reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11
sivas360 Gündem Çanakkale’den Mektup Var

Çanakkale’den Mektup Var

Anadolu Gençlik Derneği Kangal Temsilciliği 18 Mart Çanakkale zaferi etkinlikleri kapsamında ilçe meydanında bir etkinlik düzenledi.

Programa SP ilçe Başkanı Hamit Gölbaşı, özel idare müdürü Ahmet Eyce, şehit Üzeyir Gençdoğmuş`un babası Ali Amca ve çok sayıda vatandaş katıldı.

“Çanakkaleden Mektup var” başlıklı program ilk önce AGD spor salonu koordinatörü Bahattin Akgül’ün okumuş olduğu kur’an kerimle başladı. Okunan ayetlerin mealini ise yine dernek yönetiminden Muhammed Ali Kemençe yaptı.

Daha sonra AGD Kangal Temsilcisi Harun Şahinol kısa bir selamlama konuşması yaptı. Şahinol, yapmış olduğu konuşmada şu ifadelere yer verdi. “Anadolu gençlik derneği olarak ülkemizin 81 ili ve 960 ilçesinde teşkilatı bulunan dünyanın en büyük gençlik organizasyonudur. Anadolu gençlik derneği olarak hangi renkten ve hangi ırktan olursa olsun tüm insanların yaşama hakkını, ırz namus ve nesebini koruma hakkını,mülkiyet edinebilme hakkını, inancını yaşama hakkını ve akıl sağlığının korunması hakkını vazgeçilmez haklar olarak kabül ediyoruz. İnancımızın temeli sevgi şefkat ve merhamettir.burdan yola çıkarak şu üç şeyi önemsiyoruz. 1 hakkı, haklılığı yani islamı üstün tutuyoruz 2 dünyayı değil ahireti üstün tutuyoruz 3 Nefse esaret değil nefis terbiyesine önem veriyoruz. Kronoloji ancak ve ancak aptalların tarihidir. Bu bağlamda tam 100 yıl önce ümmetin başşehrini işgale yeltenen emperyalist güçleri biz topumuz tüfeğimiz tankımız teknoloji üstünlüğümüz fazla olduğu için değil iman iman aşk ve azimle kazanmışızdır. Anadolu gençlik derneği olarak çanakkale ruhunu kuşanmış, rabbiyle ilişkisi sağlam olan, ölümü gündeminde tutan milli ve manevi değerlerle mücehhez bir nesil yetiştirmek için çalışıyoruz.tüm kaygı ve tasalarının bir gencin kalbine girebilmek ve alemlerin rabbinin hoşnutluğunu kazanabilmektir.bu dileklerle çanakkale zaferinin 100. Yılında şehitlerimizi er oğlu erleri yiğit oğlu yiğitleri rahmetle anıyoruz. Rabbim hepinizi hepimizi şehitlerle beraber haşreylesin.”

Daha sonra AGD genel merkezinden tüm temsilciliklere gönderilen ‘Çanakkale’den mektup var’ başlıklı metni Muhammed Celal Semen okudu. Önemine binaen metinde geçen ifadeleri siz okuyucularımıza paylaşıyoruz.

ÇANAKKALE ’DEN MEKTUP VAR

Arkadaşlar!

[Önce] Tarih bilinci çoktan seçmeli şıklar arasında yitirilmiştir. Yaprak testlerle kuşatılmış bir zaman diliminde Çanakkale’de iki yüz elli bin delikanlının ekildiği topraklara yoğun dozda seküler atık boşaltılmıştır. Öğrenci seçme sınavlarında doğru şıkkı bulma çabası bir hilal uğruna batan güneşlerle Nemrut’ta gün batımının seyri arasında kayıtsızdır.

[Oysa] İki yüz elli bin delikanlı canından geçmiştir de dünyanın en büyük iki donanması geçememiştir Çanakkale’den. Boğazın serin sularına gömülen ırkçı emperyalizmin öncü kuvvetleridir ve olup bitenler Yüzbaşı Hakkı Beyin kumandasındaki Nusret Mayın Gemisi’nin Karanlık Liman’a döşediği mayınların ‘’kef’’ ve ‘’vav’’ harflerindeki sırrından ibaret değildir. Elbette gencecik bedenlerin metalin kitle imha gücünü keşfeden sanayi devrimine meydan okuyuşudur Gelibolu’da şehadet. Lakin savaşların sebepleri de sonuçları da hiçbir anıt mezarlığa sığmaz. Bilelim arkadaşlar!

