ÖĞ-DER GENEL BAŞKANI iSMAİL HAKKI AKKİRAZ: DERSHANE KAVGASI BİR TUZAK
14/12/2013 Tarihinde ÖĞDER Sivas şubesinin düzenlemiş oldu İstişare toplantısına katılan Genel Başkan İSMAİL HAKKI AKKİRAZ ülkemizin eğitim sorunlarını ve konularını bir bir ele alarak çözüm yolları konusunda bir basın açıklaması yaptı.
Basın açıklamasından bölümler:
Dersane kavgasının bir iktidar ve güç kavgası olduğunu söyleyen ÖĞ-DER Genel Başkanı İsmail Hakkı Akkiraz, " Bu kavga, eğitimi daha kaliteli hale getirmek için yapılıyor da değildir. Aslında daha temel meseleler gündeme gelmelidir. İçinde terbiye olmayan bir eğitim anlayışına sahibiz. Bu eğitim anlayışı ıslah etmiyor ifsat ediyor."dedi.
ÖĞ-DER Genel Başkanı İsmail Hakkı Akkiraz, öğretmenlere yaptığı konuşmada, dershane kavgasının bir bir iktidar ve güç kavgası olduğunu söyledi. Bu kavganın, eğitimi daha kaliteli hale getirmek için yapılmadığını dile getiren Akkiraz, "Eğitimin en temel konuları gündeme bile getirilmemektedir. Müslüman halkın evlatlarına materyalist, inkarcı, çağdaş batının cahiliyesini benimseyen bir eğitim anlayışı dayatılmaktadır. İçinde terbiye olmayan bir eğitim anlayışına sahibiz. Bu eğitim anlayışı ıslah etmiyor ifsat ediyor." şeklinde konuştu.
Dershanecilerin bugün kadife darbecilerin satranç tahtasında, kendilerine biçilen rolü oynadıklarını ileri süren Akkiraz, bu konuda şunları söyledi:"Taksim hadiseleri nasıl dört ağaç bahane edilerek başlatılmış, dinlisi, dinsizi, başörtülüsü, mini eteklisi nasıl bir araya getirilmiş ise, bugün de dershaneler üzerinden yeni bir çatışma alanı üretilmeye çalışılmaktadır. Bu çatışmanın en önemli özelliği ve ciddiye alınması gereken yanı, aynı dünyanın insanlarının karşı karşıya getirilmiş olmasıdır. Şeytan tuzağını kurmuş avını beklemektedir."
Henry Kissinger in "Bundan böyle asıl çatışma İslam ın kendi içinde olacaktır. Ortadoğu da yaşananlara baktığımızda bundan başka bir şey görmüyoruz. Libya da, Irak ta, Suriye de, Afganistan da ve bütün çatışma bölgelerinde Müslümanlar birbiriyle savaşmaktadır." şeklindeki sözünü aktaran Akkiraz, siyonistlerin kardeşi kardeşe kırdırma planının işleme konulduğunu vurguladı. Akkiraz daha sonra dershaneler konusundaki görüşlerini şöyle sürdürdü:" Bu nedenle bu ülkeyi seven herkes, özellikle de Milli Görüşçüler, her zamankinden daha duyarlı olmak zorundadırlar. Dershaneler savaşında takınacağımız tavır, taraflardan birisinin yanında olmaktan ziyade, Islahçı bir duruş ortaya koymaktır. Nitekim Milli Görüşçü bir kuruluş olan ÖZ-DER in öncülüğünde oluşan heyet, taraflara itidal çağrısında bulunmuş ve hazırladığı raporlar, sunduğu çözüm önerileriyle de tansiyonun düşmesinde ve meselenin çözümünün makul bir takvime bağlanmasında etkili ve yol gösterici olmuştur."
Dershane konusu ön plana getirilirken eğitim öğretimin diğer önemli sorunlarının gündem dışına itildiğini söyleyen İsmail Hakkı Akkiraz, " Hayat bilgisi kitabında hayat anlatılmakta, hayatı yaratan Allah tan tek satırla bile söz edilmemektedir. Kainatın sahibi Allah tır. Bütün bir kainat anlatılıyor, ancak bu kainatı yoktan yaratan Allah yok sayılıyor. Dershane tartışması yapılırken eğitimin bu sıkıntısı görülmüyor. Karma eğitim konusu konuşulmuyor, konuşanlar susturuluyor. İnancından dolayı örtünmek isteyen ve lisede okuyan bir öğrenciye örtünme hakkı verilmiyor. Örtünerek okumak istiyorsan İmam Hatip okuluna gideceksin, liselerde, diğer meslek liselerinde inansan da inanmasa da başını örterek okuyamazsın deniliyor."dedi.
