reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11
sivas360 Gündem DEVLETİN ÖZÜR BORCU VAR

DEVLETİN ÖZÜR BORCU VAR

28 ŞUBAT MAĞDURLARINA DEVLETİN ÖZÜR BORCU VARDIR

Darbecilerden hesap soramayan toplumlar, darbeye ve darbecilere tarih kısmı boş bırakılmış davetiye düzenlediklerinin farkında dahi değildirler. Bu acı gerçek kendini, milletimize farklı biçimlerde de olsa sanki kaderiymiş gibi neredeyse her 10 yılda bir hatırlattı. Çok partili demokratik hayata geçişten bu yana 1960, 1971, 1980, 1997 ve 2007 de makûs talihimizmiş gibi bu gerçekle yüz yüze kaldık. Bir öncekinin hesabını dahi sormaya fırsat bulamadan yenisini yaşamanın şaşkınlığıyla rafa kaldırılmış demokrasi ve sindirilmiş millet iradesi dramını değiştirilmez bir senaryoymuş gibi oynamak zorunda bırakıldık.

Darbe heveslisi ve milli irade düşmanı Ergenekon Terör Örgütü mensuplarının, millet adına karar veren yargı organlarında hesap vermeye devam ettiği ve 28 Şubat postmodern darbesinin yıldönümü olan bugün, darbe riskinin ve darbeci zihniyetin bir daha palazlanmayacak şekilde tarihin çöp sepetine atılmasını sağlayacak topyekûn kararlılığı ifade etmek adına en anlamlı gündür.

28 Şubat 1997 tarihinde yapılan MGK toplantısı ve toplantı sonunda açıklanan bildiri, siyasi tarihimize postmodern darbe olarak geçmiştir. 28 Şubat ile aslında devlet yönetimine el konulmuş, mevcut hükümet istifaya zorlanmış ve sadece hükümet veya toplumun bazı kesimleri değil, tüm toplum denetim altına alınmak istenmiş, temel hak ve özgürlüklere aykırı birçok uygulama ve düzenlemeyle bu denetim elde edilmiştir.

28 Şubat süreci, sadece ülkenin ve milletin kaynaklarını talan eden bir sistemin kurulmasına zemin hazırlamamış, beraberinde milli iradeyi yok sayan, milletle hesaplaşmayı makul gören derin devlet yapılanmasına da çanak tutmuştur.

Geçmişte yaşanan 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül darbelerinin faillerinden ve destekçilerinden hesap sorulamadığı için, 28 Şubat ı yaşadık. Siyasi tarihimizde birçok örneği olduğu üzere, darbeciler yargılanmadığı ve hesap sorulamadığı sürece, yeni darbelere kapı aralanacaktır.

28 Şubat süreci, Türkiye deki asıl iktidar gücünün kimde olduğunu çok belirgin bir biçimde açığa çıkarmıştır. Böylece herkes, Türkiye de hükümet olmanın muktedir olmak anlamına gelmediğine ve askeri vesayetin, egemen devlet anlayışının hayatımızın her alanına nasıl müdahale hakkını kendisinde görerek zalimleştiğine şahit olmuştur.

Oligarşik sistemin toplumu birbirine düşman kılması, imtiyazlı kesimin desteğini alıp diğer kesimlere zulmetmesi, halkın darbecilerden hesap sormasını engellemiştir. Darbeler karşısında bazı yapılar, yaşanan hukuksuzlukları görmezden gelmeye ve çifte standardı sürdürmeye devam etmiştir.

28 Şubat postmodern darbesi ve hesabı sorulmayan diğer darbeler nedeniyle elinde bazı yetkiler bulunan kişiler, halk iradesine dayalı bir düzenin sancılarını çeken ülkemizi kaos ortamına sürüklemek ve bu suretle kendi oligarşik düzenini kurmak maksadıyla Balyoz, Kafes, Eldiven, Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve daha bilmediğimiz nice darbe ve eylem planını hazırlamak ve uygulamaya çalışmak cesaretini kendilerinde bulmuştur.