Bir tasfiye sürecidir yaşanan. İyiyi, doğruyu, faydalıyı ve adaleti üstün tutan bir medeniyete kastedilmiştir. İslam’ın başşehri olan İstanbul’a kastedilmiştir. Cakarta’dan Rabat’a bir ve bütün olan coğrafyaya kastedilmiştir. Müslümanların ilk kıblesi ve miracın kapısı Kudüs’e kastedilmiştir. Yeryüzünün ilk şehri Mekke’ye ve ilk binası Kâbe’ye kastedilmiştir. Topyekûn İslam milletine kastedilmiştir de iki yüz elli bin delikanlı her daim on altısında, her daim on yedisinde kalmaya karar kılmıştır.

Çanakkale, komşusu açken tok yatmaktan ar eden bir milletin tarihe tanıklığıdır. Çanakkale, yeryüzünü fesada vermekten çekinmeyen bir gareze karşı Hayber’dir. Çanakkale, modern çağın kan ve gözyaşı ile beslenen Ebu Leheb sürülerine karşı Bedir’dir. Çanakkale, kadim bir sözün şehitlerle bereketlendirildiği Uhud’dur.

Arkadaşlar!

Coğrafi Keşifler bir yağmanın başlangıcıdır. Amerika’da Kızılderilileri, Avustralya’da Aborjinleri soykırıma tabi tutup, kara kıta Afrika’nın çocuklarını deniz aşırı topraklarda kendilerine köle yapan ırkçı emperyalizm iyice palazlanıp semirdiğinde gözünü Müslümanların coğrafyasına dikti. İşte iki yüz elli bin delikanlının Çanakkale’de şehadeti bu Anglosakson-Yahudi sömürü projesine karşı direnişin adıdır. Çanakkale, Bağdat’ın, Şam’ın, Diyarbakır’ın, Van’ın, İstanbul’un, Kudüs’ün, Mekke’nin Medine’nin müdafaasıdır. Çanakkale, Türk, Kürt, Arap, Fars, Malay, Habeş, Arnavut, Boşnak, Çeçen, Afgan topyekûn bir ümmetin müdafaasıdır.

Çanakkale’de toprağa düşen iki yüz elli bin delikanlının şehadeti, 630’da Hazreti Muhammed (s.a.v.) önderliğinde fethedilen Mekke’nin, 636’da Hazreti Ömer hilafetinde fethedilen Kudüs’ün, 639’da İyaz Bin Ganem kumandasında fethedilen Diyarbakır’ın, 1453’de Fatih Sultan Mehmet komutasında fethedilen İstanbul’un kardeşliğinin teminatıdır. Çanakkale öncelikle bunu bilmektir, bunu anlamaktır, buna inanmaktır ve bunun için çalışmaktır.

Arkadaşlar!

[Şimdi] Bugün İslam dünyası uyduruk sınırlarla paramparça edilmişse; bugün komşuluklar ve kardeşlikler arasına kara mayınları döşenmişse; dün Ege’nin sularında batırılan, Gelibolu’nun yamaçlarında durdurulan emperyalist güçler bugün tepemizdeki uydulardan ekranlara ifsat boşaltıyorsa elbette bir yerlerde bir yanlışlık vardır. Hem de vahim bir yanlışlık vardır. Bize düşen yeniden ayağa kalkıp hakkı üstün tutmaktır. Tarih direnip şehit düşenlere de dilenip zelil düşenlere de tanıktır.

İnandığı değerler uğruna şehadeti göze alamayanlar sınırlarını başkalarının çizdiği coğrafyalarda kurallarını başkalarının koyduğu hayatları yaşar.

Program sonunda Kangal Karşıyaka Camii imamhatibi İdris Abuş’un yapmış olduğu duadan sonra katılımcılara üzüm hoşafı ikram edildi. Hoşaf kazanının başında ise Şehit Üzeyir Gençdoğmuş’un babası Ali Amca’nın hazır bulunarak katılımcılara hoşaf ikram etmesi daha duygusal bir atmosfere yol açtı.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...