KONUŞMANIN TAM METNİ
ÖĞ-DER Genel Başkanı İsmail Hakkı Akkiraz ın basın açıklaması. 14/12/2013
. Rabbimizden bu çalışmalarımızı en büyük zaferlere, iki cihan saadetimize, en büyük manevi mükâfatlara vesile kılmasını dileriz.
Ülkemizde ve dünyada meydana gelen eğitim ve diğer olayları Milli Görüş açısından değerlendirmek ve bu görüşlerimizi kamuoyu ile paylaşmak bizim en temel görevlerimizdendir.
Dershaneler savaşı, karma eğitim, seçmeli dini dersler ve öğretmen açığı, kılık kıyafet,
muhteva ve kitaplar sorunu, öğrenci merkezli disiplin anlayışı, eğitimsiz öğretim, atanamayan öğretmenler, öğretmenliği elinden alınan ilahiyat mezunları, ibadet hürriyetinin önüne konan engeller ve daha nice sıkıntılar, ülkemizdeki eğitim problemlerinden öne çıkanlardır.
Türkiye bölgesinde Osmanlının mirasçısı olan bir ülkedir, bu özelliği ile de Batı, AB, ABD, Siyonizm, Rusya ve müttefikleri tarafından kendi haline bırakılmamaktadır. Küresel göçler bölgede güçlü bir Türkiye istememektedir. Bunun için, din ve ahlakta çöküş yaşayan, talim ve terbiyesi problemli, ekonomisi dışa bağımlı, üretmeyen, borçlu, siyaset, idare ve hukuken sıkıntılı bir Türkiye işlerine gelmektedir. Oynanan bir büyük oyun vardır. Türkiye, oynanan bu büyük oyun için ayak bağı olmasın diye, bu güçler tarafından içerde tezgâhlanan küçük oyunlarla meşgul edilerek, yalnızlığa itilmek, çökertilmek ve bölünmek istenmektedir.
Yıllarca terör belasıyla boğuşan Türkiye, bundan kurtuldum dediği bir anda gezi olaylarıyla sarsılmıştır. Gezi olayları zıt kutuplar arasında meydana gelmiş bir olay olarak planlanmış ve sahnelenmiştir. Bu olayı tezgâhlayanlar arasında alman vakıfları, ABD li büyük vurguncu Soros un açık toplum vakfı ve bu iki vakfın işbirlikçisi yerli bazı STK ve gurupların bulunduğu aşikârdır. Bu olaylar esnasında ciddi paraların aktarıldığı da basında yer almıştır. Bu olayların sonunda taraflar istediklerini almışlardır. Petrol kanunu bu olayların en şiddetli anında meclisten geçirilmiştir. Böylelikle küresel güçler Türkiye nin yer altı kaynakları üzerinde ciddi imtiyazlar elde etmiştir. Bu kanun, meclisten geçtikten sonra olaylar, aşamalı olarak yerini sükûnete bırakmıştır. Bize göre önümüzdeki yerel seçimler, Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimler göz önüne alınarak çizilmiş bir yol haritası söz konusudur.
Ülkemizde planlanan bir başka çatışma alanı da dershaneler konusu olmuştur. İktidarın dershaneleri kapatacağını ilan etmesi, kadife darbe organizatörlerine istenen fırsatı vermiş ve yeni müttefikler elde etmenin yolunu açmıştır. Bugün, iktidar ve dershaneciler, farkına varsınlar veya varmasınlar, kadife darbecilerin satranç tahtasında, kendilerine biçilen rolü oynamaktadırlar. Taksim hadiseleri nasıl dört ağaç bahane edilerek başlatılmış, dinlisi, dinsizi, başörtülüsü, mini eteklisi nasıl bir araya getirilmiş ise, bugün de dershaneler üzerinden yeni bir çatışma alanı üretilmeye çalışılmaktadır. Bu çatışmanın en önemli özelliği ve ciddiye alınması gereken yanı, aynı dünyanın insanlarının karşı karşıya getirilmiş olmasıdır. Şeytan tuzağını kurmuş avını beklemektedir.
