Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
9°
sivas360 Yaşam Bir Çuval Unla Başladı: 3 Çocuğu İçin Engel Tanımadı

Bir Çuval Unla Başladı: 3 Çocuğu İçin Engel Tanımadı

Eşinin vefatı ve borçları sonrası 3 çocuğuyla kalan yüzde 50 engelli Muazzez Akdoğdu, bir çuval unla başladığı üretimle pazarda gözleme satarak geçiniyor.

Eşinin vefatı ve borçları sonrası 3 çocuğuyla kalan yüzde 50 engelli Muazzez Akdoğdu, bir çuval unla başladığı üretimle pazarda gözleme satarak geçiniyor.

KAYNAK: İHA
MUHABİR: Haber Merkezi
Bir Çuval Unla Başladı: 3 Çocuğu İçin Engel Tanımadı

Bir Çuval Unla Başlayan Zorlu Hayat Mücadelesi

Sakarya’nın Serdivan ilçesine bağlı Beşevler Mahallesi’nde ikamet eden 54 yaşındaki Muazzez Akdoğdu, eşinin ani vefatının ardından üç çocuğuyla birlikte çetin bir geçim savaşının ortasında kaldı. Eşinden kalan yüklü borçlar nedeniyle hapis cezası dahi yatan Akdoğdu, kış aylarının dondurucu soğuklarında ayağındaki yırtık terliklerle temizlik işlerine ve günübirlik yevmiyeli işlere giderek ailesine sahip çıktı. Yaşadığı ağır ekonomik buhrandan çıkış yolunu mutfağında bulan azimli kadın, satın aldığı tek bir çuval un ile evinin bir odasını temizleyerek geleneksel hamur işi üretimine adım attı.

Zaman içerisinde erişte, kuru yufka, ev tarhanası, el açması baklava, börek ve sarma gibi ürünler hazırlayan Akdoğdu, kısıtlı sermayesini titiz çalışmasıyla büyüterek çocuklarının eğitim masraflarını karşıladı. Bugün ise bir kolunu tam kapasiteyle kullanamamasına ve resmi olarak yüzde 50 engeli bulunmasına karşın Serdivan Köylü Pazarı’ndaki tezgâhında günde 50 ila 150 adet gözleme açarak ev ekonomisini sırtlamaya devam ediyor.

Fiziksel Engeline Rağmen Her Gün Onlarca Gözleme Açıyor

Haftanın belirli günlerinde sabahın erken saatlerinde tezgâhının başına geçen Muazzez Akdoğdu, tek elindeki hareket kısıtlılığına aldırmadan sac üzerinde hamur açmayı sürdürüyor. Tezgâhında sunduğu taze ürünlerle kısa sürede geniş bir müşteri portföyü oluşturan Akdoğdu, dürüst ticareti ve kurduğu insani bağlarla pazar esnafı arasında saygın bir yer edindi.

Fiziksel kısıtlılıkların üretmeye engel teşkil etmeyeceğini belirten Akdoğdu, çalışma azmini şu sözlerle dile getirdi:

"Açamadığım elimle gözleme yapıp satabiliyorum burada. Yüzde 50 engelliyim. Engelli olan kimse kendini engelli görmesin. Engellilik yok. Günlük en az 50 tane yapıyorum, bir yerden sonra saymadım. 150'yi falan bulduğu oluyor. Her gün olmuyor, keşke her gün 150 tane satsak, yanımıza 3-5 tane kadın alırız onlara da kazandırırız diye düşünüyorum. Müşterilerim çok iyi. Ben de güler yüzlü olmaya çalışıyorum. Kimisine parayı eksik veriyorum, kimisine fazla veriyorum unutkanlıktan. Müşteriler verdiğim fazla parayı geri getiriyor. Müşteri parasını ya da çantasını unutuyor ben koşarak gidip götürüyorum. Profesör bile burada defterlerini unutup gitmiş, 3 gün sonra geldi aldı. Artık müşteri demiyorum, komşu diyorum onlara. Onlar beni benimsedi, ben de onları benimsedim. Geçinip gidiyoruz."

