reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
14
sivas360 Yaşam Aşık Veysel'in Bilinmeyen Yönleri: 67 Yıllık Gazeteci Yücel Yönal Anlatıyor

Aşık Veysel'in Bilinmeyen Yönleri: 67 Yıllık Gazeteci Yücel Yönal Anlatıyor

Sivas’ın ünlü halk ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu’nun 130. doğum gününde, ozanın yakın dostu ve fotoğraflarını çeken 67 yıllık gazeteci Yücel Yönal, Veysel’in bilinmeyen yönlerini anlattı. 82 yaşındaki Sivaslı gazeteci Yönal, 1957 yılında tanıştığı Aşık Veysel ile 16 yıl boyunca süren dostluğundan unutulmaz anılar biriktirdi. Yönal, ünlü halk ozanının Sivas’ın dünyaya açılan penceresi olduğunu vurguladı.

KAYNAK: İHA

Sivaslı gazeteci Yücel Yönal, ünlü halk ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu’nun 130. doğum gününde ozanın bilinmeyen yönlerini anlattı.

25 Ekim 1894 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesinde dünyaya gelen ünlü halk ozanı Aşık Veysel’in yakın dostu olan ve kendisinin fotoğraflarını çeken 67 yıllık gazeteci 82 yaşındaki Yücel Yönal, ünlü ozanın yaşamına dair bilinmeyenleri paylaştı. Veysel’le 1957 yılında tanışan Yönal, 16 yıl içinde süren dostlukları boyunca biriktirdiği hatıralarını anlatarak, Aşık Veysel’in Sivas’ın dünyaya açılan penceresi olduğunu vurguladı.

“Aşık Veysel Sivas’ın dünyaya açılan penceresiydi”

Arkadaşlarının kendisine ’Takıldın bir âmânın peşine gidiyorsun’ dediğini anlatan Yönal,

“Âşık Veysel’le 1957 yılında tanıştım. Sivas Atatürk Caddesi’nde bir iş hanı vardı ve üstü oteldi. O dönem çalıştığım yerin patronu o yıllarda Sivaslı âşıklardan otel parası almazdı. Sivaslı âşıklar Sivas’ı dünyaya tanıtıyor diye 3 gün o otelde konaklama hakları vardı. Ben de o dönemlerde tanıştım, hep giderdim yanına. Arkadaşlarım bana ’Takıldın bir âmânın peşine gidiyorsun’ derlerdi. Dostluğumuz 16 yıl devam etti. Bu yıllar içerisinde çok fazla anı biriktirdik. Sivas’a geldikçe hep beni ziyaret ederdi. Ben de Sivas’a gelen sanatçıları onun köyüne, yanına götürürdüm. Bundan büyük gurur duyardım. Aşık Veysel, Sivas’ın dünyaya açılan penceresiydi. Çünkü kendisi âmâ olarak 10 yaşında sazla tanışarak, son nefesine kadar bunu sürdürdü. Eşi Gülizar Hanım’ın bize yapmış olduğu tereyağlı bulgur pilavının ve pezik turşusunun tadı damağımda”

dedi.

“Kendisini dilenci zannetmişler, buna çok üzülmüştü”

Aşık Veysel’in Ankara’ya gidebilmek için günlerce yürüdüğünü söyleyen Yönal,

“Ankara’ya sazını sözünü dinletmeye giderdi. İletişim araçları olmadığından dolayı Ankara’ya gidebilmek için günlerce yayan gittiğini bana defalarca söyledi. Yine bir kez Ankara’ya saz teli almak için gittiğinde Ulus Rüzgârlı Sokağa girecekken kendisini dilenci zannediyorlar ve sokağa sokmak istememişler. Yine başka bir gün bir dolmuşa binmiş. Gençler kendisine yer vermiş. Orada kendini bilmez birileri ’Artık nesil de değişti, insanlara değil dilencilere yer veriyorlar’ demişler. Bunu da duymuş ve çok üzülmüş. Âşık Veysel, Sivas’ın dünyaya açılan penceresiydi. Onu dünya tanıdı. Yıllarca büyük bir gururla onun fotomuhabirliğini yaptım. Kendisi hayatını kaybetmeden 48 saat önce gittim, kendisini ziyaret ettim. Dönüşte dönemin valisini ziyaret edip, ’Durumu iyi değil’ dedim. Ertesi gün vali ile birlikte kendisini ziyaret etmek için yola çıktık. Vali bey kendisini incitmemek için ’Ölünce seni nereye gömelim’ diye soramadı, dışarı çıkıp oğluna sordu. Kendisi de oğluna ’Zararım da, yararım da bu köye olsun. Beni buraya gömün’ demiş. Ben Âşık Veysel’in adı yaşatılsın diye haberler, yayınlar yaptım. Bunların üzerine 28 yıl sonra İstanbul Gülhane’ye anısı kondu, Şarkışla ilçesine anıtı dikildi. Türk edebiyatına 400’den fazla fotoğraf kazandırdım. Şimdilerde fotoğraflarım bilinçsizce bazı kişiler tarafından kendi arşivleri olarak kullanılıyor, bu da beni çok üzüyor”

şeklinde konuştu.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...