Her yerde olduğu gibi kardeşi kardeşe kırdıracaktır. Henry Kissinger in şu mütalaası unutulmamalıdır: "Bundan böyle asıl çatışma İslam ın kendi içinde olacaktır." Orta doğuda yaşananlara baktığımızda bundan başka bir şey görmüyoruz. Libya da, Irak ta, Suriye de, Afganistan da ve bütün çatışma bölgelerinde Müslümanlar birbiriyle savaşmaktadır.
Ortadoğu da yeni bir çatışma alanı olarak mezhep çatışmasının zemini hazırlanmaktadır. İran ın AB üzerinden ABD ile yakınlaşması, İsrail öncülüğünde Sünni Arap yönetimlerinin bir araya gelmesi ve bir anti Şia cephesi oluşturulması doğru okunmalıdır. Şimon Peres in telkinlerinden sonra, Suudi prensinin "En büyük tehlike İsrail değil, İran dır" açıklaması anlamlıdır.
Bu nedenle bu ülkeyi seven herkes, özellikle de Milli Görüşçüler, her zamankinden daha duyarlı olmak zorundadırlar. Dershaneler savaşında takınacağımız tavır, taraflardan birisinin yanında olmaktan ziyade, Islahçı bir duruş ortaya koymaktır. Nitekim Milli Görüşçü bir kuruluş olan ÖZ-DER in öncülüğünde oluşan heyet, taraflara itidal çağrısında bulunmuş ve hazırladığı raporlar, sunduğu çözüm önerileriyle de tansiyonun düşmesinde ve meselenin çözümünün makul bir takvime bağlanmasında etkili ve yol gösterici olmuştur.
Dershane kavgası bir iktidar ve güç kavgasıdır. Bu kavga, eğitimi daha kaliteli hale getirmek için yapılıyor da değildir. Eğitimin en temel konuları gündeme bile getirilmemektedir. Müslüman halkın evlatlarına materyalist, inkarcı, çağdaş batı cahiliyesini benimseyen bir eğitim anlayışı dayatılmaktadır. İçinde terbiye olmayan bir eğitim anlayışına sahibiz. Bu eğitim anlayışı ıslah etmiyor ifsat ediyor. Ağzı bozuk, sevgisiz ve şefkatsiz bir nesil yetişiyor. Okutulan kitapların içinde bulunan bilgiler, Müslüman milletimizin inanç esaslarına, edep ve terbiye kurallarına uygun değildir. Dini içerikli kitaplar hariç, diğer bütün ders kitaplarında yaratan yaşatan, yöneten, hak ve adalet ölçüsünü koyan Allah ile kulu insan arasındaki bütün bağlar yok sayılıyor. Hayat bilgisi kitabında hayat anlatılmakta, hayatı yaratan Allah tan tek satırla bile söz edilmemektedir. Kainatın sahibi Allah tır. Bütün bir kainat anlatılıyor, ancak bu kainatı yoktan yaratan Allah yok sayılıyor. Dershane tartışması yapılırken eğitimin bu sıkıntısı görülmüyor.
Karma eğitim konusu konuşulmuyor, konuşanlar susturuluyor. İnancından dolayı örtünmek isteyen ve lisede okuyan bir öğrenciye örtünme hakkı verilmiyor. Örtünerek okumak istiyorsan İmam Hatip okuluna gideceksin, liselerde, diğer meslek liselerinde inansan da inanmasa da başını örterek okuyamazsın deniliyor. Yönetmelik: "MADDE 3- (6) Kız öğrenciler, imam-hatip ortaokul ve liseleri ile çok programlı liselerin imam-hatip programlarında tüm derslerde, ortaokul ve liselerde ise seçmeli Kur an-ı Kerim derslerinde başlarını örtebilir. MADDE 4- Öğrenciler; e) Okul içinde baş açık, saçlar temiz ve boyasız olarak bulunur, makyaj yapamaz, bıyık ve sakal bırakamaz. 3 üncü maddenin altıncı fıkrası hükümleri saklıdır." Bu konuyu konuşan yok.
