Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
13°
sivas360 Gündem Türkiye ve İsrail Arasında Çarpışma Rotası: 5 Cephede Kriz Kapıda

Türkiye ve İsrail Arasında Çarpışma Rotası: 5 Cephede Kriz Kapıda

İsrail basınında yer alan analiz, Ankara ile Tel Aviv arasındaki jeopolitik rekabetin beş stratejik alanda doğrudan çatışma riskine evrildiğini vurguladı.

İsrail basınında yer alan analiz, Ankara ile Tel Aviv arasındaki jeopolitik rekabetin beş stratejik alanda doğrudan çatışma riskine evrildiğini vurguladı.

KAYNAK: İHA
MUHABİR: Haber Merkezi
Türkiye ve İsrail Arasında Çarpışma Rotası: 5 Cephede Kriz Kapıda

Orta Doğu’daki güç dengeleri hızla değişirken, Ankara ile Tel Aviv arasındaki diplomatik ayrışma yerini çok boyutlu bir bölgesel nüfuz mücadelesine bırakıyor. İsrail merkezli Jerusalem Post gazetesinde yer alan ve güvenlik uzmanı Jonathan Spyer imzasını taşıyan analizde, iki ülke arasındaki rekabetin artık rutin siyasi polemikleri aşarak beş kritik sahada doğrudan karşı karşıya gelişe dönüştüğü savunuldu.

Ankara ve Tel Aviv Rekabetinde Beş Kritik Stratejik Kriz Alanı

Yayımlanan stratejik raporda, Türkiye ve İsrail ilişkilerinin artık ikili bir diplomatik kriz olmaktan çıktığı, bölgesel çapta bir güç savaşı haline geldiği vurgulanıyor. İki aktör arasındaki nüfuz çatışmasının beş temel eksende yoğunlaştığı belirtiliyor: Suriye sahası, Doğu Akdeniz deniz yetki alanları, Kudüs ile Batı Şeria denklemi, Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu hattı ile uluslararası platformlardaki hukuki hamleler.

Analizde, bu alanların bağımsız birer bölgesel gerilim olarak görülmemesi gerektiği, aksine her iki ülkenin hedeflerinin doğrudan birbiriyle çakıştığı sıfır toplamlı bir denklem yarattığı aktarılıyor.

Tel Aviv Yönetiminden Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Yönelik Hukuk Hamlesi

Analizde öne çıkan en dikkat çekici başlıklardan birini, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun direktifleri doğrultusunda başlatılan hukuki girişim oluşturdu. Netanyahu’nun, İsrail Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk Dairesi'ne talimat vererek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aleyhine Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) nezdinde bir dosya oluşturulmasını istediği kaydedildi.

Hazırlanması planlanan dosyanın temel dayanaklarının, Türkiye'nin sınır ötesi terörle mücadele operasyonları ile Hamas ile kurduğu diplomatik temas iddialarına dayandırılacağı öne sürüldü. Ancak hem Türkiye’nin hem de İsrail’in Roma Statüsü’ne taraf olmaması nedeniyle bu girişimin somut bir cezai yaptırıma dönüşme ihtimalinin zayıf olduğu bildirildi. Uzmanlar, bu adımın pratik bir yargı sürecinden ziyade, uluslararası alanda yürütülen psikolojik ve hukuki savaşın bir parçası olduğunu değerlendiriyor.

Suriye Sahasında Sıcak Temas ve Askeri Karşılaşma İhtimali

İki ülkenin askeri olarak karşı karşıya gelme ihtimalinin en yüksek olduğu cephe olarak Suriye öne çıkıyor. Ankara’nın Şam yönetimi üzerindeki nüfuzunu artırması ve Suriye’nin savunma altyapısını güçlendirmeye yönelik hamleleri, Tel Aviv tarafından kendi operasyonel kabiliyetine tehdit olarak algılanıyor. İsrail, özellikle Suriye hava sahasında İran unsurlarına karşı sahip olduğu serbest hareket alanını kaybetmek istemiyor.

İsrail’in daha önce Ebu Zuhur Hava Üssü’ne gerçekleştirdiği hava harekatı bu stratejinin bir parçası olarak görülürken, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Şam temasları sırasında dile getirdiği şu ifadeye dikkat çekiliyor:

"İsrail, Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve bölgesel istikrarına yönelik en büyük potansiyel tehdittir."

Doğu Akdeniz Enerji Hattı ve Afrika Boynuzu'nda Nüfuz Savaşı

Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında mutabakata varılan deniz yetki alanları anlaşması, Doğu Akdeniz’deki enerji koridorlarını doğrudan etkilemeye devam ediyor. İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ortaklığında planlanan denizaltı elektrik ve enerji iletim projeleri, Türkiye’nin ilan ettiği kıta sahanlığı sınırlarıyla çakışıyor. Bu durum, Akdeniz’deki kaynak paylaşımında tarafları kaçınılmaz bir rekabete sürüklüyor.

Mücadelenin coğrafi sınırları son dönemde Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz kıyılarına kadar genişledi. İsrail’in tek taraflı bağımsızlık ilan eden Somaliland’ı tanıması ve bölgede Babülmendep Boğazı’nı gözetleyecek askeri tesis kurma arayışları, Türkiye’nin Somali politikasıyla karşı karşıya geliyor. Mogadişu’da kapsamlı bir askeri eğitim üssü bulunduran ve Somali açıklarında hidrokarbon arama anlaşmaları imzalayan Ankara, Somaliland’ın parçalanma adımlarına kararlılıkla karşı çıkıyor.

Orta Doğu Jeopolitiğinde Şekillenen Yeni Güç Dengesi

Geleneksel Orta Doğu güvenlik mimarisinin zayıflaması ve ABD’nin bölgedeki doğrudan belirleyiciliğinin azalması, yerel ve bölgesel güçlerin etki alanlarını genişletmesine zemin hazırlıyor. Bölgesel dinamikler, Türkiye ile İsrail arasındaki rekabetin dönemsel bir diplomatik gerginlik olmadığını; Orta Doğu’nun yeni jeopolitik haritasında uzun soluklu bir stratejik hesaplaşmaya dönüştüğünü gösteriyor. Mevcut eğilimlerin sürmesi halinde, iki gücün sahadaki sürtüşme alanlarının daha da belirginleşmesi bekleniyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız