Şair, fikir adamı, müstesna bir şahsiyet olan Mehmet Akif in en büyük özelliği mücadele adamı olarak inandığı, yaşadığı ve tanık olduğu olayları şiirlerine taşımasıdır. O nun hiçbir şiiri yoktur ki, konusunu cemiyetten almamış olsun.
Çanakkale şiiri bir büyük savaşın bir büyük bir mücadelenin sözcüklerde tecessüs etmişi halidir. İstiklal Marşı, milli mücadeleyi bütün veçhesiyle ruhunda duymuş, yaşamış ve tanık olmuş bir şairin halkına seslenişidir.
Mehmet Akif, şiirlerini oturduğu yerde bir ilham sonucu kaleme alan bir şair değildir. Davası, derdi ve bir medeniyet tasavvuru olan adamdır. Yüreği milleti için çarpan biridir. Mehmet Akif in şahsiyeti tanımlanmadan onun yazdığı şiir ve nesirler tanımlanamaz. Yaşadığı dönemi bilmeden, çektiği acıları, yaşadığı sıkıntıları ve İmparatorluğun içinde bulunduğu durumu kavramadan onun şiirlerini anlamak mümkün değildir.
Milletlerin tarihlerinde dönüm noktası olan anlar ve bu anlarda ortaya çıkan değerler vardır... Bu değerleri tanımadan, tarihin dönüm noktalarını ne tanıyabilir ne de tanımlayabilirisiniz. Milli Mücadelenin sürdüğü ve Cumhuriyetimizin kurulduğu yıllarda âlim, aydın ve şair kimliğiyle öne çıkan Milli Şairimiz Mehmet Akif i tanımadan Anadolu da verilen mücadele ruhunu anlayamazsınız...
Mehmet Akif, âlim/aydın kimliğiyle Anadolu ya geçerken merkezi ve kenarı tanıyan bir halk adamıdır... Medrese eğitimi almış, camilerde vaaz verebilecek bilgi ve birikime bir din adamıdır... Kur an-ı Kerim i tercüme edebilecek kadar dini bilgi ve birikime sahip çağdaş bir âlimdir... Aldığı üniversite eğitimi ve fen ilimlerine aşinalığıyla bir ilim adamıdır... Yaratılıştan edebiyat ve sanata düşkün olması dolayısıyla iyi bir şairdir. Mehmet Akif, bütün bunların ötesinde, Anadolu işgale uğradığında imparatorluk topraklarını karış karış dolaşan bir vatanperverdir... O aydın/entelektüel hastalığı olan "fildişi kuleye" sığınıp olaylara seyirci kalmamıştır... Çağının tanığı bir dava adamıdır...
İstiklal Marşı nın yazılışı ve Mehmet Akif Ersoy un bu milletin hafızasında özel ve önemli bir yeri vardır. Mehmet Akif Çanakkale Savaşı nın yaşandığı bir sırada, bir görev gereği Anadolu dan uzaklardadır. Çanakkale Savaşı nın yaşandığı sırada kendisi Ortadoğu çöllerinde bir tren istasyonunda "Çanakkale Şiirini" yazmıştır. Öyle ki, bu savaşın acısını mısralara öylesine güçlü bir şekilde dökmüştür ki, onun yalnız ruhuyla değil, bedeniyle de Çanakkale Savaşı nda olduğunu sanırsınız...
Çanakkale şiirindeki her sözcük savaşın acısı ve heyecanını bütün çıplaklığıyla ortaya koymakta ve savaşı dışarıdan değil, içerden (yaşayan) bir şahit olarak anlatmaktadır. Her mısrası ruha işleyen bu satırlar yalnızca şiirin gücünü göstermez, Mehmet Akif in Milli Mücadeledeki çarpan kalbini, ürperen ruhunu, inanmışlığını, umudunu ve büyüklüğünü gösterir.
Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhîdi...
Bedr in aslanları ancak bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe," desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitab...
Seni ancak ebediyyetler eder istiab.
"Bu taşındır," diyerek Kâbe yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ nâmiyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmiyle;
Ebr-i nisanı açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyya yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem,
Gündüzün fecr ile âvizeni lebrîz etsem;
Tüllenen mağribi akşamları sarsam yarana,
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana..."
Bu mısralar ancak iman ve azimle yazılabilinir...
