Türkiye’nin devrimci tarihine ve gazetecilik mücadelesine damgasını vuran isimlerden biri olan gazeteci-yazar Hikmet Çiçek, 76 yaşında hayatını kaybetti. Hayatı boyunca hem kalemiyle hem de siyasi mücadelesiyle iz bırakan Çiçek’in vefatı, basın ve düşünce dünyasında büyük bir boşluk yarattı.
Bir Ömürlük Mücadele
1949 yılında Ankara’da doğan Hikmet Çiçek, genç yaşlardan itibaren devrimci fikirlerle tanıştı. 1968 kuşağının önemli temsilcilerinden biri olan Çiçek, o dönemde Türkiye'nin en etkili gençlik hareketi olan DEV-GENÇ saflarında mücadeleye katıldı. Bu yıllarda şekillenen politik duruşu, yaşamı boyunca kaleminin rotasını belirledi.
Öğrencilik yıllarında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu'nda eğitim alan Çiçek, arkadaşlarıyla birlikte “Basın Yayın Komünü” olarak adlandırılan grupta yer aldı. Bu grup, dönemin siyasi atmosferine doğrudan müdahil olan genç aydınlardan oluşuyordu.
1971 yılında, İzmir’den Denizli’ye giden Ziraat Bankası aracının soyulması olayına karışan Çiçek, “Anayasayı ihlal” suçlamasıyla idam istemiyle yargılandı. 14 yıl 4 ay süren uzun bir cezaevi hayatının ardından 1986 yılında özgürlüğüne kavuştu. Ancak hapishane kapıları onun için yalnızca bir kez kapanmadı.
Silivri Duvarları ve Ergenekon Tertibi
2008 yılında başlayan ve Türkiye’de hukukun siyasallaşmasının en çarpıcı örneklerinden biri olarak değerlendirilen Ergenekon davasında da tutuklanan Hikmet Çiçek, Silivri Cezaevi’nde 6 yıl kaldı. Bu süreçte hukuksuzluklara karşı sesini yükseltmeye devam etti. Toplamda 20 yılı aşkın hapis hayatıyla Türkiye’nin en çok hapis yatan devrimcilerinden biri oldu.
Kalemle Direniş: Gazetecilik ve Yazarlık Kariyeri
Cezaevinden çıktıktan sonra gazeteciliğe ve yazarlığa kaldığı yerden devam eden Hikmet Çiçek; 2000’e Doğru, Yüzyıl, Siyah-Beyaz, Aydınlık gibi yayın organlarında muhabirlikten genel yayın yönetmenliğine kadar birçok görevde bulundu. Son olarak Odatv Ankara Haber Müdürü olarak görev yapıyordu.
Çiçek’in imzasını taşıyan bazı kitaplar arasında İrticaya Karşı Genelkurmay Belgeleri, Hangi Hizbullah, Dr. Bahattin Şakir, Ergenekon Tertibinde Gizli Tanıklar, Ben Veli Küçük, Devrimci Portreler – 68’in 50. Yılı ve Nâzım’ın Harp Okulu ve Donanma Davaları yer alıyor. Bu eserler hem yakın tarih hem de siyasi mücadele üzerine önemli belgeler olarak kabul ediliyor.
Deniz Gezmiş’le Bir Gece...
Hikmet Çiçek’in hafızalarda yer eden en etkileyici anlatılarından biri de Deniz Gezmiş ile yaşadığı bir anıydı. Bu anıyı yıllar sonra şu sözlerle aktarmıştı:
"Bir akşam Deniz, bizleri ODTÜ’ye çağırdı. Bir araç içine Deniz’i de alıp ODTÜ içinde tur atıyoruz. Deniz, yakında dağa çıkacaklarını, silahlı mücadeleyi başlatacaklarını söyledi. Nurhak öncesiydi. Kendilerine katılmamızı önerdi. Bizlerin de gelmemizi istiyordu. Aktan, Deniz’in önerisini kabul etmedi. Deniz’le vedalaştık. Onu son görüşümüz oldu."
Bu anı, yalnızca bir dönemin radikal kararlarını değil, aynı zamanda o yıllarda gençler arasında yaşanan fikir ayrılıklarını ve zor tercihleri de gözler önüne seriyor.
Cenaze Töreni Henüz Açıklanmadı
Hikmet Çiçek’in vefatıyla ilgili olarak cenaze törenine dair henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak devrimci camiada ve basın çevrelerinde derin bir üzüntüyle karşılanan bu kaybın ardından, çok sayıda isim taziye mesajları yayınladı.
Son Söz: Onurlu Bir Yaşamın Ardından
Hikmet Çiçek, yalnızca gazeteci değil; aynı zamanda siyasi mücadeleye ömrünü adamış bir dava insanıydı. Hapishanelerden haber merkezlerine, mahkeme salonlarından kitap raflarına uzanan yaşamı boyunca hiç eğilmedi, kalemini satmadı. Basının bağımsızlığına, halkın haber alma hakkına ve adalet arayışına adanmış bir ömür geride kaldı.
Onu tanıyanlar için artık sadece anılar kaldı. Ancak yazdıkları ve savundukları, Türkiye'nin mücadele tarihine düşülmüş önemli notlar olarak yaşamaya devam edecek.