reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11
sivas360 Gündem Sivas’ın Tarihi Taş Değirmende Öğütülen Kahvesi: Bir Asırlık Lezzet Yolculuğu

Sivas’ın Tarihi Taş Değirmende Öğütülen Kahvesi: Bir Asırlık Lezzet Yolculuğu

Sivas’ta yaklaşık bir asırdır taş değirmende öğütülen kahve, kendine has kokusu, lezzeti ve köpüğüyle kahve severlerin ilgisini çekiyor. 1926 yılında Abdullah ve Nuri Efendi kardeşler tarafından kurulan kahve işletmesi, Sivaslıların vazgeçilmez lezzeti haline gelmiş durumda.

KAYNAK: İHA

Sivas’ta yaklaşık bir asırdır taş değirmende öğütülen kahve, kendine has kokusu, lezzeti ve köpüğüyle kahve tiryakilerinin ilgisini çekiyor.

1926 yılında Abdullah ve Nuri Efendi kardeşler tarafından kurulan ve Sivaslıların vazgeçilmez lezzeti haline gelen kahve işletmesi, yaklaşık 1 asırdır aynı yöntem ile Türk kahvesi üretiyor. Brezilya’dan gelen ham kahve çekirdekleri 98 yıllık makinede pişirilerek yine aynı yaştaki taş değirmende öğütülüyor. Teknolojik cihazların aksine eski makinelerde pişirilen kahvenin ünü Türkiye’nin yanı sıra yurt dışında da ilgi görüyor. Tarihi bina içerisinde günlük taze üretim yapılan ve oldukça rağbet gören kahve, yurt içinden müşterilerin yanı sıra yurt dışından gelen gurbetçilerin de uğrak mekânı oluyor.

Kahveler taş değirmende öğütülüyor

Dükkanın 4’üncü kuşak işletmecisi olan Tayfun Talas,

"Arkamda da gördüğünüz makineler yaklaşık 98 yıllık makineler. Neredeyse 1 asra dayandı. Dedemin babasından kalma makineler. Şu görmüş olduğunuz kavurma makinesi antika olarak da geçiyor. Orada kavrulduktan sonra taş değirmene alıyoruz. Taş değirmende öğüttükten sonra müşterilerimize ikram ediyoruz. Türk kahvesi bize gemilerle Brezilya’dan geliyor. Brezilya’dan geldikten sonra dediğim gibi bu antika makineler kahvenin lezzetini koruyan aletler. Kendi ayarında kavruluyor. Kahve kendi özünü hiç bırakmıyor. Bırakmadıktan sonra özel taş değirmende de tabii ki dedemin babasından kaldığı için kuşaktan kuşa aktarılan tecrübelerle kahvenin özünü müşteriye sunmaya çalışıyoruz. Taze kahve olması gerekiyor. Çiğ olsun, kavrulmuş olsun, taze kahve, günlük olarak kavuruyoruz. Günlük olarak öğütüyoruz. Müşterilerimizin de hoşuna gidiyor. Makinelerimiz yaklaşık bir ay sonra yüz yıla yaklaştı. İşletmemizde iki tane bizim ana makinemiz var. Birisi kavurma makinesi, birisi öğütme makinesi. İkisi de dediğim gibi bir asırlık. Tabi teknoloji gelişti. Yeni makineler üretildi ama bu makinelerin tadını asla vermez”

dedi.

“Gurbetçiler yoğun ilgi gösteriyor”

Makinelerin yanı sıra dükkanın da tarihi olduğunu söyleyen Tayfun Talas,

"Yurt dışından gelen müşteriler buranın havasını dokusunu çok seviyorlar. Geldiklerinde hatta bu çuvallara falan baktıklarında ’farklı bir ülkede miyiz acaba’ diyorlar. Eski yapısını hiç bozmadan devam ediyoruz. Çok hoşlarına gidiyorlar. Çok güzel geri dönüşler alıyoruz. ‘Ne olur buradan ayrılmayın, sürekli burada durun’ gibi güzel dönüşler alıyoruz. Zaten bulunduğumuz binada vakıf binası. Bu dükkan yaklaşık cumhuriyetin ilk yıllarından beri özü bozulmadan aynı şekil devam etmekte. Kahvemizi çok beğendikleri için yurt dışından, yurt içinden isteyen çok müşterilerimiz var. Özellikle gurbetçi yaz aylarında çok alıp götürüyorlar. Sipariş geldikten sonra kahveyi hemen taze taze çekip vakumlayıp müşteriye gönderiyoruz”

şeklinde konuştu.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...