Eklem Ağrılarını Yaşlanma Belirtisi Sayarak Ertelemeyin
Sivas Numune Hastanesi bünyesinde hizmet veren Romatoloji Uzmanı Dr. Seda Atik, 12 Ekim Dünya Artrit Günü kapsamında toplum sağlığını doğrudan ilgilendiren açıklamalarda bulundu. Eklemlerde meydana gelen deformasyonlar, hareket kısıtlılığı ve kronik ağrı tablolarına dikkat çeken Atik, klinik tablonun ciddiyetine işaret ederek tanı ve tedavi basamaklarını ayrıntılandırdı.
Tıbbi terminolojide eklemlerin iltihaplanması neticesinde beliren ağrı, ödem ve fonksiyon kaybı tablosu olarak tanımlanan artritin, günlük yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini vurgulayan Dr. Seda Atik, her eklem sızısının sıradan görülerek geçiştirilmemesi gerektiğinin altını çizdi.

Sabah Ortaya Çıkan Eklem Tutukluğuna Dikkat Edilmeli
Günlük yaşamda karşılaşılan fiziksel zorlanmalar veya yaşın ilerlemesiyle gelişen kireçlenmelerin eklem ağrısı yaratabileceğini aktaran Dr. Atik, iltihaplı romatizmal süreçlerin karakteristik farklarını şu sözlerle ifade etti:
"Toplumda eklem ağrıları sık görülmektedir. Yaşa bağlı kireçlenme veya travmalar eklem ağrısına neden olabilir. Ancak özellikle sabahları ortaya çıkan eklem tutukluğu, şişlik, ısı artışı ve ödem, iltihaplı romatizmal hastalıkların ilk belirtileri arasında yer alabilir. Ağrıların istirahat hâlinde ve geceleri de devam etmesi durumunda mutlaka bir hekime başvurulmalıdır."
Özellikle dinlenme esnasında yatışmayan, uykudan uyandıran ve eklemlerde ısı artışıyla seyreden klinik tabloların vakit kaybetmeksizin romatolojik inceleme gerektirdiği belirtildi.
Romatizmal Hastalıklar Gençlerde ve Çocuklarda Görülüyor
Toplumda yerleşmiş olan romatizmanın yalnızca ileri yaş grubu bireylerde görüldüğü algısının gerçeği yansıtmadığını dile getiren Uzm. Dr. Seda Atik, pediatrik ve genç popülasyonda da bu vakalara rastlandığını hatırlattı. Erken teşhis mekanizmasının hayati rol oynadığını belirten hekim, modern tıbbın sunduğu imkânlara dikkat çekerek değerlendirmelerini sürdürdü:
"Erken tanı ve uygun tedaviyle eklem hasarının önlenmesi, eklem fonksiyonlarının korunması ve yaşam kalitesinin artırılması mümkündür. Bu nedenle eklem ağrılarıyla yaşamayı normal kabul etmemeliyiz."
Gelişen farmakolojik ve medikal yaklaşımlar sayesinde kalıcı eklem harabiyetinin engellenebildiğini söyleyen Dr. Atik, bireylerin kendi vücutlarındaki sinyalleri doğru okuması gerektiğini vurguladı.
Kalıcı Eklem Hasarını Önlemede Erken Teşhisin Rolü
Kronikleşen eklem ağrıları, inatçı şişlikler, gece boyu süren sızılar ve uyanıldığında hareket kabiliyetini kısıtlayan sabah tutukluğu gibi belirtilerin kesinlikle ertelenmemesi gerektiğini belirten Dr. Seda Atik, uyarısını şu cümleyle tamamladı:
"Unutmayalım, yaşam kalitemizi korumak, eklem sağlığımızı korumaktan geçer."