reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11
sivas360 Gündem Kangal’da Sakal-ı Şerif gösterisi (istismarı)

Kangal’da Sakal-ı Şerif gösterisi (istismarı)

Bir kişi yada dernek tarafından getirildiği ifade edilen ve Peygamber efendimize ait olduğu iddia edilen sakal-ı şerif bir hafta boyunca ilçemizde ev ev gezdirildi.

Belediyenin ses sistemi kullanılarak sık sık duyurusu yapılan sakal-ı şerifin adeta gösteri havası içinde sağda-solda dolaştırılması tepki çekti. En son kaymakamlığın devreye girmesi sonucu en son önceki gün teravih sonrası çarşı camiinde gösterildi.

Çarşı camii imamı Nurettin Yeğin ve müezzin Mustafa Balaban, mihrap önünde durarak cam fanus içindeki sakal-ı şerifi cemaate gösterdi. Cemaatin bir bölümü duyuruya rağmen namaz sonrası camiden çıkarken içerde kalanlar Salavatı şerifler eşliğinde sakal-ı şerife baktıktan sonra camiden ayrıldılar.

Erkekler bakıp geçerken kadınların sakal-ı şerifin bulunduğu cam fanusa dokunma ihtiyacı hissettikleri görüldü.

Sakal-ı Şerif

Her Ramazan ayında olduğu gibi yine gündeme peygamberimize ait olduğu iddia edilen ’Sakal-ı Şerif’ler oturdu. Tartışma konusu ise benzer: ’Sakal-ı Şerifler’e gösterilen saygı ve yapılan ritüellerin İslam’da yeri var mı?

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre sadece Türkiye sınırları içinde 1818 adet ’Sakal-ı Şerif’var. Bu alanda İstanbul 422 Sakal-ı Şerif’le ilk sırada yer alıyor. İkinci sırada 153 Sakal-ı Şerif’le Bursa ve üçüncü sırada ise 98 Sakal-ı Şerif’le İzmir bulunuyor. Özellikle kimi yerlerde Sakal-ı Şerif’in içinde bulunduğu şişelerin öpülmesi, hem İslami açıdan hem de sağlık açısından tartışma yaratıyor. İlahiyat hocaları “Sakal-ı Şerif’ler ne kadar gerçek? Gösterilen bu ilgi ve kutsiyetin İslam’da yeri var mı? sorularını yanıtladılar.

Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Saim Yeprem: Sakal-ı Şerifler’in tarihi gerçekliği konusunda elimizde kesin bilgiler yok. Gerek Sakal-ı Şerif’ler gerekse Hırka-i Şerif peygamberimize mi ait yoksa değil mi bilmiyoruz. 1517 yılından sonra halifeliğin Osmanlı’ya geçmesiyle bazı kutsal emanetler İstanbul’a getirtildi. Burada hassas olan nokta şu. Sakal-ı Şerifler’in gerçekten peygamberimize ait olup olmadığını bir kenara bırakalım. Toplum bu Sakal-ı Şerifler’i peygamberimizin bir hatırası olarak görüyor. Eğer böyle ise bunda bir sakınca yok. Ama bu tür emanetlere kutsiyet atfediliyorsa, bir tapınma aracı haline getiriliyorsa o zaman sorun vardır.

Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hakkı Önkal: Sakal-ı Şerifler’in peygamberimizden intikal edip etmediği bir tartışma konusu. Peygamberimize saygı, onun hatırasına da saygıyı gerektirir. Ama biz her konuda olduğu gibi bu konuda da abartıyoruz. Yapılan ritüelleri de göz önünde bulundurduğumuzda İslam’da bunun yeri yoktur! Peygamberimize ve hatırasına elbette saygımız var. Ama asıl onun hatırası bize bırakmış olduğu kur’ani ahlak ve ilkeleridir.

Soru: Peygamberimizin sakalından olduğu inancıyla yapılan sakal-ı şerif ve giydiği rivayet edilen Hırka-ı şerif ziyaretleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ali Rıza Demircan/İlahiyatcı

Cevap: Sevgili Peygamberimiz ,(s.) Rabbimizin kendisine itaat edilmesi için Alemlere rahmet olarak gönderdiği elçisidir. Ne kadar sevilse azdır. Böyle olmakla birlikte, ona ait olanlar da dahil olmak üzere İslâm eşyayı kutsallaştırmaz, saygı gösterilmesi yönünde ayrıcalık tanımaz ve doğal olarak görev de yüklemez. İnsanlığın, değer verdiği şahsiyetlerin eşyasını müzeleştirmeye çalışarak aşırılıklara düştüğü dönemimizde Müslümanların sevgilerinden kaynaklanan ilgileri bir ölçüde tabii görülebilir. Ancak Peygamberimizin, kendisi için ayağa kalkılmasını onaylamadığı ve kendi kabrinin kutlama alanı kılınmasını yasakladığı bilinmeli ve aşırılıklara düşülmemelidir. Onun aşağıda sunulan örnekte görüleceği üzere nasıl sevileceği de öğrenilip uygulanmalıdır.

Veda Haccı yolculuğu sırasında bir gün Sevgili Peygamberimiz (s.a.) abdest alıyorken etrafındaki sahâbileri, abdest azalarından dökülen suları kapışıp bereketlenmek için kendi vücutlarına sürmeye başladılar. Abdest aldıktan sonra Peygamberimiz sordular:

-Böyle yapmanızı gerektiren nedir? Onlar da:

-Allah ı ve O nun Peygamber ini sevmiş olmak, dediler.

Bu cevap üzerine Hz. Peygamberimiz şu açıklamayı yaptılar:

-Allah ı ve Peygamberini sevmek veya Allah veya Peygamberi tarafından sevilmek isteyecek kişi, söz söylediği zaman dosdoğru konuşsun. Kendisine sır, vazife veya eşya gibi bir emanet bırakıldığı zaman emanetini korusun ve sahibine versin. Bir de çevresindeki komşuları; dostları ve arkadaşlarına gücü nispetinde ikramda/iyilikte bulunsun. Allah ve Peygamberi böyle sevilir." (M.Mesâbîh Hn.4990,M.Zevaid 4/145)

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...