Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Malazgirt Zaferi’nin yıl dönümünde yaptığı konuşmada kullandığı “atın kuyruğunu bağladık” ifadesi, Türk tarihine dayanan köklü bir geleneği yeniden gündeme taşıdı.
Türk savaş kültüründe önemli bir yere sahip olan bu ritüel, sefere çıkmadan önce atın kuyruğunun düğümlenmesi şeklinde uygulanıyordu. İlk olarak askeri bir gereklilik olarak ortaya çıkan uygulama, zamanla “geri dönüşü olmayan bir yola girildiği” ve “sonuna kadar mücadele edileceği” anlamını kazandı.
Tarihsel kaynaklara göre, Malazgirt Meydan Muharebesi öncesinde Sultan Alp Arslan da bu geleneği uyguladı. Beyaz elbisesini giyerek “ölürsem kefenim olsun” diyen Alp Arslan’ın, savaş öncesinde atının kuyruğunu bağladığı ve ordusuna da aynı talimatı verdiği aktarılıyor.
“Kuyruk tügmek” veya “at çermetmek” olarak adlandırılan bu gelenek, Kaşgarlı Mahmud’un 1074 yılında kaleme aldığı Dîvânu Lugâti’t-Türk’te de yer alıyor. Eserde bu davranış, yiğitlik ve kararlılık göstergesi olarak ifade ediliyor.
Ayrıca Orhun Yazıtları’nda da at kuyruğu bağlama geleneğine dair ifadeler bulunuyor. Tonyukuk Yazıtı’nda geçen “tügünlüg at” ifadesi, bu uygulamanın Türklerde askeri bir sembol olarak kullanıldığını ortaya koyuyor.
Uzmanlar, tarih boyunca farklı anlamlar kazanan bu geleneğin, günümüzde daha çok kararlılık, mücadele ve geri adım atmama iradesinin sembolü olarak yorumlandığını belirtiyor.