Programa SP ilçe Başkanı Hamit Gölbaşı, özel idare müdürü Ahmet Eyce, şehit Üzeyir Gençdoğmuş`un babası Ali Amca ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Çanakkaleden Mektup var başlıklı program ilk önce AGD spor salonu koordinatörü Bahattin Akgülün okumuş olduğu kuran kerimle başladı. Okunan ayetlerin mealini ise yine dernek yönetiminden Muhammed Ali Kemençe yaptı.
Daha sonra AGD Kangal Temsilcisi Harun Şahinol kısa bir selamlama konuşması yaptı. Şahinol, yapmış olduğu konuşmada şu ifadelere yer verdi. Anadolu gençlik derneği olarak ülkemizin 81 ili ve 960 ilçesinde teşkilatı bulunan dünyanın en büyük gençlik organizasyonudur. Anadolu gençlik derneği olarak hangi renkten ve hangi ırktan olursa olsun tüm insanların yaşama hakkını, ırz namus ve nesebini koruma hakkını,mülkiyet edinebilme hakkını, inancını yaşama hakkını ve akıl sağlığının korunması hakkını vazgeçilmez haklar olarak kabül ediyoruz. İnancımızın temeli sevgi şefkat ve merhamettir.burdan yola çıkarak şu üç şeyi önemsiyoruz. 1 hakkı, haklılığı yani islamı üstün tutuyoruz 2 dünyayı değil ahireti üstün tutuyoruz 3 Nefse esaret değil nefis terbiyesine önem veriyoruz. Kronoloji ancak ve ancak aptalların tarihidir. Bu bağlamda tam 100 yıl önce ümmetin başşehrini işgale yeltenen emperyalist güçleri biz topumuz tüfeğimiz tankımız teknoloji üstünlüğümüz fazla olduğu için değil iman iman aşk ve azimle kazanmışızdır. Anadolu gençlik derneği olarak çanakkale ruhunu kuşanmış, rabbiyle ilişkisi sağlam olan, ölümü gündeminde tutan milli ve manevi değerlerle mücehhez bir nesil yetiştirmek için çalışıyoruz.tüm kaygı ve tasalarının bir gencin kalbine girebilmek ve alemlerin rabbinin hoşnutluğunu kazanabilmektir.bu dileklerle çanakkale zaferinin 100. Yılında şehitlerimizi er oğlu erleri yiğit oğlu yiğitleri rahmetle anıyoruz. Rabbim hepinizi hepimizi şehitlerle beraber haşreylesin.
Daha sonra AGD genel merkezinden tüm temsilciliklere gönderilen Çanakkaleden mektup var başlıklı metni Muhammed Celal Semen okudu. Önemine binaen metinde geçen ifadeleri siz okuyucularımıza paylaşıyoruz.
ÇANAKKALE DEN MEKTUP VAR
Arkadaşlar!
[Önce] Tarih bilinci çoktan seçmeli şıklar arasında yitirilmiştir. Yaprak testlerle kuşatılmış bir zaman diliminde Çanakkalede iki yüz elli bin delikanlının ekildiği topraklara yoğun dozda seküler atık boşaltılmıştır. Öğrenci seçme sınavlarında doğru şıkkı bulma çabası bir hilal uğruna batan güneşlerle Nemrutta gün batımının seyri arasında kayıtsızdır.
[Oysa] İki yüz elli bin delikanlı canından geçmiştir de dünyanın en büyük iki donanması geçememiştir Çanakkaleden. Boğazın serin sularına gömülen ırkçı emperyalizmin öncü kuvvetleridir ve olup bitenler Yüzbaşı Hakkı Beyin kumandasındaki Nusret Mayın Gemisinin Karanlık Limana döşediği mayınların kef ve vav harflerindeki sırrından ibaret değildir. Elbette gencecik bedenlerin metalin kitle imha gücünü keşfeden sanayi devrimine meydan okuyuşudur Geliboluda şehadet. Lakin savaşların sebepleri de sonuçları da hiçbir anıt mezarlığa sığmaz. Bilelim arkadaşlar!