Süreç ve devamında 8 yıllık kesintisiz eğitimle imam hatip liselerinin orta kısmı kapatılmış, katsayı uygulamasıyla tüm meslek lisesi öğrencileri mağdur edilmiş, Kur an kursuna gitme yaşı yükseltilerek, velilerin çocuklarına erken yaşta dini eğitim verme hakkı engellenmişti. Yasal hiçbir dayanağı olmadığı halde başörtüsü yasağıyla binlerce kadının öğrenim hakkı, çalışma hakkı, din ve vicdan hürriyeti hakkı ihlal edilmiş; kadına karşı ayrımcılık oluşturan başörtüsü mağduriyeti, kampüslerden ehliyet sınavına ve öğretmenlerin sokaktaki giyimine, bazen de kişinin ailesinin giyimine kadar, hayatın birçok alanında müdahale alanı haline getirilmişti. 28 şubat adeta başörtülü kadınlarımıza şiddetle sembolleşmiştir.

Üniversitelerde özgürlükten yana olan öğretim üyeleri ihraç edilmiş, YAŞ kararları ile itiraz hakkı tanınmadan birçok rütbeli askerin görevine son verilmiş, muhalif düşünürler başta olmak üzere, düşünceye hapis cezaları verilerek ifade özgürlüğü ihlal edilmişti.

Darbeye gerekçe yapmak için binlerce gencin ölümüne, kardeş kavgasına seyirci kalan, onlarca gencin idamına imza atan 12 Eylül ün generalleri, bugün yargıya hesap vermektedir. Gencecik fidanları idam sehpasına çıkarmayı meziyet görenleri sanık kürsüsünde görmek ve millete hesap vermesini seyretmek elbette önemlidir ama yetmez. 28 Şubat ı bizzat kendileri post modern darbe olarak ifade eden karanlık sürecin failleri de yargılanmalıdır. "27 Nisan e-muhtırasını ben yazdım" diyerek hava atmaktan geri durmayıp ellerini kollarını sallayarak millet içine çıkan cuntacılar da millet adına görev yapan yargıya hesap vermelidir.

28 Şubat ve 27 Nisan ın karanlık güçlerinin ortalıkta dolaşması demokrasimiz açısından büyük bir ayıptır. İrtica iktidarda diyerek post modern darbe yapanlardan, yolsuzluğu, yoksulluğu, çeteleri, krizleri iktidara taşıyanlardan hesap sorma vakti gelmiştir. 28 Şubat postmodern bir darbedir diye itirafta bulunan generaller, YÖK ü zulmün merkezine çevirenler, üniversitelerde ikna odaları kurarak genç kızlarımızın eğitim hakkını engelleyenler, dönemin puslu havasında bankaların içini boşaltanlar, binlerce kamu görevlisini meslekten ihraç edenler, sürgüne gönderenler, yargısız infazlar yapanlar ile faili meçhul cinayet işlemek için çete kuranların hepsi yargılanmalı; bunlara, yaptıklarının bedeli hukuk çerçevesinde ödetilmelidir.

Ayrıca, 28 şubat mağdurlarının antidemokratik süreçlerde yoksun kaldıkları hakları devlet tarafından tazmin edilmelidir. Bu çerçevede, devlet; inancı gereği başını örttüğü için mesleğinden atılan kamu çalışanları, eğitim öğretim hakkı ellerinden alınan kız öğrenciler gibi bütün sosyal kesimlerden bedel ödeyenlerden özür borcunu yerine getirmeli, mağdurların açıkta geçirdikleri sürelere ilişkin hak kayıplarını telafi etmeli ve sosyal güvenlik yükümlülüklerini onlar adına yerine getirmelidir. Hakları iade edilmeyen hiçbir mağdur kalmamalıdır.

Bu günlerin anısına sendikamız tarafından düzenlenen "Ödenmiş Bedeller Unutulmasın" hatıra yarışmasının âmâcıda 28 Şubatta çekilen sıkıntıların tarihe not düşülmesidir. Bugün bu hatıra yarışmasında ilimizde dereceye girenlere plaket taktimi yapılacaktır. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...