Özdil, AKP döneminden kalan bazı yöneticilerin, şu an CHP yönetiminde olan İBB’de çalışan CHP'li personele sistematik olarak mobbing uyguladığını belirterek çarpıcı açıklamalarda bulundu.
“Temizlik İşçisinden Müdüre Herkes Baskı Altında”
Özdil’in ifadesine göre, mobbing yalnızca yönetici kadrolarla sınırlı kalmıyor; temizlik işçisinden park müdürlüklerine kadar birçok birimde görevli çalışanlar bu psikolojik baskıdan etkileniyor. Yolda karşılaştığı bazı belediye personelinin kendisine yaşadıkları sıkıntıları anlattığını söyleyen Özdil, personelin güvenliği nedeniyle hangi birimden olduklarını açıklamaktan kaçındı.
“Ekrem İmamoğlu göreve geldiğinde kimsenin siyasi görüşüne bakmadan çalışmasına izin verdi. AKP ya da MHP’li diye kimseyi işinden etmedi. Ama şimdi belediyenin yönetimi zayıflatılmışken, içeride kalan bazı eski dönem yöneticileri, CHP’li çalışanlara adeta kan kusturuyor,” dedi.
“İnsanlar İstifaya Zorlanıyor”
Yılmaz Özdil, mobbingin temel amacının bazı personeli istifaya zorlamak olduğunu öne sürdü. Özellikle Saraçhane’de yapılan mitinglere katılan çalışanlara yönelik baskının arttığını belirtti. Bu kişilere kötü görevler verildiği, sürgün niteliğinde tayinler yapıldığı ve sosyal baskıların arttığı iddia edildi.
“İBB şu anda sahipsiz kalmış gibi görünüyor. Belediye Başkanı içeride, birçok daire başkanı görevinden alındı ya da tutuklandı. Bu boşluğu fırsat bilen eski dönem bürokratları, şimdi ideolojik intikam peşinde koşuyor,” ifadelerini kullandı.
“CHP Yönetimine Çağrı: Sahip Çıkın”
Özdil, bu süreçte CHP İstanbul İl Örgütü ve milletvekillerine açık çağrıda bulundu. Yaşananların basit bir yönetim problemi değil, ciddi bir insan hakkı ihlali olduğunu dile getiren gazeteci, özellikle emekçi kesimlerin korunması gerektiğini vurguladı:
“Ekrem İmamoğlu’na sahip çıkmak elbette önemli. Ama içerideki çalışanları da unutmamak gerekiyor. Onlar şu anda sahipsiz. Emekçilerin yaşadığı bu baskıya karşı susmamalıyız,” dedi.
Sessiz Kalmamak Gerekiyor
Yılmaz Özdil’in gündeme taşıdığı bu iddialar, yalnızca bir kurum içi mesele olmanın ötesinde, kamu yönetiminde liyakat, siyasi tarafsızlık ve insan hakları gibi temel değerlerin ne kadar kırılgan olduğunu da gösteriyor. Eğer iddialar doğrulanırsa, bu durum sadece İBB’yi değil, tüm Türkiye'de kamu çalışanlarının güvenliğini ve haklarını tartışmaya açacak bir süreci başlatabilir.
Kamuoyunun ve ilgili siyasi yapıların bu iddiaları ciddiyetle araştırması, yaşanan olası hak ihlallerine karşı gerekli adımların hızla atılması büyük önem taşıyor.