Bir tasfiye sürecidir yaşanan. İyiyi, doğruyu, faydalıyı ve adaleti üstün tutan bir medeniyete kastedilmiştir. İslamın başşehri olan İstanbula kastedilmiştir. Cakartadan Rabata bir ve bütün olan coğrafyaya kastedilmiştir. Müslümanların ilk kıblesi ve miracın kapısı Kudüse kastedilmiştir. Yeryüzünün ilk şehri Mekkeye ve ilk binası Kâbeye kastedilmiştir. Topyekûn İslam milletine kastedilmiştir de iki yüz elli bin delikanlı her daim on altısında, her daim on yedisinde kalmaya karar kılmıştır.
Çanakkale, komşusu açken tok yatmaktan ar eden bir milletin tarihe tanıklığıdır. Çanakkale, yeryüzünü fesada vermekten çekinmeyen bir gareze karşı Hayberdir. Çanakkale, modern çağın kan ve gözyaşı ile beslenen Ebu Leheb sürülerine karşı Bedirdir. Çanakkale, kadim bir sözün şehitlerle bereketlendirildiği Uhuddur.
Arkadaşlar!
Coğrafi Keşifler bir yağmanın başlangıcıdır. Amerikada Kızılderilileri, Avustralyada Aborjinleri soykırıma tabi tutup, kara kıta Afrikanın çocuklarını deniz aşırı topraklarda kendilerine köle yapan ırkçı emperyalizm iyice palazlanıp semirdiğinde gözünü Müslümanların coğrafyasına dikti. İşte iki yüz elli bin delikanlının Çanakkalede şehadeti bu Anglosakson-Yahudi sömürü projesine karşı direnişin adıdır. Çanakkale, Bağdatın, Şamın, Diyarbakırın, Vanın, İstanbulun, Kudüsün, Mekkenin Medinenin müdafaasıdır. Çanakkale, Türk, Kürt, Arap, Fars, Malay, Habeş, Arnavut, Boşnak, Çeçen, Afgan topyekûn bir ümmetin müdafaasıdır.
Çanakkalede toprağa düşen iki yüz elli bin delikanlının şehadeti, 630da Hazreti Muhammed (s.a.v.) önderliğinde fethedilen Mekkenin, 636da Hazreti Ömer hilafetinde fethedilen Kudüsün, 639da İyaz Bin Ganem kumandasında fethedilen Diyarbakırın, 1453de Fatih Sultan Mehmet komutasında fethedilen İstanbulun kardeşliğinin teminatıdır. Çanakkale öncelikle bunu bilmektir, bunu anlamaktır, buna inanmaktır ve bunun için çalışmaktır.
Arkadaşlar!
[Şimdi] Bugün İslam dünyası uyduruk sınırlarla paramparça edilmişse; bugün komşuluklar ve kardeşlikler arasına kara mayınları döşenmişse; dün Egenin sularında batırılan, Gelibolunun yamaçlarında durdurulan emperyalist güçler bugün tepemizdeki uydulardan ekranlara ifsat boşaltıyorsa elbette bir yerlerde bir yanlışlık vardır. Hem de vahim bir yanlışlık vardır. Bize düşen yeniden ayağa kalkıp hakkı üstün tutmaktır. Tarih direnip şehit düşenlere de dilenip zelil düşenlere de tanıktır.
İnandığı değerler uğruna şehadeti göze alamayanlar sınırlarını başkalarının çizdiği coğrafyalarda kurallarını başkalarının koyduğu hayatları yaşar.
Program sonunda Kangal Karşıyaka Camii imamhatibi İdris Abuşun yapmış olduğu duadan sonra katılımcılara üzüm hoşafı ikram edildi. Hoşaf kazanının başında ise Şehit Üzeyir Gençdoğmuşun babası Ali Amcanın hazır bulunarak katılımcılara hoşaf ikram etmesi daha duygusal bir atmosfere yol açtı.