Diyarbakır’da 21 Ağustos 2024 tarihinde kaybolan ve 18 gün sonra cesedi bulunan 8 yaşındaki Narin Güran’ın cinayetiyle ilgili olarak açılan davada savcılık mütalaasını tamamladı. Savcılar, olayın faillerinin, Narin’in ağabeyi Enes Güran, annesi Yüksel Güran, amcası Salim Güran ve itirafçı Nevzat Bahtiyar olduğunu belirterek, tüm sanıklar için "İştirak Halinde Çocuğa Karşı Kasten Öldürme" suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti.
Savcılığın, 14 sayfalık mütalaasında dikkat çeken en önemli unsurlar, sanıkların olay günü ve saati itibarıyla aynı mekânda bulunduklarını kanıtlayan HTS kayıtları ve kriminal inceleme raporlarına dayalı deliller oldu. Bu deliller arasında, TÜBİTAK tarafından yapılan teknik analizlerin ve olayın çözülmesinde kilit rol oynayan telefon görüşmelerinin de yer aldığı belirtildi. Savcılık ayrıca, sanıkların tutukluluk halinin devamını ve Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddesi uyarınca herhangi bir indirim uygulanmamasını talep etti.
Sanıkların Eylemleri ve Delillerin Ortaya Koyduğu Gerçek
Savcılığın sunduğu mütalaada, Anne Yüksel Güran ile amca Salim Güran arasında olay günü yapılan telefon görüşmelerine özel bir vurgu yapıldı. HTS kayıtları, Yüksel Güran ve Salim Güran’ın saat 15.20 ile 15.35 arasında üç kez telefonla konuştuklarını ve bu görüşmelerin ardından Salim Güran’ın olayın gerçekleştiği eve geldiğini gösteriyor. Bu bulgular, suçun işlendiği zaman diliminde sanıkların ortak hareket ettiğini ortaya koyuyor. Ayrıca, cesedin saklanmasında amca Salim Güran’ın önemli bir rol oynadığı ve cesedi, itirafçı Nevzat Bahtiyar’a teslim ettiği ifade ediliyor. Nevzat Bahtiyar’ın, amcanın aracıyla taşıdığı cesedin bulunduğu yere ilişkin ipuçları verdiği ve araç içinde yapılan DNA analizlerinin de bu iddiaları doğruladığı belirtiliyor.
Sanıkların davranışları, ifadeleri ve birbirleriyle olan ilişkilerinin de oldukça çelişkili olduğu vurgulandı. Örneğin, Enes Güran’ın kolundaki ısırık izlerinin gizlenmeye çalışılması ve yüzündeki yaraların açıklamalarının tutarsızlık göstermesi, suçun işlendiği esnada sanıkların suçluluğunu artırıcı unsurlar olarak dikkat çekiyor.
Cesedin Bulunduğu Yer: Yeni Deliller ve Şüpheli Durum
Bir başka çarpıcı detay ise, Narin Güran’ın cesedinin kaybolduğu bölgedeki dere yatağında, daha önce dört kez yapılan aramaların ardından beşinci denemede bulunmuş olması. Daha önce bu bölgedeki aramalar hiçbir sonuç vermemişken, cesedin sonradan bulunması ve itirafçının rolü, olayın çözülmesindeki belirsizlikleri artırıyor. Nevzat Bahtiyar’ın cesedin yerini göstermiş olabileceği ihtimali, bu durumla ilgili soru işaretlerini güçlendiriyor.
Duruşma ve Savunmalar: Hukuki Süreç Devam Ediyor
Mütalaanın ardından, sanık avukatlarına, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatlarına ve Diyarbakır Barosu avukatlarına tebligat yapıldı. 26 Aralık 2024 tarihinde yapılacak duruşma öncesinde sanıkların savunmalarını hazırlamaları için süre verildi. Savcılık, delillerin güçlü ve olayın vahameti nedeniyle bu duruşmada karar çıkmasını bekliyor. Ancak hala, cesedin önceki aramalarda bulunamaması ve sanıkların tutarsız ifadeleri gibi soruların yanıtları belirsizliğini koruyor.
Bu dava, sadece Narin Güran’ın hayatına son veren vahşi bir cinayet davası olarak değil, aynı zamanda ailenin içindeki karmaşık ilişkiler ve suç işleme noktasındaki işbirliklerinin de derinlemesine incelendiği bir hukuki süreç olarak öne çıkıyor. Yargı sürecinin, Narin Güran’ın hayatını kaybetmesinin ardındaki gerçekleri tam olarak ortaya koyup koyamayacağı, toplumda büyük bir merakla bekleniyor.