Sosyal Medya Aracılığıyla Evini Atölyeye Dönüştürdü

Eşinin 1994 yılındaki vefat sürecinde kolon kanseri tedavisi nedeniyle hastanelerde uzun süre yıprandıklarını anlatan Akdoğdu, eşinin kaybının ardından yılmadan ayağa kalktığını ifade etti. Kış mevsimlerinde dışarıdaki iş imkânlarının azalması üzerine eline geçen eski bir cep telefonuyla dijital dünyada üretim yapan kadınları keşfettiğini söyleyen Akdoğdu, geleneksel lezzetlerini çevresine bu kanal üzerinden ulaştırmayı başardı.

Üretim serüveninin başlangıç aşamalarını detaylandıran Akdoğdu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Eşim trafik kazasında vefat ettiğinde çalışmaya başladım. Yevmiyelere gittim, temizliğe gittim, okul işleri yaptım. Kış günleri iş olmuyordu. Ben de elime geçen hurda bir telefonla sosyal medyaya girdim. Baktım bir tane kadın bir şeyler satıyordu. Ona sordum, o bana nasıl yapılacağını anlattı. Ben de başladım; baklava, börek, sarma, erişte, tarhana... Hepsini sosyal medyaya yüklemeye başladım, beğendiler. Bu şekilde çocuklarımı okula da gönderdim, büyüttüm de. Gün geldi aç kaldık. 94 yılında eşim vefat etti. Vefat etmeden önce hastalandı, kolon kanseri oldu. Hastanelerde gezindik. Eşim ölünce ayağa kalktım. Bir çuval un aldım. Evim eskiydi ama bir köşesini temizledim. Aldığım un ile erişte yaptım, kuru yufka yaptım, tarhana yaptım. Onları sattım, o da çoğaldı. Müşteriler benimsedi, kapıma kadar geldiler. Arabam yoktu. Arabam olsa daha çok satış yapardım. İmkanım yoktu, olduğu kadar yaptım."

Köy Kadınlarının Ekonomiye Katılımı İçin Mücadele Etti

Kendi geçimini temin ederken mahallesindeki diğer kadınların da evde hazırladıkları ürünleri satabilmesi adına girişimlerde bulunan Akdoğdu, kadın emeğinin değerlendirilmesi amacıyla yerel yönetimler nezdinde temaslarda bulundu. Kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan Akdoğdu, geçmişte yaşadığı yoklukları ve kooperatif kurma çabalarını şu cümlelerle aktardı:

"Biz kadınlarla hep konuşuyorduk. Herkes bir şeyler yapmak istiyordu ama kimsede imkan yoktu. Evlerinde reçelini yapıyorlar ama kime ne götüreceklerini bilmiyorlar. Eşleri desteklemiyor. Bir gün evde otururken elime defteri alıp köyde gezmeye çıktım. Yaparız ederiz diyen tüm kadınların isimlerini aldım. Muhtara söyledim 'Biz bir şeyler yapmak istiyoruz' dedim. 'Bize bir kooperatif kur' dedim. Köylü kadınlar olarak ürettiklerimizi Sakarya içerisinde satalım dedik, olmadı. Ben de dedim ki pazar yeri kuralım. Ben yüzde 50 engelliyim. Ben çalışabiliyorsam herkes çalışır. Eşim kaza geçirince biz çok zorluklar çektik. Gün geldi milletin kurtlu unlarını aldım, çocuklarıma yemek yaptım. Hapishanelere düştüm eşimin borcu yüzünden. Çocuklarımı okula gönderemedim. Kışın ortasında ayağımda yırtık terlik ile temizliğe ya da yevmiyeye gittim."

Muazzez Akdoğdu, Serdivan Köylü Pazarı'ndaki tezgâhında hem alın teriyle rızkını kazanmaya hem de çevresindeki kadınlara örnek olmaya devam ediyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız