değişir düşüncesiyle Odalar Birliği ne genel sekreter oldum, engel çıkardılar; başkan seçildim, engeller büyüdü. Anladım ki, amacımı gerçekleştirebilmem için tek yol, siyaset yapmak..."

Ali Bulaç (Zaman) : Erbakan bir çınar

Erbakan Hoca nın o süreçte oynadığı rolün ne kadar doğru olduğunu son on yılın siyasi tecrübesi açıkça göstermektedir. O isteseydi milyonları sokağa dökebilirdi. Partisinin 4 milyon 100 bin kayıtlı üyesi vardı, 6 milyonun üzerinde oy almıştı. Ucuz ve yanlış yola sapmadı, Türkiye İslamcılarının araziye aşina olan geleneksel yöntemini takip etti ve o tarihî konuşmasını yapıp şunları söyledi: "Bu olay (28 Şubat) bizim yolumuzda bir virgül hükmündedir. Kimin canı sıkılıyorsa, kim bağırıp çağırmak, rahatlamak istiyorsa ormana gitsin bağırsın."

Oral Çalışlar (Radikal): Hapishane arkadaşım Necmettin Erbakan

Necmettin Erbakan, zor dönemlerin siyasetçisiydi. Onun siyasetle uğraştığı dönemde üç askeri darbe, bir postmodern darbe gerçekleştirildi. 12 Mart darbesinde partisi kapatıldı. Kendisi yurtdışına gitti. 12 Eylül’de tutuklandı, hapis yattı, partisi kapatıldı. 28 Şubat postmodern darbesinde ise asker zoruyla iktidardan düşürüldü, partisi kapatıldı, kendisi siyaseten yasaklandı.

Bütün bu tarihi iniş-çıkışlar boyunca, kendine güvenini hiç yitirmedi. Çok eleştirilere uğradı, çok tepki gördü. Bunların ne kadarı haklıydı, ne kadarı önyargıların ürünüydü, bunu tarih yargılayacak. Ben kendisine birçok kez haksızlık yaptığımızı düşünüyorum. 28 Şubat’ta darbecileri eleştirmekten çok onun hatalı olduğu yönlerine daha çok vurgu yapanlardan birisiydim. Dindarların siyaset yolculuğu ve siyasetin normalleşmesi konusundaki rolünün küçümsenemeyeceği kanaatindeyim.

Son dönemde ise değişen Türkiye’yi ve değişen dünyayı anlamakta zorluk çektiğini düşünüyorum. Yeni siyasetleri okuyamadı ve giderek marjinalleşti. Çektiği bunca sıkıntının, dışlanmanın da bu yanlış okumada mutlaka payı olduğunu düşünüyorum.

Tarhan Erdem (Radikal) :

Erbakan ın kabına sığmayan zekâsı

Erbakan’ı halkın çok iyi tanıdığını gösterdi. Yılmayan, bıkmayan, yenilgiyi teşvik olarak kabul eden bir lider; gerçek sandığı hayallerinin peşinden koşarken heyecanlanan bir ‘mücahit’! Siyaset böyle sıradışılıkları sever, alkışlar ve ‘anahtar’ teslim etmez.

Son kırk yılın tarihinde görülmeden geçilemeyecek Erbakan, içindeki çocuğu öldürmeden yaşlanıp bu dünyadan göç etti. Her zaman bir iddiası, yaklaştığını sandığı bir hedefi vardı. Kimseye kırgınlık duymuyordu ve mutluydu sanıyorum.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...