85 Yaş Üstünde Büyük Tehdit: Alzheimer Riski Yüzde 40 Oldu
İleri yaş grubunda sıkça gözlemlenen bilişsel kayıplar, toplum sağlığını tehdit eden boyutlara ulaşıyor. Konuya dair kritik klinik verileri paylaşan Sivas Devlet Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Özer Aynacı; yaşlanma süreciyle birlikte demans ve Alzheimer hastalığı vakalarında belirgin bir tırmanış yaşandığını kaydetti. Nüfusun yaşlanmasıyla paralel olarak tablonun ağırlaştığına işaret eden Aynacı, özellikle 85 yaş ve üzerindeki bireylerde Alzheimer görülme olasılığının yüzde 40 seviyelerine kadar tırmandığını aktararak erken teşhis mekanizmalarının gecikmeden devreye girmesi gerektiğini ifade etti.
Bilişsel Gerilemenin Ötesinde: Davranış Değişiklikleri
Demans sendromunun ileri yaş popülasyonundaki birincil vefat gerekçeleri arasında üst sıralarda yer aldığını vurgulayan Nöroloji Uzmanı Dr. Özer Aynacı, tablonun sıradan bir bellek zayıflığı şeklinde basite indirgenemeyeceğini bildirdi. Problemin nörodejeneratif doğasına dikkat çeken Dr. Aynacı, şu değerlendirmede bulundu:
"Alzheimer hastalığı yalnızca unutkanlıktan ibaret değildir. Bilişsel bozuklukların yanı sıra duygusal ve davranışsal değişikliklere de yol açar. Beyin işlevlerinde gerileme, davranış sorunları ve günlük yaşamda belirgin işlev kaybıyla seyreden ilerleyici bir klinik tablodur."

Halk Arasında Bunama Olarak Bilinen Tablonun Evreleri
Toplum nezdinde çoğunlukla "bunama" tabiriyle karşılık bulan demansın geniş bir şemsiye terim olduğunu belirten uzman hekim, tüm demans vakalarının yaklaşık yüzde 60 ila 70'lik baskın bölümünü tek başına Alzheimer'ın meydana getirdiğini paylaştı. Beyin hücrelerinin geri döndürülemez kaybıyla birden fazla zihinsel fonksiyonun sekteye uğradığını hatırlatan Aynacı; sürecin çoğunlukla basamaklı ve kötüleşen bir seyir izlediğini belirtti. Üç temel evrede ilerleyen hastalığın başlangıç safhasında, bilhassa yakın dönem hafıza zafiyetleri ile diyalog esnasında kendini ifade etmede hafif düzeyli tıkanıklıkların baş gösterdiği bildirildi.
Demans Riskini Tırmandıran Faktörler ve Mevcut Tedavi
Hastalığın gelişim zeminini hazırlayan fizyolojik ve çevresel unsurlara değinen Dr. Özer Aynacı; hipertansiyon, kontrolsüz diyabet, obezite, klinik depresyon, duyusal kayıplar (işitme ve görme), kronik uyku bozuklukları, geçirilmiş kafa travmaları, inme, tütün ve alkol tüketimi ile sedanter (hareketsiz) yaşam tarzının tetikleyici unsurlar arasında yer aldığını kaydetti.
Ülkemiz genelinde yaklaşık 600 bin hanenin bu zorlu tablo ile mücadele ettiğini bildiren Dr. Özer Aynacı, sözlerini şu şekilde tamamladı:
"Demansın günümüzde kesin bir radikal tedavisi bulunmamaktadır. Ancak erken evrede başlanan hedefe yönelik bazı medikal ilaçlar, klinik semptomların kontrol altına alınmasına ve hastanın yaşam kalitesinin korunmasına önemli ölçüde yardımcı olabilmektedir."