İstiklal Marşı Mehmet Akif ile milletinin Milli Mücadele hikâyesidir. Ve İstiklal Marşı Milli Mücadelemiz üzerine yazılmış en büyük şiirdir... İstiklal Marşı nın yazılışına karar verildiğinde ilk akla gelen isim Mehmet Akif tir. Vaat edilen mükâfat sebebiyle müsabakaya katılmayan, ancak şairliği ve bu konudaki kabiliyeti herkes tarafından bilinen Mehmet Âkif ten Maarif Vekili Hamdullah Suphi ve Balıkesir Mebusu Hasan Basri (Çantay) böyle bir şiiri ancak kendisinin yazabileceğini beyanla bir şiir talep ederler. Hasan Basri (Çantay) ve Hamdullah Suphi nın ısrarları sonucu yazılan şiir, Meclis tarafından beğenilerek okunmuş ve Millî Marş olarak kabul edilmiştir. Bunun üzerine 12 Mart 1921 günü kabul edilen ve milletin ruhuna ve ordumuzun kahramanlığına ithaf edilen marş, Maarif Vekili Hamdullah Suphi tarafından yeniden okunmuş, milletvekilleri tarafından ayakta dinlenilerek büyük bir coşkuyla alkışlanmıştır.
İstiklal Marşı gibi muhteşem bir şiiri, Mehmet Akif in iki gün gibi kısa bir sürede yazması hayret edilecek bir durumdur. Taceddin Dergâhı nda İstiklal Marşı na yoğunlaştığı bir sırada, gece uykusundan kalkıp ışığı yakacak fırsatı bulamadan İstiklal Marşı nın bazı kıtalarını odanın duvarına çiziktirmesini bu hayret makamında değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum... Bu aynı zamanda Milli Mücadeleyi ruhunda yaşayan şairin, zamanı ve yeri geldiğinde, önceden ruhunda ve kafasında bitirdiği şiiri kaleme dökmesinden başka bir şey değildir...
Milli Mücadelemizin bayraklaştığı en büyük edebi metin hiç kuşkusuz İstiklal Marşı dır. İstiklal Marşı nın yazılması, kabul edilmesi ve Meclis te okunurken Mehmet Akif Ersoy un ortaya koymuş olduğu müstesna tavır bu milletin hafızasından silinmeyecek izler bırakmıştır. Mehmet Âkif in İstiklal Marşı nı kaleme aldığı Ankara günlerinde oldukça büyük maddî sıkıntılar içindedir. Öyle ki, İstiklal Marşı nın okunacağı gün, Meclis e giderken yakın arkadaşı Hasan Basri Çantay ın paltosunu ödünç almıştır. Böylesine bir maddi sıkıntı içinde olmasına rağmen yine de kendisine vaat edilen ödülü kabul etmemiş, Dâru l-Nisaiye ye bağışlamıştır. Sonraki yıllarda, İstiklâl Marşı gibi bir şiirin yeniden yazılıp yazılamayacağı tartışmalarına ise; "Allah bu millete bir daha böyle bir marş yazdırmasın!" sözleriyle karşılık vermiştir. Akif bu anlamda üstün ahlakı ve erdemli kişiliğiyle ve inanmışlığıyla mümtaz bir şahsiyettir.
Mehmet Akif kadar kendisini milletiyle özdeşleştiren, milletinin derdiyle dertlendiren başka bir isim yoktur. Zira Mehmet Akif, İstiklal Marşı nın her satırında milletine seslenirken gerçekte kendine seslenmektedir. Örneğin;
"Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana vadettiği günler hakkın.
Kim bilir belki yarın... Belki yarından da yakın"
diye seslendiği millettir... Bir başka mısrada ise bu defa kendini tanımlar;
"Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım."
Mehmet Akif yalnız şiiriyle büyük değil, kişiliği, şahsiyeti ve samimiyetiyle büyük bir adamdır. "Akif in ahlakı, dünyada tek başın kalınsa bile yaşanacak bir ahlaktır" nitelemesinde bulunanlar, onun işte bu insani büyüklüğüne işaret etmektedirler. Yine onun şiiri için: "Edebiyat tarihi ondan daha büyük bir İslam ve Türk şairi tanımamıştır" denilmektedir. Bu söz bir hakkı teslimden başka bir şey değildir. O nun Milli ve İslam Şairi oluşunu yazdığı şiirler, savunduğu fikirler ve ortaya koyduğu davranış biçimi fazlasıyla teyit etmektedir... İstiklal Marşı vatanın, milletin sesidir. Bu ses Mehmet Akif in kaleminden çıkan, yüreğinden dökülen ve İstiklal Marşı ile dünden bugüne, bugünden yarına kalacak tek sestir...