reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11
sivas360 Gündem Şam'daki Sednaya Hapishanesi: Esad Rejiminin Karanlık Yüzü ve İnsan Hakları İhlalleri

Şam'daki Sednaya Hapishanesi: Esad Rejiminin Karanlık Yüzü ve İnsan Hakları İhlalleri

Şam'daki Sednaya Hapishanesi: Esad Rejiminin Karanlık Yüzü ve İnsan Hakları İhlalleri

MUHABİR: Haber Merkezi

Suriye'de Esad rejiminin 2024 yılı itibariyle sona ermesinin ardından, özellikle ülkenin en karanlık köşelerinden biri olan Sednaya Hapishanesi'nin geçmişi ve iç yüzü, uluslararası kamuoyunun dikkatini yeniden çekiyor. Şam’ın 30 kilometre kuzeyinde, 1980'li yıllarda inşa edilmeye başlanan ve "insan mezbahası" olarak adlandırılan Sednaya, Esad ailesinin diktatörlüklerine karşı çıkanları susturmak için uzun yıllar kullanılan bir tesis olarak tarihe geçti.

Sednaya Hapishanesi’nin Tarihi

Sednaya, 1980’li yılların başında, Esad ailesinin iktidarını güçlendirmek için inşa edilen bir hapishane olarak açıldı. Başlangıçta, Hafız Esad’ın rejimine karşı çıkan subaylar ve askerler için yapılan Beyaz Bina ve rejim karşıtları ve muhalifler için kullanılan Kırmızı Bina olmak üzere iki ana bölümden oluşuyordu. 1987 yılında, yani Hafız Esad’ın iktidarının 16. yılında ilk mahkumlar bu tesise getirildi. Zamanla büyüyen ve daha fazla mahkum barındırabilen hapishane, 2011'de Suriye'de iç savaşın patlak vermesiyle daha da korkunç bir hale geldi.

İnsan Hakları İhlalleri ve İşkenceler

Sednaya, insana karşı uygulanan vahşi işkencelerle tanındı. Eski mahkumlar ve eski gardiyanlar, hapishanenin karanlık geçmişini gün yüzüne çıkaran bilgiler sundular. Uluslararası Af Örgütü'ne göre, Kırmızı Bina'da tutulan tutuklular, uzun süreli işkencelere, açlık ve ilaçsızlığa maruz kalıyorlardı. Ayrıca, esirlerin büyük çoğunluğu infaz edilmek üzere gece yarısı Beyaz Bina'ya götürülüyor ve burada idam ediliyordu. Bu idamların çoğu, kurbanların gözleri bağlanarak ve onları infaz odalarına götürerek gerçekleştiriliyordu.

Eski gardiyanlar, infazların düzenli olarak yapıldığını, öğle saatlerinde ölüm listelerinin belirlendiğini, ardından mahkumların dar bir hücreye kapatıldığını ve idam için infaz odasına taşındıklarını belirttiler. Çeşitli işkence yöntemlerinin yanı sıra, mahkumların bedenlerinin yakılması için bir krematoryumun inşa edildiği de öne sürülüyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, bu krematoryumun, Esad rejiminin toplu katliamlarını gizlemek için inşa edildiğini belirtmiştir. Yapılan uydu görüntülemeleri, küçük bir yapının krematoryuma dönüştüğünü gösteriyor.

Sednaya Hapishanesi ve Uluslararası Tepkiler

Sednaya, uluslararası insan hakları kuruluşları tarafından "ölüm kampı" olarak adlandırılmaktadır. 2011 ve 2018 yılları arasında, bu hapishanede 30 binden fazla tutuklunun öldüğü belirtiliyor. Sednaya'da kaybolan binlerce insan, hala akıbeti belirsiz olan kayıplar arasında yer alıyor. 2011’de başlayan iç savaşın ardından, özellikle Esad rejimine karşı direnişe katılan binlerce sivil, tutuklanıp burada hapsedildi. Birçok eski mahkum, bu süre zarfında yaşadıkları korkunç işkenceleri, açlık ve ilaçsızlık nedeniyle ölen arkadaşlarını anlattı.

Birçok insan, Sednaya'dan sağ kurtulmuş olsa da, hapishanede yapılan sistematik işkenceler ve infazlar, hala unutturulmamış bir travma olarak toplumu etkilemektedir. 2022 yılında Türkiye merkezli Sednaya Hapishanesi'nde Kaybolan Tutuklular Derneği (AMSDP), serbest bırakılan mahkumların ifadelerine dayanarak, 2018-2021 yılları arasında en az 500 tutuklunun infaz edildiğini belirtmiştir. Bu infazların, insan hakları ihlalleri ve adaletin yokluğu konusunda önemli bir gösterge olarak kabul edilmektedir.

Sednaya'da Yaşanan Kayıplar ve Geriye Kalan Sorular

Esad rejimi, uluslararası kuruluşların ve insan hakları savunucularının yaptığı suçlamaları her zaman reddetmiştir. Ancak bu suçlamaların gerçeğe dayandığına dair pek çok kanıt bulunmuştur. Rejim, insan hakları gruplarının raporlarını temelsiz ve doğruluktan yoksun olarak nitelendirmiştir. Ancak, Suriye'de Sednaya gibi karanlık yerlerde yaşanan zulüm, dünya çapında büyük bir öfkeye yol açmış ve birçok insan, kaybolan yakınlarını aramaya devam etmektedir.

Uluslararası Af Örgütü, Sednaya'da kaybolan ya da hala tutuklu bulunan kişilerin ailelerine, Esad rejiminin çöküşüyle birlikte uzun yıllar sonra dahi kayıp sevdiklerinin akıbetini öğrenebileceği umudu sunmaktadır. Ancak, birçok ailenin hala son derece belirsiz bir durumda olduğu ve kayıp kişilerin akıbetinin öğrenilmesinin uzun yıllar alabileceği de göz önünde bulundurulmaktadır.

Suriye’deki Gelecek ve Sednaya'nın Anlamı

Esad rejiminin devrilmesinin ardından, Sednaya Hapishanesi'nin geleceği ve burada yaşananlara dair daha fazla bilginin ortaya çıkması bekleniyor. Ancak, hapishanenin iç yüzü, Suriye'nin karanlık geçmişinin sembolü olarak kalmaya devam edecektir. İnsan hakları savunucuları, buradaki zulümlerin dünyaya duyurulması ve sorumluların hesap vermesi gerektiğini vurguluyor. Bu noktada, Sednaya'nın tarihi sadece bir hapishane olarak değil, aynı zamanda Suriye'deki sistematik işkencelerin, kayıpların ve insan hakları ihlallerinin bir simgesi olarak anılacaktır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...