reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11
sivas360 Gündem Deliktaşlı Aşık Ruhsati anıldı

Deliktaşlı Aşık Ruhsati anıldı

Aşık Ruhsati doğup yaşadığı Kangal’ın Deliktaş köyünde anıldı.

3 Ağutos Pazar günü yapılan anma etkinliklerine eski tarım bakanı Musa Demirci, Sivas milletvekili M.Ejder Özdemir, Sivas özel idare sekreteri ve vali yardımcısı Salih Ayhan, Sivas belediye başkanı Sami Aydın, Kangal kaymakamı Savaş Konak, Kangal Belediye Başkanı Mehmet Öztürk, dernek yöneticileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Saygı duruşu ve istiklal marşı ile başlayan programın açılış konuşmasını Deliktaşlı Ruhsati Baba Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği başkanı Ayhan Darıcı yaptı.

Davetlerine icabet eden katılımcılara teşekkür eden Darıcı, büyük halk şairi Ruhsati’nin yaşadığı evin onarılıp müze yapılması ve mezarının düzenlenmesi konusunda dört yıl önce verilen sözlerin hiçbirinin yerine getirilmediğini belirterek sorumlu makamlara yönelik sitemlerini iletti.

Programın kaydadeğer konuşmasını ise İstanbul Aşık Ruhsati Dernek başkanı Semih Karakoç yaptı. Konuşmasında gram yağ kullanmayan Karakoç, bol sayınlı bildik protokol ifadelerinin aksine orjinal ifadelerin yer aldığı güzel bir konuşma yaptı.

Büyük beğeni toplayan Karakoç`un konuşmasından sonra kürsüye çıkan eski tarım bakanı Musa Demirci ve Sivas milletvekili Malik Ecder Özdemir, herhangi bir kasıntı ve kompleks yapmadan eleştirilere hak vererek Karakoç`a teşekkür etme centilmenliği gösterdiler.

Önemine binaen Karakoç’un konuşmasını virgülüne dahi dokunmadan siz okuyucularımızla paylaşıyoruz.

Sayın protokol kıymetli hazirun, 19. Asır Âşık Edebiyatının en önemli isimlerinden Âşık Ruhsati`yi anma programımıza hoş geldiniz. Bu güzel buluşma imkânını bizlere bahşeden Rabbimize sonsuz hamd-ü senalar ediyor, hayırlara vesile kılmasını kendisinden niyaz ediyorum. Programın tahakkuk etmesine neden olan bütün emeği geçenlere şükranlarımı sunmayı kendime bir borç addediyorum.

Saygıdeğer Hazirun! Burada sizleri karşımda bulmuşken, fırsattan da istifade, bazı duygu ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. İmdi, gönül isterdi ki Ruhsati konusunda her bir kişi, kurum ve birim üzerlerine düşen görevi dört başı mamur bir şekilde bihakkın yerine getirmiş olsun. Bu muvaceheden olmak üzere, Kültür Bakanlığına bağlı kurumlar gerekli desteklerini veriyor olsun, Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile tüm diğer ilgili bakanlıklar, müdürlükleriyle, şubeleriyle yine aynı duyarlılıkla ve somut adımlarla derneklerimizin çabalarının yanında bulunuyor olsunlar. Sivas Valiliği daha elle tutulur adımlar atsın, Kaymakamlığımız, il ve ilçe belediyelerimiz üzerlerine düşen yükümlülüğü icra ediyor olsun. Bütün bu devlet kurumları derneklerimizle işbirliği içinde olsunlar ve bizlerle koordineli bir şekilde çalışıyor olsunlar. Yine ilim adamları devlet kurumlarının teşvik ve desteğiyle Ruhsati`yi tanıtmada önde olmaktan geri durmasınlar. Üniversitemiz başta olmak üzere, akademya bu konuda hassas olsun ve bu büyük şaire gereken değeri versin. Bende irat etmekte olduğum işbu konuşmayı, gerek fiziki şartların olgunlaştığı, gerek maddi zorlukların aşılıp iyileştirildiği gerekse ilmi ve kültürel alt yapının tamamlandığı bir ortamın rahatlığında ve konforunda konuşmuş olayım.

