Sivas’ın Kangal ilçesinde bulunan ve “doktor balıklar” ile ünlenen Balıklı Kaplıca, önce ruhsat gerekçesiyle mühürlendi, ardından Cumhurbaşkanlığı kararıyla içine dahil edilmediği halde “Balıklıgöl Tabiat Parkı” olarak ilan edildi. Sürecin ani ve belirsiz ilerlemesi, hasta vatandaşlardan işletmeciye kadar birçok kesimde tepkilere yol açtı.
31 Ocak 2025 tarihinde, Kangal Balıklı Kaplıcası, işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı olmadığı gerekçesiyle mühürlendi. O sırada tedavi gören pek çok hasta kaplıcadan çıkarıldı, ancak eksikliklerin giderilmesi için işletmeye herhangi bir süre tanınmadı. Kaplıca alanının büyük bölümü İl Özel İdaresi tarafından inşa edilmişti ve özel bir şirket tarafından 1995’te 30 yıllığına “yap-işlet-devret” modeliyle kiralanmıştı.
13 Temmuz’da alınan yeni bir Cumhurbaşkanlığı kararıyla, kaplıcanın içinde yer aldığı bölge “Balıklıgöl Tabiat Parkı” olarak ilan edildi. Ancak kaplıca aslında göl niteliği taşımıyor. Bu isim ve statü değişikliği, akıllara "İşletme mi hedef alınıyor?" sorusunu getirdi. Tesisin 2039 yılına kadar geçerli jeotermal su işletme ruhsatı bulunmasına rağmen, park ilanıyla kazanılmış hakların ne olacağı belirsiz hale geldi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, yaşananları Meclis gündemine taşıdı. Karasu, özellikle hastaların mağduriyeti, işletmenin ruhsat durumu ve “tabiat parkı” ilanının yasal dayanaklarını sorguladı.
“Bu kaplıca, yalnızca Sivas’ın değil, Türkiye’nin de sağlık turizminde yüz akıdır. Sağlık Bakanlığı tarafından denetlenen, geçerli ruhsatla çalışan bir tesisin bir sabah mühürlenmesi, ardından ‘göl’ olmayan bir yere Balıklıgöl adı verilerek park ilan edilmesi kabul edilemez,”
diyen Karasu, alınan kararların ardında farklı hesaplar olabileceği endişesini dile getirdi.
Öte yandan, bölgede şifa arayan vatandaşlar da kaplıcanın kapalı olmasından dolayı mağdur olduklarını ifade ederken, bölge esnafı ve turizm işletmeleri de ekonomik daralma yaşandığını belirtiyor.
Karasu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a yönelttiği sorularla sürecin şeffaflıktan uzak ilerlediğine dikkat çekti. Park ilanı öncesinde hazırlanan bilimsel raporların olup olmadığını, milletvekilleri veya bürokratların bu süreçteki etkisini ve kaplıca işletmesinin geleceğinin nasıl planlandığını kamuoyu adına sorguladı.

