Programa belediye başkanı Mehmet Öztürk, ilçe müftüsü Salim Erkeç, ve çok sayıda davetli katıldı.
Konuşmacı olarak tarihçi yazar Mustafa Turan’ın katılmış olduğu program ibadulah camii imam hatibi Adem Yıldırım’ın okumuş olduğu kur’anı kerimle başladı. Daha sonra açılış konuşması yapan ilçe müftüsü Salim Erkeç, Çanakkale’yi geçilmez kılan anadolu insanının iman ve kararlığı sayesinde destansı bir zafer kazanıldığını ifade etti. Muhteşem bir mücadeleyle gelecek nesillere bir vatan armağan eden ecdatı ramet ve minnetle anmak için bu rogramı düzenlediklerini kaydeden müftü Erkeç, “ Ben konuşmacı olarak davet ettiğimiz hocamızın Çanakkale Zaferi’nin anlatımından çok etkileneceğinize inanıyorum” diyerek davetlerine icabet eden katılımcılara teşekkürlerini de ifade etti.
Müftü Erkeç’ten sonra sahneye davet edilen bir kız öğrenci Mehmet Akif Ersoy’un yazmış olduğu Çanakkale şiirini okudu.
Sunculuğunu 500 Evler camii imamı Muhammed Celal Semen’in yapmış olduğu ve sunum aralarında ayet mealleriyle zenginleşitirdiği programın son bölümünde ise ‘çanakkale zaferi’ adlı konferansını sunmak için Kişisel Gelişim Uzmanı ve Tarihçi Yazar Mustafa Turan’ı kürsüye davet etti.
“KÜLTÜRÜMÜZÜ VE MEDENİYETİMİZİ ÖĞRENMEK, ÖĞRETMEK ZORUNDAYIZ”
Konuşmasında Çanakkale’nin önemine değinen Turan, dünya tarihinde abideleşmiş olan Çanakkale’nin gelecek kuşaklara en iyi şekilde aktarılması gerektiğini söyledi.
Turan, şu ifadeleri kullandı: “Milletler ve devletler zaferleri ile yücelir, kahramanları ile yükselirler. Zaferleri ve kahramanları olmayan devletlerin ve milletlerin varlığı sığ bir göl gibidir. Oysa zaferleri ve kahramanları bol olan millet ve devletlerin tarihi engin bir deryaya benzer. Tarihimizi ne zaferlerimizi anlatmakla, ne kahramanlarımızı saymakla bitirebiliriz. Adeta sıra dağlar gibi geçit yaparlar. Bunlar içerisinde biri var ki, o diğerlerine hiç benzemez. O, Çanakkale’dir. Çanakkale milletimizin hafızasında, gönlünde ve kalbinde aynı zamanda dünya tarihinde abideleşmiş, ebedileşmiş, efsaneleşmiştir ve destanlaşmıştır. Şöyle bir söz var, ‘Çanakkale’nin ne olduğunu önce Türk milletinin öğretmesi, ardından nesillerine öğretmesi bir şeref borcudur’ diyor. Eğer ben bir tarihçi olarak bunu anlatmazsam, bu bana vebaldir. Öğretmen arkadaşım, Çanakkale’nin yüksek ruhunu, manasını ve muhtevasını öğrencisine anlatmazsa ona vebaldir, imam arkadaşım cemaatine anlatmazsa ona vebaldir, komutan askerine anlatmazsa ona vebaldir, anne-baba çocuklarına anlatmazsa ona vebaldir. Topyekun millet olarak, zaferlerimizi, tarihimizi, ecdadımızı, kültürümüzü ve medeniyetimizi öğrenmek ve öğretmek zorundayız. Mazisi olmayan milletlerin atisi asla olmaz. Tarihini bilmeyen milletlerin coğrafyasını düşmanlar çizer. O bakımdan tarihimizi, kültürümüzü ve zaferlerimizi çok iyi tanımak, tanıtmak zorundayız.”
“İMANIMIZI DEVREYE SOKMADAN ÇANAKKALE’Yİ ANLAYAMAYIZ”
Çanakkale Destanı’nın kalp ve imanla anlaşılabileceğini belirten Turan, Çanakkale şehitlerini ‘başkalarının yaşamayı sevdiği kadar onlar ölümü sevdi’ sözleri ile tarif etti.
Turan; “Kalbimizi, gönlümüzü ve imanımızı devreye sokmadan Çanakkale Destanını anlamamız veya anlamlandırmamız mümkün değil. Başkalarının yaşamayı sevdiği kadar onlar ölümü sevdiler. Çünkü onlar, gerçek hayatın ölüm ötesi hayat olduğunu, bu gerçeğin farkına varan bunu yakalayabilmiş çok farklı insanlardı onlar. Kimdi bu Mehmetçik? Onlara bu destanı yazdıran güç neydi? Bu imanı anlamadan, bu boyutunu görmeden Çanakkale Destanı’nı anlamamız mümkün değil.” şeklinde konuştu.
Program plaket takdimiyle sona erdi.