Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, parti genel merkezinde düzenlediği kapsamlı basın toplantısında Türkiye'nin iç ve dış politika gündemine dair kritik değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasının başında Ankara Pursaklar'da kontrol noktasında hain bir saldırı sonucu şehit düşen polis memuru Ahmet Türkoğlu'nu anan Destici, emniyet mensubuna Allah'tan rahmet, ailesine ve Türk polis teşkilatına başsağlığı dileklerini iletti.
Mustafa Destici ve Fon Vurgununda Kurumsal Sorumluluk
Kamuoyunu derinden sarsan geniş çaplı fon dolandırıcılığına ilişkin sert ifadeler kullanan Destici, yargı sürecinin tavizsiz biçimde işletilmesi gerektiğini savundu. Olayın tüm boyutlarıyla aydınlatılmasının zorunlu olduğunu vurgulayan Destici, sorumluların tamamından hesap sorulmasını istedi:
"Öncelikle bu vurgunu kim gerçekleştirmişse bir eksiksiz ortaya çıkarılmalı. En ağırından hak ettiği cezayı almalıdır. Türk milleti bu kadar kolay dolandırılamamalı. Bu kadar kolay soyulamamalı. Bu işte sorumlu olanlar kimse, sadece vurgunu yapanlar değil. Sorumluluğu olanlar kimse, hangi kurum, hangi kurumun yöneticileriyse onlar da en az vurgun yapanlar kadar mesuldür ve onlardan da hesap sorulmalıdır. Gerçek yatırımcıların zararı elbette tazmin edilmelidir. Bu tazmin vurgunculardan ve vurguna göz yumanlardan tahsil edilerek gerçek, doğru yatırımcının zararı tazmin edilmelidir. Yasal boşluklar varsa bu yasal boşluklardan faydalanmışlarsa ki cuma günü AK Parti'nin 10 maddelik bir yasa teklifi vereceğine hazırlık içinde olduğunu duyduk. Bu yasal boşluklar da mutlaka giderilmeli ve tekrarı katiyen yaşanmamalıdır."

6-8 Ekim Olaylarının Yıl Dönümü ve Yargı Vurgusu
6-8 Ekim hadiselerinin üzerinden geçen 12 yılı hatırlatan BBP Lideri, yaşanan can kayıplarının ve tahribatın unutulmayacağını ifade etti. O dönem yapılan çağrıların bedelinin hukuki olarak ödenmesi gerektiğinin altını çizen Destici, şu değerlendirmede bulundu:
"Aradan 12 yıl geçti ama şehit Yasin Börü'yü ve onunla birlikte hayatını kaybeden ikisi polis 37 masum insanı da unutmuş değiliz. Onları da rahmetle yad ediyoruz. 37 kişinin ölümüne sebep olan en başta PKK'lılara, PKK sempatizanlarına sokağa çıkma çağrısı yapan o dönemin HDP Eş Genel Başkanı şu anda cezaevinde tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş'tı. Bazıları hâlâ güzelleme yapmaya devam ediyorlar ama biz burada çok açık ve netiz. O çağrıyı Selahattin Demirtaş yapmıştı ve onun çağrısı neticesinde 37 kişi hayatını kaybetti. Onun için 37 kişinin hayatını kaybetmesine vesile olan birisinin elbette ki yasalar hangi cezayı öngörmüşse ki o cezaya çarptırıldı ve o cezasını da bir gün bile eksiksiz çekmemesi gerekir diye düşünüyorum."
