Önce 2004 yılın da ABD ye gitti 3 hafta kapalı kapılar ardın da görüşmeler de bulundu, bu görüşmeleri halen gizemini koruyor. Sonra geldi CHP yi ele geçirmeye çalıştı, olmadı DSP ye transfer oldu, orada da tutunamadı şimdi kendi partisini kurmaya çalışıyor
Dikkat ederseniz partileşme tarihleri de sürekli değişiyor,2010un ilk cumasıydı olmadı İzmir mitingin de dediler,
İzmirde taşımalı taraftarla dahi alanları dolduramayınca Hikmet Çetini elinden tutup genel başkanlığa gösterdiler o da kabul etmeyince şimdi de mayıs ayında genel seçim takvimine göre Sarıgül belediye başınalığından istifa edip partinin başına geçecek diyorlar, yani ortada bir tutarsızlık-güvensizlik söz konusu
Yandaş medya destekli ilk çıkışı biraz heyecan yaratmıştı, şişirilen anketler, AKP tarafından gittiği yerler de kabul gören partileşme süreci derken gündem de kalıyordu,
Ama şimdi onlarda Sarıgül ün CHP den oy kapamayacağına ikna oldular, Zaten en popüler sloganları da ne sağcıyız ne solcuyuz değil mi? Eskiden bir söz vardı, ne sağcıyız ne solcuyuz futbolcuyuz futbolcu diye ama en azından futbolcuların da top koşturdukları bir takımları tarafları var,
TV ye çıkışlarında izledinizse iki sözünün biri ben başbakan olamazsam-olursam gibi sözler, Cem Uzan örneği içi boş bol vaatli sloganik söylemler,
Bunun yanında bir de, 8 yıldır ki iktidar da AKP değil de CHP varmış gibi aymazlıkla CHP yi hedef alması, sanki kayıt dışı işsizlerle yirmi milyonlara ulaşan işsizliğin, 845 TL ye çıkan açlık, 2753 TL ye yükselen yoksulluk sınırının, esnafın-işçinin-çiftçinin-emeklinin mağduriyetinin sorumlusu biziz gibi
Sanki Ülkemizin tüm kaynaklarını yabancılara haraç-mezat satarak insanlarımızı biz sadaka kültürüne mahkûm ettik,
Sonra,
Parti programlarını okudunuzsa tek kelime ile doğrudan Emperyalizmin Ülkemize dayattığı ekonomik programları ve BOP projesini savunuyor,
Bugün özelleştirme adı altında yabancı sermaye ye tanınan imtiyazlarla Emperyalizmin ulusal ekonomimizi tasfiye planını bu hükümet zaten bire bir uyguluyor,
ABDnin BOP projesi kapsamın da Ülkemizi parçalama çabaları, Avrupa devletlerin de ısıtılıp ısıtılıp yayınlanan bölücü haritalar ve soykırım saçmalıkları, Ordumuzun yıpratılma girişimleri, Ergenekon adı altında ulusalcı-aydın kesime yapılan operasyonlar, ABD Planları olan Kürt, Ermeni ve Kıbrıs açılımları üzerinden Türkiyeye biçilen roller zaten harfiyen yerine getirilmeye çalışılıyor,
O zaman rahmetlik Özal ve AKP sentezli bir siyaset izleyen ABD icazetli Sarıgül e neden içeride ve dışarı da ihtiyaç duyuluyor;
Bunu Uluslar arası ve Ülkemiz boyutuyla değerlendirdiğimiz de birçok gerekçesi çıkabilir,
Sarıgül ün kendi iç hesaplarını(egolarını) saymazsak,
Bunlardan birisi AKP hükümetine gözdağı; Projelerimizi aksatırsan senin yerine Sarıgül ü hazırlarız. AKP de zaten bu mesajı aldı,
Diğeri Cumhuriyet Halk Partisinin direncini kırma, zayıf düşürme 35 puan da olsa kopararak iktidardan uzak tutma çabaları, bu da tutmaz tutmadığı da şimdiden görüldü
Bugün eğer Ülkemizde ki duyarlı kesim, solcu-devrimci-ulusalcı-milliyetçi kesim hatta yerli sermaye mevcut iktidarın izlediği iç ve dış siyasetten hoşnutsuzluğunu her fırsatta dile getirip,
Bu gidişattan kurtulmak için halkın bu anlayış karşısında barajı geçemeyecek küçük partilere yönelmeleri yerine iktidara alternatif olabilecek kendi siyasi düşüncelerine yakın partilere oy vermeleri konusun da telkinlerde bulunuyorlarsa kendini sağcı-solcu-ulusalcı veya sosyal demokrat olarak tanımlayan her insana halkı partili-partisiz ayırmaksızın aydınlatılması için sorumluluklar düşüyor,
Çünkü AKP işsiz bıraktığı3 kuruş zammı layık gördüğü işçiyi, memuru-eğitimciyi-öğrenciyi-emekliyi-kepenk kapatan esnafı-çiftçiyi-tüccarı ezerken parti ayrımı gözetmiyor.