Şengün’ün vefatı, özellikle davalar sürecindeki muhalif tavrıyla hatırlanan ismin adalet sistemindeki yerini bir kez daha gündeme taşıdı.
Muhalefetiyle Hatırlanmıştı
2008 yılında başlayan ve yıllarca Türkiye gündemini meşgul eden Ergenekon davalarının ilk yargılama sürecindeİstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı görevini yürüten Şengün, yargılamadaki bağımsız tavrı ve hukuki çekinceleriyle dikkat çekmişti.
Özellikle gazeteci Mustafa Balbay, siyasetçi Tuncay Özkan ve emekli askerlerin yargılandığı davalarda, tutukluluk halinin devamına karşı oy kullanarak muhalefet şerhleri düşmesiyle gündeme gelen Şengün, bu tutumuyla dönemin yargı ve siyasi atmosferinde nadir rastlanan bir duruş sergilemişti.
Sürgün ve Emeklilik Süreci
Kararları nedeniyle eleştirilerin hedefi olan Şengün, Ergenekon davası sürerken Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından İstanbul’dan alınarak önce Bolu’ya, ardından Düzce’ye tayin edilmişti. Bu gelişmelerin ardından meslek hayatını noktalamayı seçen Şengün, görevinden istifa ederek emekliliğe ayrılmıştı.
Son Yolculuğu Memleketinde
Vefat haberi, özellikle hukuk çevrelerinde derin bir üzüntü yarattı. Köksal Şengün’ün naaşı, memleketi Trabzon’un Sürmene ilçesine bağlı Baştımar Köyü’nde toprağa verildi. Cenaze törenine ailesi, yakın dostları ve bazı eski yargı mensupları katıldı.
Yargı Bağımsızlığı Tartışmalarında Sembol Oldu
Köksal Şengün, yalnızca görevdeyken verdiği kararlarla değil, meslek yaşamı sonrasında da yargı bağımsızlığına dair sözleriyle hatırlandı. Siyasi iktidarın yargı üzerindeki etkilerine yönelik yaptığı eleştiriler, onu sessiz kalmayan bir yargı mensubu olarak öne çıkardı.
Yargı Tarihinde Bir Sayfa Kapandı
Şengün’ün vefatıyla birlikte, Türkiye’nin siyasi davalarla dolu yargı tarihinden bir isim daha aramızdan ayrıldı. Özellikle hukuki öngörüsü, insan hakları vurgusu ve eleştirel yaklaşımı, onu sıradan bir yargıç olmaktan çıkarıp adalet arayışının simge isimlerinden biri haline getirmişti.
Köksal Şengün, yargının en çalkantılı dönemlerinden birinde adaletin sesi olmaya çalışan bir yargıçtı. Onun ardından kalan en güçlü miras ise, hukukun üstünlüğüne olan inancı ve bunu savunmaktan çekinmeyen duruşudur.