Okul Güvenliği ve Eğitim Kurumlarında Tedbir Çağrısı
İstanbul'daki bir eğitim kurumunda 15 yaşındaki bir öğrencinin gerçekleştirdiği bıçaklı saldırıya değinen Destici, 10 yaşındaki bir çocuğun yaşamını yitirdiği, 7 öğrencinin ise yaralandığı olayın toplum vicdanını derinden yaraladığını dile getirdi. Okullarda rehavete kapılınmaması gerektiğini belirten Destici, idari birimlerin teyakkuzda olmasının hayati önem taşıdığını söyledi:
"15 yaşındaki kız çocuğu sebepsiz, masum çocuklara bıçaklı saldırı gerçekleştirdi. 10 yaşında masum bir yavrucak hayatını kaybetti. Ne kadar acı bir durum. Kendisi için, ailesi için. Vicdanımızı ne kadar yaralıyor, ne kadar üzüyor? Hepimiz evlat sahibiyiz. Allah kimsenin başına vermesin. Hiçbir evladın başına gelmesin. Yavrumuz cennete gitti. Küçücük bir çocuk. Allah ailesine, arkadaşlarına, okul yönetimine, öğretmenlerine sabır versin. Onlara başsağlığı ve taziye dileklerimizi iletiyoruz. Yaralanan 7 yavrumuz daha var. Onlara da Cenabı Hak'tan acil şifalar niyaz ediyoruz. Bir daha böyle saldırıların olmaması için de tüm okullarımızın artık gerekirse teyakkuz halinde olması gerekiyor. Tedbiri elden bırakmaması gerekiyor. ‘Bizim burada bir şey olmaz' dememesi gerekiyor. Okullardaki rehber öğretmenlerin, idarecilerin sorumluluğu büyük. Dolayısıyla da inşallah tekrarı, benzeri yaşanmaz diyoruz."
Doğu Akdeniz Gerilimi ve Bölgesel Güvenlik Mimarisi
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) askeri geçit töreninde ABD, Birleşik Krallık, Fransa ve Mısır unsurlarının boy göstermesine dikkat çeken Destici, Doğu Akdeniz havzasındaki jeopolitik kuşatmaya işaret etti. Türkiye'nin caydırıcı donanma gücü ve diplomatik hamleleriyle sahada varlığını koruduğunu belirten Destici, uzun vadeli güvenlik vizyonunu şu sözlerle aktardı:
"1 Ekim'de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde düzenlenen askeri geçitte ABD, İngiltere, Fransa ve Mısır'ın askeri unsurlarının yer alması Fransa ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasındaki askeri işbirliğinin ve Amerika Birleşik Devletleri'nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimiyle geliştirdiği savunma ilişkilerinin geldiği noktayı göstermesi bakımından çok dikkat çekecektir. Elbette bütün bu gelişmeleri doğrudan Türkiye'ye karşı kurulmuş bir askeri ittifak olarak nitelendiremeyiz. Ancak Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin güvenlik, enerji ve deniz yetki alanlarını doğrudan ilgilendiren çok taraflı bir ağın giderek güçlendiğini de görmezden gelemeyiz. Mesele yalnızca bugün yaşanan gelişmeler değildir. Asıl mesele, yarının güvenlik mimarisinin bugünden kuruluyor olmasıdır. Doğu Akdeniz artık yalnızca enerji kaynaklarını veya deniz yetki alanlarının tartışıldığı bir bölge değildir. Aynı zamanda askeri güçlerin, enerji hatlarının, ticaret yollarının ve bölgesel güç dengelerinin şekillendiği stratejik bir saha ve alandır. Türkiye'nin elbette önemli güç unsurları vardır. Güçlü donanmamız, Mavi Vatan yaklaşımımız, sondaj ve araştırma kapasitemiz, Libya ile yaptığımız deniz yetki alanları mutabakatı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki vazgeçilmez askeri varlığımız bunların başlıcalarıdır. Fakat bugünün jeopolitiğinde askeri güç kadar diplomatik ve ekonomik durum da gücünüz de çevreniz de önemlidir. Bu nedenle Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de yalnızca gelişmelere cevap veren değil, gelişmeleri önceden okuyup kendi denklemini kuran bir stratejiyi güçlendirmeye de ihtiyacı vardır. Ki bunu Türkiye yapmaya gayret etmektedir."