Evet, Âşık Ruhsati`yi anma, onun şiirlerini, fikirlerini ve şahsiyetini kamuoyuna tanıtma görevi sadece bizim gibi mütevazı derneklerin uhdesine bırakılmamalıydı. Derneklerimiz devlet kurumları tarafından böyle acı bir yalnızlığa terk edilmemeli ve devlet katındaki girişimlerimiz böyle yanıtsız kalmamalıydı.

Ancak hakikat bütün bunların hilafına tezahür etmekte ve benim duygularımın aleyhine işlemektedir.

Bu büyük şair söz konusu olunca; kişisel bazı girişimler dışında, amatör bir ruhla hareket eden iyi niyetli ve samimi bazı devlet ricalinin haricinde, bütün resmi ağızlar susmakta, akademik çevreler gerekli ilgi ve duyarlılığı göstermemektedirler.

İşin en önemli taşıyıcıları olan yazılı ve görsel medya, Ruhsati`yi adeta görmezden gelmekte, onu unutulmaya mahkûm etmektedirler.

Bugünlere kadar süren bu unutma ve görmezden gelme hali, bazı ideolojik mülahaza ve telakkilerden mi ileri gelmekte yahut Ruhsati`nin hemşerileri olan ve onunla aynı kültürel iklimi solumuş bulunan, aynı dünya görüşüne müntesip bizlerin ihmalkârlığımızdan mı kaynaklanmaktadır?

Âşık Ruhsati dışındaki pek çok ismin daha fazla ilgiye mazhar olmaları, devlet katında ve edebiyat çevrelerinde fazlaca taltif edilmeleri, onların şiirlerinin daha kaliteli, söyleyiş tarzlarının daha güçlü olmasından ileri gelmemektedir. Hatta bu işin ehli olanlar tarafından bihakkın ikrar ve teslim edilen odur ki Ruhsati`nin şiirleri bu zevatın şiirlerinden çok daha güçlü ve katbekat üstün olduğu yönündedir.

Gerek ideolojik mülahazaların dışlayıcı bir şekilde hükümferma olması, gerekse Ruhsati`nin hemşerisi olan bizlerin vurdumduymazlığı Ruhsati`yi gereği gibi tanıtmada çok geride kaldığımızın teyidi mesabesindedir. Görünen o ki "atı olan Üsküdar`ı çoktan geçmiş" bizler onların çok gerisinde kalmışız. Gerek dernekleşme noktasında, gerek bürokrasideki etkimizde gerekse medyadaki gücümüzdeki yetersizliğimiz tecrübe ettiğimiz gerçekler arasındadır. Artık bu makus talihin tersine dönmesini, devletin ve devlette icracı konumunda bulunanların bu feryadımızı daha net duymalarını, böyle mümtaz bir şahsiyetin acı bir rekabete ve lobiciliğe kurban edilmemesini talep ediyoruz. Hükümet edenlerin onunla aynı düşünsel iklimi teneffüs ediyor olduklarının farkına varmalarını ümit ediyor ve gereğinin yapılmasını bunlardan bekliyoruz. Bütün bunların Ruhsati`ye olan vefa borcumuzun bir gereği olduğunu düşünüyorum.

Saygıdeğer Hazirun! Bu konuda somut olarak neler yapılabilir kısaca ondanda bahsetmek istiyorum:

1= Devletin resmi olarak bu anma programını sahiplenmesi gerekir ve Sivas valiliği bu programın bundan sonraki düzenleyici mercii olmalıdır.

2= Üniversitemiz ve akademik çevreler bu ölümcül suskunluğu terk edip daha somut adımlar atmalıdır: Sempozyumlar, konferanslar düzenlenmeli, akademik çalışmalar yapılmalıdır. Hatta konunun uzmanlarının iştirak edeceği Ruhsati`yi her yönüyle ele alan akademik ciddiyeti olan bir dergi neşredilmelidir.

3= TRT başta olmak üzere yerel ve ulusal kanallarda Ruhsati`yi konu alan programlar yapılmalı, yapılan etkinlikler yazılı ve görsel medya aracılığıyla halkımıza layıkıyla ulaştırılmalıdır.

4= Kendi kaderine terk edilen, adeta unutulmaya bırakılan bu büyük şahsiyetin varlığını hatırlatmak için çaba sarf eden derneklerimize gereken destekler verilmeli ve her türden yardımlar esirgenmemelidir.

