reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
24°
sivas360 Gündem Tarihin Derin Kodları Ahlat’ta Başlıyor: Sefere Çıkışın En Net Alameti

Tarihin Derin Kodları Ahlat’ta Başlıyor: Sefere Çıkışın En Net Alameti

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Malazgirt konuşmasında vurguladığı “atın kuyruğunu bağlamak” geleneğinin, Türk savaş kültüründe “geri dönmeme kararlılığının” simgesi olduğu tarihsel kaynaklarda yer alıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Malazgirt konuşmasında vurguladığı “atın kuyruğunu bağlamak” geleneğinin, Türk savaş kültüründe “geri dönmeme kararlılığının” simgesi olduğu tarihsel kaynaklarda yer alıyor.

KAYNAK: Recep Karataş
Tarihin Derin Kodları Ahlat’ta Başlıyor: Sefere Çıkışın En Net Alameti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Malazgirt Zaferi’nin yıl dönümünde yaptığı konuşmada kullandığı “atın kuyruğunu bağladık” ifadesi, Türk tarihine dayanan köklü bir geleneği yeniden gündeme taşıdı.

Türk savaş kültüründe önemli bir yere sahip olan bu ritüel, sefere çıkmadan önce atın kuyruğunun düğümlenmesi şeklinde uygulanıyordu. İlk olarak askeri bir gereklilik olarak ortaya çıkan uygulama, zamanla “geri dönüşü olmayan bir yola girildiği” ve “sonuna kadar mücadele edileceği” anlamını kazandı.

Tarihsel kaynaklara göre, Malazgirt Meydan Muharebesi öncesinde Sultan Alp Arslan da bu geleneği uyguladı. Beyaz elbisesini giyerek “ölürsem kefenim olsun” diyen Alp Arslan’ın, savaş öncesinde atının kuyruğunu bağladığı ve ordusuna da aynı talimatı verdiği aktarılıyor.

Kuyruk tügmek” veya “at çermetmek” olarak adlandırılan bu gelenek, Kaşgarlı Mahmud’un 1074 yılında kaleme aldığı Dîvânu Lugâti’t-Türk’te de yer alıyor. Eserde bu davranış, yiğitlik ve kararlılık göstergesi olarak ifade ediliyor.

Ayrıca Orhun Yazıtları’nda da at kuyruğu bağlama geleneğine dair ifadeler bulunuyor. Tonyukuk Yazıtı’nda geçen “tügünlüg at” ifadesi, bu uygulamanın Türklerde askeri bir sembol olarak kullanıldığını ortaya koyuyor.

Uzmanlar, tarih boyunca farklı anlamlar kazanan bu geleneğin, günümüzde daha çok kararlılık, mücadele ve geri adım atmama iradesinin sembolü olarak yorumlandığını belirtiyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız