37 derece sıcaklıktaki kaplıca suyunda yaşayan Doktor Balıklar için bilimsel çalışmalar yapılacak. Kaplıcanın sedef hastalığının tedavi edildiği bir merkez olduğu uluslar arası düzeyde ispatlanacak. Bu çalışmalarla birlikte dünyadaki tüm sedef hastaları Sivası tercih edecek.
İl Sağlık Müdürü Dr. Bahattin İlter, Kangal Balıklı Kaplıcanın sedef hastalığının tedavi edildiği bir merkez olduğunun dünya genelinde kabul görmesi için yüzlerce bilimsel çalışma yapılması gerektiğini söyledi. Bu konuda Sağlık Bakanlığı ve TÜBİTAK ile görüştüklerini belirten İlter, Kangal Balıklı Kaplıcayı Dünya Sedef Hastalıkları tedavi merkezine dönüştürebiliriz. Ama bu sistemli ve bilimsel çalışmalarla olur ancak dedi.
İl Sağlık Müdürlüğü, Sedef Hastalığının yeryüzündeki tek doğal tedavi merkezi olarak adlandırılan Kangal Balıklı Kaplıcanın bu özelliğinin bilimsel çalışmalarla tüm dünyada ve bilimsel çevrelerce kabul görmesi için çalışma başlattı. Sivas Valiliği ve Cumhuriyet Üniversitesinin de katkı sağlayacağı çalışmalar için Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile görüşme yapıldığı öğrenildi.
İl Sağlık Müdürü Dr. Bahattin İlter, Doktor Balıkları ile ünlü Kangal Balıklı Kaplıca ile bölgedeki diğer termal alanları da kapsayacak bir çalışma yapılmasını arzuladıklarını, bu kapsamda çeşitli girişimlerde bulunduklarını söyledi.
KANITSAL DEĞER ÇOK ÖNEMLİ
Kaplıca suyu ve balıkların sedef hastalığının tedavisindeki etkisinin bilimsel olarak kanıtlanması ve bilim çevrelerince kabul edilmesi halinde buraya gelen hasta sayısının artacağını belirten İlter, kanıtsal değerin çok önemli olduğunu söyledi.
Bu kapsamda çeşitli girişimlerde bulunduklarını belirten İlter, şu ifadeleri kullandı:
Biz şuanda TÜBİTAK ile görüşüyoruz, kaplıcadaki balıklar ve suyun şifalı olduğuna dair bilimsel çalışmalar yapabilir miyiz? diye. Bu konudaki bilimsel çalışmalar ne kadar artarsa dünyada sedef hastalığını tedavi etmeye çalışan akademisyen ve hocalar da burayı tavsiye edecekler. Şuanda sözlü olarak görüşmelerimiz devam ediyor, bu olgunlaştığında yazışmalarımızı yapacağız. Balıklı Kaplıca ile ilgili orada birkaç tane daha kaynak var. Bunların etki mekanizmalarını anlatan bilimsel çalışma sayısını ne kadar çok artırırsak doktorlar kendi hastalarını tedavi ederken kaynak sayısına göre karar veriyorlar. Ne kadar çok uluslar arası makalelerde Kangal Balıklı Kaplıca yer alırsa doktorlar buralara güvenerek hastalarını gönderecekler. Bu konuda Cumhuriyet Üniversitemizin, herkesin bit taraftan elini taşın altına sokması gerektiğini düşünüyorum. Bu çalışmalar bizim elimizi güçlendirecek, insanlar buralara bilerek ve güvenerek gelecekler. Bu konuda bilimsel çalışmaların sayısının artması gerekir.
Şuanda biz bu konuyu Sivas Valiliğimiz, Sağlık Bakanlığımız, TÜBİTAK ile görüşüyoruz. Üniversitemiz ile görüştük, Balıklı Kaplıcayı yerinde ziyaret ettik. İnşallah biraz daha olgunlaşacak. Bu konuyu yavaş yavaş gündeme getirip Sivasın sağlık turizmi ile ilgili önemli bir kaynağını kazanmamız lazım. Şuan yarı dolulukla en fazla çalışıyor. Hal bu ki, iyi tanıtılsa çok daha verimli bir sonuç alınabilir orada. Tanıtımında temeli bilimsellikten geçiyor. Özellikle bu tedavi merkezlerinde, şifa beklenen kaplıca merkezlerinde kanıtsal değer çok önemli. Uluslar arası alanda ve medyada bilimsel açıdan ispatlanmış makale sayısının çokluğu ile rağbet ediliyor.
BAKANLIK OLUMLU YAKLAŞTI
Sağlık Bakanlığı ile yaptıkları görüşmede, bu çalışmalara destek verilebileceği yönünde olumlu bir yaklaşımla karşılaştıklarını belirten İl Sağlık Müdürü Dr. Bahattin İlter, biz de bu çalışmalara elimizden gelen her türlü desteği vereceğiz dedi.