Seçmeli Kur an dersi 2012-2013 yılında 647.397 öğrenci tarafından seçilirken, bu yıl 349.492 öğrenci tarafından, Hz. Muhammedin Hayatı dersi 2012-2013 yılında 426.836 öğrenci tarafından seçilirken, bu yıl 213.967 öğrenci tarafından, Temel Dini Bilgiler dersi 2012-2013 yılında 212.134 öğrenci tarafından, seçilirken bu yıl 97.680 öğrenci tarafında seçilmiştır. Bu gerilemeyi kimse konuşmuyor. Bu dersler seçilse bile öğretmen yetersizliği yüzünden boş geçiyor, İlahiyat Fakültesi mezunları öğretmen olarak atanamıyor, bu konuyu kimse konuşmuyor. Eğitimin disiplin konusunu konuşan yok, öğretmenin terbiye etme hakkı elinden alınmış, konuşan yok, öğrenci velileri tarafından mahkemeye verilmiş ve tehdit edilmiş öğretmenlerin durumunu konuşan yok. Eğitimin çivisi çıkmış, konuşan yok. Biz böyle bir tartışmanın tarafı olamayız.
Eğitim Sistemimiz, yıllarca batılı eğitimcilerin teklif ve tavsiyelerine göre şekillenmiştir. Bu ise müfredatın İslam ve değerlerinden arındırılması sonucunu önümüze koymuştur. Yetişen nesiller batılı değerleri önemserken, İslam ve değerlerinden habersiz kalmıştır. Bu anlayıştan hayır gelmeyeceğini bir kez daha hatırlatıyoruz. Milli Eğitim Müfredatı sil baştan İslam Dini gözetilerek yeniden düzenlenmelidir. Milli Eğitim Sistemi içine düştüğü bu aciz durumdan ancak, Milli Görüşe dönerek kurtulacağı inancındayız.
Öneriler
Şuurlu Öğretmenler Derneği (ÖĞ-DER) olarak kökten çözüm için aşağıdaki hususların önemsenmesini teklif ediyoruz.
" Eğitimde derhal AB değerlerinden vazgeçilmelidir.
" Şekille ilgili düzenlemelerden ziyade eğitimin temel problemlerine kalıcı çözümler üretilmeli, kendi değer yargılarımıza uygun öze yönelik düzenlemeler yapılmalıdır.
" Okullar doğru ve gerekli bilgiyi öğreterek gençleri donanımlı hale getirmelidir.
" Bir milletin, Millî, ahlakî, manevî değerleri ancak eğitim yolu ile sonraki nesillere intikal eder. Eğer manevî ve ahlakî değerler öğretilmezse, materyalist, çıkarcı, şiddete eğilimli, psikolojik rahatsızlıklarla malul nesiller yetişir.
" Eğitim düzelmedikçe toplum düzelmez. Eğitimin düzelmesi ancak kendi değerlerimizi ve ruhumuzu giydireceğimiz anlayış ve şuuru içeren, müfredat programlarıyla mümkündür.
" Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin müfredatı acilen değiştirilmelidir. Bütün konular Kur an ın metodu esas alınarak işlenmelidir.
" Öğretmenlik bir geçinme sebebi olmaktan ziyade, bir peygamberlik mesleğidir. Öğretmenlerimiz bu şuurla yetiştirilmelidir.
" Atanamayan öğretmenlerin ataması yapılmalıdır.
" Karma eğitim terk edilmeli, kız ve erkek ortaokul ve liseleri yeniden açılmalıdır.
" Okullarda ibadetini yapmak isteyen öğretmen ve öğrenciler için mescitler açılmalı, Cuma günü ders saatleri, öğretmenlerin ve öğrencilerin cumaya gitmelerini sağlayacak şekilde yeniden düzenlenmelidir.
" Bütün okullarda kız öğrencilerin örtünmelerini engelleyen hükümler ortadan kaldırılmalıdır.
" Sınav yarışını sonlandıracak düzenleme yapılmalıdır. Mesleki yönlendirme ilkokuldan sonra pedagojik esaslara göre yapılmalı, meslek liseleri cazip hale getirilmelidir.
" Eğitimde köklü bir değişim yapılması halinde Milli Görüşün inançlı kadrolarının gayretli çalışmalarıyla, en yakın zamanda Allah ın lütuf ve yardımıyla "Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya" kurulmuş olacak ve bütün insanlık saadet bulacaktır.