Sayın yetkililer, Artık bu işe el atmalısınız. Bu türden etkinliklerin üstesinden gelmek bizim gibi maddi durumu malum olan derneklerin başarabileceği bir iş olmaktan çıkmıştır. Bu etkinliklerin devletin ciddi ve somut katkıları olmadan sevk ve idare edilmesi artık bir hayal mesabesindedir. Eğer bu işe bilfiil el koymazsanız korkarım ki bu güzel buluşmalara bundan sonra bir daha tanık olamayabiliriz. Onun için işin sorumluluğunun büyüğü size aittir. Sizden daha aktif, daha somut, daha işlevsel adımlar atmanızı bekliyoruz. Bütün bunlardan sonra takdir elbette sizindir.

Son olarak kendi köylülerimize ve dernek üyelerimize seslenmek istiyorum: "Ol mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler" öz deyişinin mucibi gereği; bizlerde kendi değerlerimizin kıymetini maalesef takdir etmemekteyiz. Bu noktada ağyardan farksız bir şekilde hareket etmekteyiz. Derneklerimize gereği gibi destek vermemekteyiz. Bilin ki biz bu işi yapmazsak başka birileri çıkıpta bu işi yapacak değildir.

Bizler böyle ilgisiz kaldıkça, vurdumduymaz ve umursamaz davrandıkça, davamızı kişisel çekişmelere kurban ettikçe, maddi ve manevi desteğimizi esirgedikçe, "taşın altına elimizi sokma" cesaretini göstermedikçe, çorbada tuzumuz bari olsun fedakarlığını çok gördükçe korkarım ki bütün bu güzel işler akamete uğrayacaktır.

Saygıdeğer hanımefendiler ve beyefendiler! Sözlerimi bu büyük gönül adamının sonsuz sevgi, muhabbet, ve hoşgörü ikliminde bizleri birleştirmesini bütün ayrılık ve gayrlıklarımızı bir kenara bırakıp ülkemizin dirlik ve düzenine kastedenlere fırsat vermemesini; dünyada akmakta olan mazlum ve Müslüman kanının dinmesini, kan akıtıcı zalimlerin döktükleri kanda boğulmalarını Cenabı Haktan niyaz ediyor ve sizleri büyük ustanın şu şiiriyle selamlıyorum.

Bilmedim gitti

Ne dostu fark ettim ne de düşmanı

Bilmedim bilmedim bilmedim gitti

Ettiğim cürmüme oldum pişmani

Silmedim silmedim silmedim gitti

Nefs elinden aciz kaldım berbadım

Arşa çıkar aşk elinden feryâdım

Dolandım derdime tabip aradım

Bulmadım bulmadım bulmadım gitti

Nefis imiş yere çalan yiğidi

Seyir ettim gölgesi yok söğüdü

Kimyâ imiş ataların öğüdü

Almadım almadım almadım gitti

Olanca ömrümü verdim cezaya

Mutâbık amelim yok ki rızâya

Nice bin namazım kaldı kazaya

Kılmadım kılmadım kılmadım gitti

Gitmedi başımdan dünya telaşı

Nasipten ziyâde yemedim aşı

Günahım veznedip bağrıma taşı

Çalmadım çalmadım çalmadım gitti

RUHSATİ bu aşka olmuştur müdâm

Anlaşılmaz yazar döker dem be dem

İnsana karışıp ben de bir adem

Olmadım olmadım olmadım gitti

Karakoç’tan sonra sahneye davet edilen Kangallılar Dernek başkanı Mustafa Buğra’da bir selamlama konuşması yaptı. Buğra, İstanbul dernek başkanı Semih Karakoç’ın yapmış olduğu değerlendirmelere katıldığını belirterek Aşık Ruhsati adına kurulmuş derneklerle ortaklaşa organize edecekleri bir ‘Aşık Ruhsati Sempozyumu’ düzenlemeyi düşündüklerini ifade etti.

