Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, tutuklu bulunduğu cezaevinden, Sözcü TV ekranlarına yapay zeka teknolojisi aracılığıyla bağlanarak gazeteci İpek Özbey’in sorularını yanıtladı. Bu röportaj, hem Türkiye hem de dünya medyasında bir ilk olarak kayıtlara geçti.
Yapay zekâ destekli bu özel bağlantıyla kamuoyuna seslenen Özdağ, hem hukuki süreci hem de Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi ortamı değerlendirdi. İşte röportajdan öne çıkan başlıklar:
"Terör Örgütleri Teslim Olur, Feshedilmez"
Röportajda ilk olarak güvenlik politikalarına değinen Özdağ, Suriye’de yeniden yapılanma sürecine giren terör örgütlerine dikkat çekerek, “Fesih kavramı tüzel kişilikler için geçerlidir. Terör örgütü feshedilmez, silah bırakır ve teslim olur” ifadesini kullandı.
Ülke güvenliği açısından ciddi tehditler gördüğünü belirten Özdağ, Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısının adım adım tasfiye edildiğini savundu.
"Rehin Alındığımı Tüm Türkiye Biliyor"
Tutuklu bulunduğu Silivri 9 No’lu Cezaevi hakkında da açıklamalarda bulunan Özdağ, burada terör ve organize suç örgütleri için hazırlanan özel bir yapının içinde tutulduğunu söyledi.
“Her hücreden çıkışta üst araması yapılıyor. Bu bir rehin alma durumu. Suçsuzluğum ispatlandığında bile aslında özgür kalmış olmayacağım. Çünkü burada olmak zaten bir adalet trajedisidir.” dedi.
"Bu Davalar Siyasi"
Kendi davasının yanı sıra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da yargılandığı sürece değinen Özdağ, her iki dosyanın da siyasi olduğuna dikkat çekti:
“Hukuk adına bir dram yaşıyoruz. Ama bu zindandan inançla çıkacağıma yürekten inanıyorum.” dedi.
"Cumhurbaşkanına Hakaret Etmedim"
Kendisine yöneltilen “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasını reddeden Özdağ, “Türk milliyetçiliği geleneğinde Cumhurbaşkanına hakaret edilmez” diyerek şu açıklamayı yaptı:
“Sayın Erdoğan’a ya da AKP Genel Başkanı sıfatıyla dahi herhangi bir hakaretim olmamıştır. Cumhurbaşkanlığı makamı, tarihsel ve milli bir semboldür. Bu makama asla hakaret etmedim.”
"TCK 216 Yanlış Yorumlanıyor"
Kamuoyunu kin ve düşmanlığa tahrik ettiği iddialarına da yanıt veren Özdağ, Türk Ceza Kanunu'nun 216. maddesinin yanlış uygulandığını öne sürdü:
“Savcı, halkın bir kesimini diğerine karşı kışkırtmakla suçluyor. Ama hukuk böyle işlemez. Suriyelilere karşı halkı uyarmak bir suç değildir. Hukuken suç sayılabilmesi için açık ve yakın tehlike oluşturması gerekir.”
"Suriyeliler Misafirimiz Değil, Geri Dönmeliler"
Özdağ, mülteci politikasını yeniden gündeme getirerek, Suriyelilerin geri dönüşü konusunda kararlılık vurgusu yaptı:
“Suriyelilerin dönüşü sağlanmadı. Onlara vatandaşlık verilmeye devam edilirse Türkiye’nin etnik yapısı tehdit altına girer. Mersin hattı parçalanmaya müsait hale gelir. Bu nedenle Halep ve Lazkiye bölgelerine güvenli dönüş projeleri bir an önce hayata geçirilmeli.”
"Milletin Adaletine Güveniyorum"
Son olarak halkın vicdanına ve hukukun üstünlüğüne olan inancını vurgulayan Ümit Özdağ, sözlerini şöyle noktaladı:
“Millete ve hukuka karşı suç işlemedim. Burada olmamın tek nedeni siyasi duruşumdur. Ancak milletin sağduyusu ve adalet inancı, bu karanlığı er geç yenecektir.”
Bu tarihi röportaj, hem Türkiye’deki yapay zekâ teknolojisinin medya kullanımında ulaştığı noktayı göstermesi açısından hem de siyasi yargılamalara dair kamuoyunun tepkisini ölçme açısından dikkat çekici bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.