reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
15
sivas360 Yaşam Teknolojiye direniyor

Teknolojiye direniyor

Sivas’ın İmranlı ilçesinde ilerleyen teknolojiye rağmen elleriyle demire şekil veren Nizamettin Demirer, binlerce yıllık geçmişe sahip demircilik mesleğini yaşatmaya çalışıyor.

KAYNAK: İHA

Anadolu’da yaklaşık 3-4 bin yıllık bir geçmişe sahip olan demircilik mesleği günümüzde yok olmakla karşı karşıya. Sivas’ın İmranlı ilçesinde mesleğin son temsilcilerinden olan Nizamettin Demirer, dedesinden kalma mesleği bir asırlık dükkanda yaşatmaya çalışıyor.

Her sabah dükkanını dualarla açan Demirer, ocak başına geçerek ’Bismillah’ diyor. Odun kömürü ateşinde demiri ısıtarak çekiçle şekil veren Demirer, ilerleyen teknolojiye adeta kafa tutuyor. Çırak bulmakta zorlanan Demirer, unutulmaya yüz tutmuş mesleğinin tamamen bitmesinden endişeleniyor.

“Geçmişin fabrikasıydık”

Sivas’ta demir doğrama ustası olan Nizamettin Demirer, geçmişin fabrikası olduklarını söyleyerek,

“Sıcak demir işleri yapıyorum. Ocak işleri yani kazma, balta gibi bizim geçmişteki köylümüzün işlerini yapıyorum. Şimdi geçmişteki çalışma isteği kalmadı. Şimdi traktör çıktı, modern aletler çıktı, modernleşti. Zamanında bütün köylünün de olsun, şehirlinin de olsun işlerini biz yapıyorduk. Geçmişin fabrikasıydık daha doğrusu. Hatta şu gördüğünüz kapıların, pencerelerin aletlerini biz yapıyorduk. Benim atamdan gelen bir meslek. Orta Asya’dan bugüne dedelerimiz devam ettiriyor. Biz de son kuşak olarak devam etmekteyiz. Burası 100 yıllık bir dükkân. Babamdan kalma, hatta dedemden kalma. Dedem temelini atmış. Babam da çocukluğunda çalışmaya başlamış. Ondan sonra da bizleri yetiştirdi”

dedi.

“Çekiç sesi ahenk verir”

Çekiç sesinin ahenk verdiğini belirten Demirer,

"Biz 7 kardeşiz, hepimiz de esnafız. Yeğenlerim sisteme ayak uydurmaya başladı. Şimdi tamircilik yapıyorlar. Kimisi de demir doğrama işi yapıyor. Ben de bu baba mesleği batmasın, gelecek nesil görsün nasıl olduğunu, bizde böyle çalıştık. Para kazanıyoruz ama geçmişte atalarımız bu zamanlara nasıl geldi, ne zorluklarla geldi. Gençlerimize geçmişi göstermek amacıyla burayı açtım. İnşallah bu meslek ölmez dedik, çırak arıyoruz ama çırak da bulamıyoruz. Şimdiki gençlikten istiyoruz. Gelmek isteyen yok. Biz de tabii üzülüyoruz. Belki benden sonra da bu işi yapacak kimse bulunmayacak. Aynı böyle filmlerde kalacak. Röportajlar yapılıp arşivlerde kalacak, zamanı gelince gösterilecek. İnşallah daha iyilerini yapanlar çıkar diye düşünüyorum. Her sabah geliyorum besmele ile dükkânımı açıyorum. Çünkü bizim pirimiz Davut aleyhiselamdır. Biz de açarız dükkânımızı. Çekiç sesi ahenk verir, çekiç sesi zikir çeker, Allah der. Sadakat ile çalışan insan demircilikte kızgın demiri eliyle siler süpürür. Meslek ne olursa olsun dürüst çalışacaksın. Alın teri ve sadakat ile çalıştığın zaman her şeyi yaparsın”

ifadelerini kullandı.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...