Buğra’dan sonra söz alan Kangal Belediye Başkanı Mehmet Öztürk’de bir selamlama konuşması yaptı. Aşık Ruhsati nin çok önemli bir değer olduğunu belirten başkan Öztürk, Bu büyük halk şairinin hatırasının yaşatılması için belediye olarak üzerlerine düşenleri yapmaya hazır olduklarını belirterek bu kapsamda taziye binası olarak yaptıkları yere Âşık Ruhsati nin ismini verdiklerini ifade etti.

Kaymakam Savaş Konak yapmış olduğu konuşmada Aşık Ruhsati nin maddi anlamda yoksul bir yaşantı sürdüğünü ama manevi alanda çok zengin birikimlere sahip olduğunu ifade etti. Ruhsati nin yazmış olduğu şiirlerle sevgi ve kardeşlik duygularını pekiştirdiğini kaydeden Kaymakam Konak, Ruhsati’nin şiirlerini gönül diliyle yazdığı için uzun yıllar geçsede bu şiirlerin etkisinin devam ettiğini belirtti.

Daha sonra kürsüye gelen eski tarım bakanlarından Musa Demirci, Aşık Ruhsati’nin cennet mekan Abdülhamit döneminde yaşayan tasavufi terbiye almış önemli bir halk şairi olduğunu belirterek İstanbul Aşık Ruhsati dernek başkanı Semih Karakoç’un eleştirilerine hak veren Demirci, şimdiye kadar yapılan ihmalkarlığı izale edecek şekilde bu önemli halk şairinin hatırasını yaşatma adına hiç olmazsa bundan sonra hak ettiği değerin verilmesi gerektiğini ifade etti.

Demirci’den sonra kürsüye davet edilen CHP Sivas Milletvekili M. Ejder Özdemir, Âşık Ruhsati nin şiirlerinde sevgi, hoşgörü ve birlik temalarının işlendiğini belirterek onun şiirlerinden günümüz toplumunun çıkarması gereken önemli mesajlar olduğunu söyledi. Aşık Ruhsatilerin, Veysellerin anılmaya ihtiyaçlarının olmadığını ancak kendilerinin bu değerleri anmaya ve anlamaya ihtiyaçlarının olduğunu söyledi. Demirci gibi Özdemir’de dernek başkanı Semih Karakoç’un eleştirlerine hak vererek kendi payına düşen kısmını aldığını söyledi.

Protokol konuşmalarının ardından Demirci ve Özdemir, başka bir etkinliğe katılmak için Deliktaş’tan ayrıldılar.

İlbeyliler derneğinin etkinliğide aynı güne denk geldiği için programa geç katılan Sivas Belediye başkanı Sami Aydın, yapmış olduğu konuşmada Aşık Ruhsati gibi halk şairlerinin değerinin yaşamış olduğu dönemlerden ziyade sonraki yıllarda daha iyi anlaşıldığını söyledi. Ruhsati’nin hatırasını yaşatma adına Sivas Belediyesi olarak üzerlerine düşen her türlü fedakarlığı yapmaya hazır olduklarını belirten Aydın’ın Deliktaş halkından büyük alkış alması dikkat çekti. Gündeme dair konularada değinen Aydın, islam aleminin içinde bulunmuş olduğu durumun içler acısı olduğunu belirterek ölenin de öldüreninde ‘Allahu ekber’ diyerek bir birini öldürmesinin anlaşılır bir şey olmadığına dikkat çekti. Terörist İsrail devletinin kudurmuş bir şekilde Gazzeye saldırmasınıda eleştiren Aydın, dünyanın gözü önünde işlenen bu vahşete başbakan Erdoğan’dan başka diğer ülke liderlerinden ses çıkmadığını söyledi.

Yapılan konuşmaların ardından dernek yönetimi tarafından hazırlatılan plaketler sahiplerine takdim edildi.

Protokol üyelerinin ayrılmasından sonrada devam eden programda mahalli sanatçılar söylemiş oldukları türkülerle Aşık Ruhsati yi andılar. Aşık Kaptani, Hasan Erdoğan, Bahar Doğan’ın yanısıra Deliktaşın yetiştirmiş olduğu genç ozanlardan Murat Boydaş, Celal Güldemir, Erdoğan Topuz gibi isimler kendilerine has üsluplarla çalıp söyleyerek üstatları Aşık Ruhsatiyi yad ettiler.

Katılımcılara yemek ikramının da yapıldığı program akşam saatlerinde sona erdi.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...