3 Mayıs’ta hayatını kaybeden eski milletvekili ve sinemacı Sırrı Süreyya Önder’in, vefatından sadece haftalar önce Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’la yaptığı görüşmede geçen bir diyalog ortaya çıktı. MHP lideri Devlet Bahçeli'nin yeniden gündeme getirdiği İmralı süreci kapsamında gerçekleşen kritik görüşmede, Önder’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verdiği esprili ama derin anlamlar içeren yanıt, kamuoyunda duygusal bir etki yarattı.
Saray'daki Görüşme ve Sonrası: Kaderin Sessiz Planı
10 Nisan’da, İmralı Heyeti’nde yer alan Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Saray’da bir araya geldi. Görüşme tam 1 saat 25 dakika sürdü. Beş gün sonra ise Önder, aort damarı yırtılması sonucu geçirdiği kalp kriziyle hastaneye kaldırıldı. 12 saat süren ameliyatın ardından günlerce yoğun bakımda kaldı ancak tüm müdahalelere rağmen 3 Mayıs’ta yaşamını yitirdi.
Siyasetin mizahi diliyle tanınan, ancak ağır bedeller ödemiş bir isim olan Önder'in Erdoğan’la son görüşmesinde geçen samimi bir diyalog, vefatından sonra basına yansıdı.
Erdoğan’dan “Kaç Çocuğun Var?” Sorusu, Önder’den Manidar Yanıt
Nefes haber sitesinin özel haberine göre, Saray’daki görüşmede Cumhurbaşkanı Erdoğan, Önder’e kişisel bir soru yöneltti:
“Kaç çocuğun var?”
Önder’in “Bir çocuğum var,” demesi üzerine Erdoğan, “Az değil mi?” yanıtını verdi.
Önder ise esprili kişiliğine yaraşır ama bir o kadar da düşündürücü bir şekilde karşılık verdi:
“Hapis yatmaktan daha fazla çocuk sahibi olmaya fırsat bulamadım.”
Bu sözlerin ardından odada kısa bir sessizlik olduğu, Erdoğan’ın da bu yanıt üzerine bir süre düşündüğü aktarıldı. Görüşmeye tanıklık eden kaynaklara göre, bu kısa diyalog hem iki siyasetçi arasında insani bir bağın kurulduğunu hem de Önder’in yaşadığı zorlu siyasi sürecin izlerini gözler önüne serdi.
Toplumda Yankı Uyandıran Bir Vedanın Gölgesinde
Sırrı Süreyya Önder, yalnızca bir siyasetçi değil, aynı zamanda bir sanatçı, şair ve özgün bir muhalefet figürü olarak da tanınıyordu. Gerek HDP milletvekilliği döneminde gerekse çözüm sürecindeki aktif rolüyle hatırlanan Önder, mizah dolu diliyle siyasetteki gergin atmosferi çoğu zaman yumuşatmayı başaran bir isimdi. Ancak onun hayatı aynı zamanda cezaevleriyle, yargılamalarla, sansürle ve siyasal bedellerle şekillendi.
Cumhurbaşkanı ile yaptığı son görüşmede geçen bu çarpıcı diyalog, Türkiye siyasi tarihine geçecek türden bir anekdot olarak kayda geçti.
Yorumcular Ne Diyor?
Sosyal medyada ve siyasi yorumcular arasında Önder’in bu sözleri, sadece bir espri olarak değil, aynı zamanda Türkiye’de siyasi baskıların insan hayatına yansımasının sembolü olarak değerlendirildi. Pek çok kullanıcı ve gazeteci, bu diyaloğun hem Erdoğan hem de kamuoyu için düşündürücü bir mesaj niteliği taşıdığı görüşünde birleşti.