reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11
sivas360 Gündem MESCİDİ AKSA ONURUMUZDUR

MESCİDİ AKSA ONURUMUZDUR

Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya dönük saldırılara tepkiler çığ gibi büyüyor. Anadolu’nun pek çok şehrinde yapılan gösterilere Sivas’ta dahil oldu.

Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği (ÖZGÜR-DER) Sivas Temsilciliği üyeleri ve vatandaşlar, 9 Kasım Pazar günü saat 12.30’da Kent Meydanı’nda yaşanan son sürece ilişkin bir basın açıklaması yaptı ve müteakibinde bir dua okundu.

Dernek adına Süleyman Ceran’ın okumuş olduğu basın açıklamasında özetle şu fadeler ön plana çıkartıldı.

“İşgalci İsrail, Gazze`de aldığı son yenilgiden sonra Kudüs`te yeni yerleşim kararları ile işgal politikalarını hızlandırmış durumda. Çünkü bu günlerde Gazze`yi boğmaya çalışan ve bunun için İsrail`e gönülden çalışan Mısır`da Sisi cuntası mevcut. Mursi`yi darbe ile indirdikten sonra Gazze`deki direnişi ve Gazze halkını teslim almak için İsrail ile elbirliği halinde Refah bölgesindeki tünelleri yok etmek için çalışma başlattılar. 8 yıldır ambargo altındaki açık hava hapishanesi olan Gazze`den Mısır`a açılan ve adeta nefes borusu olan tünellerin yok edilmesi ve bir daha tünel açılamaması için refah bölgesi, askeri bölge ilan edildi. Yerleşimden arındırılacak bu bölgede tünel yapımını engelleyecek coğrafi değişiklikler yapılması kararlaştırıldı.

Harem-i Şerif’in Müslümanların girişine kapatılması uygulamasında dikkat çekici bir planın uygulanmakta olduğu görülmeli. 2012’de toplam 3 kere, 2013’te ise 8 kere kapatılan Harem-i Şerif’e bu yıl şimdiye dek tam 76 kez Müslümanların girişi engellendi. Yani yaklaşık dört günde bir Harem’in kapatıldığı görülmekte. Bu seyir böyle devam ettiğinde Harem-i Şerif’in önce daha uzun sürelerle ve ardından da bütünüyle kapatılması hiç de sürpriz olmayacaktır.

Ancak dikkat çekilmesi gereken nokta İsrail’in gücü değil, bu çeteye mübarek mekanlarımızı kirletme cüretini suskun İslam dünyasının veriyor olmasıdır. Yani şimdi İsrail askerleri Sivas’ta Ulucami’ye postalları ve silahları ile girseler, ilahi rehberimiz Kur’an-ı Kerimleri yerlere savursalar Sivas’taki Müslümanların tavrı ne olurdu? İşte ilk kıblemiz Mescid-i Aksa için çok daha fazla tepkiyi dillendirmemiz gerekir değilse, siyonist çete bildiğini okumaya devam edecektir.

Ve 5 Kasım`da acı bir ilk daha yaşandı. Siyonist askerler Mescid-i Aksa’nın içine girdiler. Bir grup Yahudinin sabah saatlerinde Megarib kapısından içeri alınmasını protesto eden Filistinlilere saldıran Siyonist askerler Mescid-i Aksa’nın içine girerek işgali bir adım daha öteye taşımış oldular.

Sürecin nereye doğru gittiğini görmek için dünden bugüne yaşananları hatırlamakta yarar var. Eylül 2000’de Likud Partisinin liderliğini yapan Ariel Şaron bütün tepkilere rağmen 1.000 polis eşliğinde Harem-i Şerif’in avlusuna adımını attığında bu cüretkâr eylemi 2. İntifadanın patlamasına neden olmuş ve tüm İslam coğrafyasında büyük bir öfke patlamasına yol açmıştı. Dün Şaron’un Aksa’nın avlusuna adım atması büyük bir infiale yol açarken, bugün Siyonist işgal kuvvetlerinin Mescidin içine girip mihraba kadar kirletmelerinin sıradan bir hadise gibi algılanması gidişatın yönünü göstermektedir.

Filistin halkı elinden geleni yapmakta, kadınlarıyla, gençleriyle direnmektedirler. Yazdan bu yana Kudüs’te bilhassa gençler sürekli sokaklardadır. Kadınlar Aksa’yı canla başla savunmakta, işgalcilere karşı direnmektedirler. Ne var ki, işgal ve kuşatma altındaki Filistin halkıyla birlikte İslam Ümmetinin de Kudüs’e yönelik Siyonist saldırganlığa karşı harekete geçmesi elzemdir. Bu savaş ve çatışma sadece sınırlı bir bölgeyle ilgili değildir. Bu savaş, bütün bölgeyle alakalıdır. Kudüs özgür olmazsa Şam`da, Bağdat da, İstanbul`da özgür olamaz.

Mescid-i Aksa sadece ilk kıblemiz olmasından ötürü önem arzetmiyor. Aksa`yı ve Kudüs`ü önemli kılan iki boyut var: Birincisi sembolik boyut ki ilk kıblemiz olması hasebiyledir. İkincisi ise emperyalizme ve onun işbirlikçilerine karşı direnişi ve onuru besleyen bir kaynak, mektep olmasıdır. Sorumluluk Ümmettedir, omuzlarımızdadır. Ne yapabiliyorsak onu yapacağız! Şimdi harekete geçme zamanı! İşgale ve gaspa karşı hiç olmazsa sesimizle soluğumuzla karşı durma, direnen kardeşlerimizin yanında olduğumuzu haykırma zamanı!

Müslümanlar olarak ilk kıblemiz aziz Kudüs’ün işgalini önleyemedik. Siyonistlerce adım adım Yahudileştirilmesini engelleyemedik. Hiç olmazsa Mescid-i Aksa’nın gasp edilmesine izin vermeyelim! Siyonist saldırganlığın Ümmete bu ölümcül darbeyi vurmasını engelleyelim! Müslümanlar olarak Mescid-i Aksa’nın gasp edilmesi planını durdurabilirsek eğer, inşallah bu Kudüs’ün ve tüm Filistin topraklarının tekrar özgürlüğe kavuşması yolunda atılmış bir adım olsun! Rabbimiz, bizleri iyiliği emreden kötülükten nehy eden ve bir zulümle karşılaştıklarında hep birlikte karşı koyan muslihundan eylesin.”

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...