İlter şu ifadeleri kullandı:
Dünyada birkaç yerde var böyle kaplıca şeklinde, Türkiyede de Sivasta var. Bunların birbirleri ile olan rekabetini inceledik. Bilimsel çalışma sayısı ne kadar fazla ise, o kadar rağbet ediliyor. Konunun özünde bu yatıyor. Orayı altınla kaplasanız bile, kanıt değeri yüksek çok sayıda makale yoksa elinizde insanlar tercih etmiyorlar.
Onun için bilimsel çalışmayı teşvik etmemiz gerekiyor. Sağlık Bakanlığımız ile görüştük, bu çalışmalara destek verebiliriz dediler. Cumhuriyet Üniversitemiz ile görüştük biraz verimsiz kaldı. Hala görüşüyoruz. TÜBİTAK ile görüşüyoruz Bu konudaki çalışmaların hepsini desteklemeye çalışacağız en azından önünü açacak, ne gerekiyorsa elimizden gelen her türlü desteği vereceğiz.
YÜZLERCE BİLİMSEL ÇALIŞMA YAPMAMIZ GEREKİYOR
Sedef hastalarının gerçekten Kangal Balıklı Kaplıcada tedavi olabileceklerine inanmaları gerektiğini, bunun da en önemli yolunun bilim çevresinin bunu kabul etmesinden geçtiğini belirten İlter, çünkü hastaları onlar yönlendiriyorlar dedi.
Bunun için yüzlerce bilimsel çalışma yapılması gerektiğini belirten İlter, Kangal Balıklı Kaplıcanın değerini ispatlayıp tanıtım yapmamız gerekiyor. Değerini ispatlamadan havada kalıyor. Sedef Hastaları gerçekten tedavi olabilecekleri bir yer istiyorlar. Gerçekten tedavi olacaklarına inandıkları takdirde buraya gelecektir. Bizim onları inandırmamız için oranın nasıl tedavi ettiğini mikrobiyolojik düzeyde veya biyokimyasal düzeyde ispat edip bunu da uluslar arası tıp dünyasına sunmamız lazım ve çok fazla sayıda yapmamız lazım.
Bilim çevresinin burayı bilimsel olarak kabul etmesi lazım. Önce onların kabul etmesi lazım çünkü bu uluslar arası hastaları onlar yönlendiriyorlar. Onların kabul edebilmesi halinde hasta sayısı kendiliğinden artacaktır. Yani yüzlerce bilimsel çalışma yapmamız gerekiyor ki burayı gerçekten şifa verebilen, tedavi olunabilen bir yer olduğunu ispatlayalım.
Nasıl bir antibiyotik kullandığımızda tedavi olabileceğimize inanıyorsak, oraya gelen, gelecek hastaların da tedavi olabileceklerine inanmaları lazım. Hastalar Japonyadan, Almanyadan, Avrupadan geliyor birkaç bin Euro harcıyor ve tedavi olmak istiyor. Gerçekten tedavi olacaksam gideyim diyecektir. Bu insanları gerçekten tedavi olabileceklerine inandırmamız lazım ifadelerini kullandı.
UZMANLAR DA ORADA YER ALMALI
Balıklı Kaplıcanın sağlık hizmetleri açısından da güçlü bir yapıya kavuşması gerektiğini belirten İlter, kaplıcaya tedavi için gelen sedef hastalarının cilt hastalıkları, psikolog gibi hekim hizmetlerini de orada alabilmesi gerektiğini söyledi.
İlter; buralarda kaplıca suyu haricindeki tedavi imkânlarını geliştirmemiz gerekiyor. Orada, şifalı kaplıca suyu ve balıklar var. Bunun yanı sıra oradaki fizik tedavi ve cildiye uzmanlarını konuşlandırmak lazım. Özel sektör de böyle bir girişimde bulunabilir.
Basamak basamak bu işler. Önce ispatlayacağız, hasta sayısı artacak, hasta sayısı artıkça bu tür tali sağlık hizmetleri ile destekleyip orayı biraz daha güçlendirdiğimiz takdirde insanlar oraya rahatlıkla gelecektir. Bir taraftan su ve balıklarla tedavi olacak bir taraftan cildiye uzmanına kontrol olacak, bir taraftan belki psikologla stres mücadelesi yapabileceğini görecek. Böyle bir sistem kurmak lazım.
Bu oranın gücünü artıracaktır. Çünkü oraya gelen Sedef hastası uzun süreli ilaç kullanıyordur, bu ilaçların dozlarının kontrolü, oradaki suda kalma, balıklara temas etme süresini kontrol edecek bir uzman hekimin olması halinde orası biraz daha güçlü bir tesis olacaktır. Ama öncelikle şu bilimsel çalışmaları yapmamız gerekiyor. Şuanda bilimsel çalışma sayısı 15-20lerde görünüyor. Ama oraya yüzlerce hatta binlerce çalışma yapıp uluslar arası boyutta ispatlayabilirsek hasta sayısını daha da artırabiliriz dedi.