Okul Baskınında Şok Görüntüler: İdareciler Kaçtı İddiası
Kahramanmaraş Dulkadiroğlu ilçesinde yer alan Ayser Çalık Ortaokulu'nda 15 Nisan tarihinde 8. sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli tarafından gerçekleştirilen ve öğretmen Ayla Kara ile birlikte 9 öğrencinin yaşamını yitirdiği, 15 öğrencinin ise yaralandığı silahlı katliama ilişkin adli soruşturmada çarpıcı bir gelişme kaydedildi. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çok yönlü tahkikat kapsamında, okul yerleşkesine ve eklentilerine ait güvenlik kamerası kayıtları detaylı incelemeye alındı.
Yapılan teknik incelemeler neticesinde; okul müdürü C.K. ile müdür yardımcısı F.B.'nin, baskın anında duyulan ilk silah seslerinin hemen ardından öğrencileri ve personeli geride bırakarak süratle okul binasını terk ettikleri belirlendi. Savcılık, görevli idarecilerin can pazarının yaşandığı kritik anlarda görev yerlerini terk etmeleri nedeniyle resen işlem başlattı.

İdareciler ve Öğretmenler Hakkında Soruşturma Talebi
Okul yönetiminin kriz anındaki tutumu üzerine Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, "terk suçu" ve "suçu bildirmeme" isnatlarıyla okul müdürü C.K. ve müdür yardımcısı F.B. hakkında 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un 3/j maddesi doğrultusunda Kahramanmaraş Valiliği'nden resmi soruşturma izni talep etti.
Dosyaya giren belgelere göre, adli süreç sadece okul müdürlüğü kademesiyle sınırlı kalmadı. Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişlerince tanzim edilerek 18 Ağustos tarihinde savcılığa iletilen resmi evraklarda, okul öğretmenlerinden A.T.'nin de dehşet anlarında okul binasından ayrıldığı saptandı ve hakkında tevdi raporu düzenlendi.

Rehber Öğretmenin İhmali ve İtiraz Edilen Tanıklık
Müfettiş incelemelerinde rehberlik servisine yönelik kritik tespitler de gün yüzüne çıktı. Okulun rehber öğretmeni E.İ. hakkında, saldırgan İsa Aras Mersinli'nin risk grubunda ve korunmaya muhtaç çocuk statüsünde bulunmasına rağmen 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 6. maddesi gereğince Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü'ne yasal bildirimde bulunmadığı gerekçesiyle tevdi raporu hazırlandığı bildirildi.
Başsavcılık, ilgililer hakkında ön inceleme yürütülerek soruşturma izni verilmesi yönünde adımların atılmasını istedi. Öte yandan, Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 4 Eylül günü görülen ilk celsede rehber öğretmen E.İ.'nin mahkeme heyeti tarafından "tanık" sıfatıyla dinlenmesi mağdur ailelerin avukatlarının sert tepkisine yol açtı.

Öğrenci ailelerinin vekili Avukat Furkan Mehmet Cinkara, duruşma salonundaki beyanında hukuki çelişkiye dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
"Huzurda tanık sıfatıyla dinlenen İ.E'nin az önce verdiği beyanlar, müvekkillerimin mağduru olduğu fiildeki doğrudan sorumluluğunu ve hakkındaki somut suç şüphesini açıkça ortaya koymuştur. Müvekkillerimin haklarını ihlal eden, fiilin asli faili veya iştirakçisi konumunda bulunma şüphesi altındaki bir kişinin 'tanık' sıfatıyla ve yemin ettirilerek dinlenmesi, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun temel ilkelerine aykırıdır."
Rehber öğretmenin beyanlarının tanık delili sayılamayacağını belirten Cinkara, itirazlarını şu sözlerle sürdürdü:
"Bu doğrultuda İ.E'nin tanık sıfatıyla alınan beyanlarına usul ve esasa ilişkin açıkça itiraz ediyoruz. Sayın Mahkemenizce şahıs hakkında derhal Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasını, yürütülecek tahkikat neticesinde dosyaya 'sanık' sıfatıyla dahil edilmesini ve tutanaklara geçen beyanlarının tanık delili olarak kesinlikle kabul edilmeyerek aleyhe olan kısımlarının reddini talep ediyoruz."

Mağdur Ailelerin Avukatından İhmal Vurgusu
Dava süreci ve idari sorumluluklara ilişkin hukuki değerlendirmelerde bulunan Avukat Cinkara, kamu görevlilerinin sorumluluk zincirindeki rollerinin sonuna kadar araştırılması gerektiğini vurguladı:
"Aynı konudan şüpheli olarak soruşturma geçiren birinin yemin ettirilerek tanık sıfatıyla dinlenmesi açıkça hukuka aykırıdır. Ancak meselenin sadece usul boyutuyla sınırlı kalmaması gerekir. 15 Nisan'da Ayser Çalık Ortaokulu'nda yaşanan bu elim faciada evlatlarımızı ve kıymetli öğretmenimizi kaybettik. Bu süreçte kamu görevlilerinin ve yetkililerin idari veya denetim yönünden en ufak bir zafiyeti, yüzde 1 dahi ihmali varsa bunun sonuna kadar üzerine gidilmelidir. Yargılama makamlarının ve idarenin her türlü ihmalinin takipçisi olmak, şehit olan yavrularımıza, hayatını kaybeden öğretmenimize ve onların gözü yaşlı ailelerine karşı boynumuzun borcudur. Suçta ve ihmalde payı olan herkes adalet önünde hesap verene kadar hukuki mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz."