Yüksek Jeofizik Mühendisi Prof. Dr. Ahmet Ercan, Ege Bölgesi ve Marmara Denizi’ndeki depremler hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Ercan, son zamanlarda Muğla'da peş peşe yaşanan küçük depremler ile ilgili değerlendirmelerde bulunarak, bölgedeki sismik faaliyetlerin gelecekte büyük bir depreme dönüşme olasılığına dikkat çekti. Ayrıca Marmara Bölgesi’ne ilişkin önemli bir tahminde de bulundu: "2045'ten önce büyük bir Marmara depremi beklemiyorum," dedi.
Ege’deki Depremlerin Nedeni: Afrika Kıtası'nın Hareketi
Muğla’nın Menteşe, Marmaris ve Bodrum gibi ilçelerinde son dönemde meydana gelen 4.0 ve 3.5 büyüklüğündeki depremler, bölge halkını tedirgin etmişti. Bu sismik aktivitelerin nedenine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Ahmet Ercan, Afrika kıtasının kuzeye doğru hareketinin, Anadolu Yarımadası üzerinde gerilim yarattığını belirtti. Bu gerilimin zaman zaman küçük depremlerle boşaldığını ifade eden Ercan, bu tür depremlerin "deprem fırtınaları" olarak adlandırılabileceğini söyledi.
Ercan, Afrika kıtasının hareketiyle ilgili olarak, "Afrika anakarası, Ege Yayı, Girit, Rodos ve Kıbrıs Yayı altından Anadolu’yu kuzeye doğru iterek geriyor. Bu sıkışma nedeniyle, özellikle Girit ve Rodos yayı bölgelerinde 7.5 büyüklüğünde derin depremler meydana gelebilir. Bu süreç yaklaşık 10 milyon yıldır devam ediyor ve ilerleyen yıllarda da devam edecektir" şeklinde konuştu.
7.5 Büyüklüğüne Kadar Depremler Bekleniyor
Prof. Dr. Ercan, Ege Bölgesi’ndeki deprem riskiyle ilgili daha ayrıntılı bilgi verdi. "Ege Bölgesi’nin özellikle Girit, Rodos ve Kıbrıs yayı bölgeleri, Türkiye'nin en derin depremlerinin meydana geldiği alanlar arasında yer alıyor. Burada 7.5 büyüklüğüne kadar deprem üretilmesi mümkündür. Bu depremlerin derinlikleri ise 150 kilometreye kadar ulaşabilir" dedi. Ayrıca, bu bölgedeki sıkışmaların zamanla daha büyük bir depreme yol açabileceğini, ancak her deprem fırtınasının ardından mutlaka büyük bir deprem olmayabileceğini de sözlerine ekledi.
Gökova ve Fethiye-Marmaris Arasındaki Gerginlik
Ercan, Muğla il sınırları içinde Gökova Körfezi ve Fethiye-Marmaris arasındaki bölgede ciddi bir gerilim birikiminin gözlemlendiğini belirtti. "Bu gerginlik, eninde sonunda bir büyük depremle sonuçlanacaktır," diyen Ercan, son yıllarda bu bölgedeki depremlerden sonra büyük bir sarsıntı yaşanıp yaşanmayacağına dair net bir öngörüde bulunmanın zor olduğunu ifade etti.
Bununla birlikte, bu tür deprem fırtınalarının bazen büyük bir depremin habercisi olabileceği gibi, bazen de sakinleşip bir süre için sismik aktivitelerin duraklayabileceğini belirten Ercan, “Bilimsel olarak deprem fırtınasından sonra büyük bir deprem gelip gelmeyeceğini kesin olarak söylemek mümkün değil,” dedi.
Marmara Depreminin Tarihi: 2045 Sonrası
Prof. Dr. Ercan, Marmara Bölgesi’ndeki sismik aktivitelerin de dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguladı. Ancak, son dönemde Marmara Denizi’nde meydana gelen küçük çaplı depremleri, büyük bir deprem öncesi bir hazırlık süreci olarak görmediğini belirtti. “Marmara Denizi’nde her yıl yaklaşık 3 bin küçük çaplı deprem yaşanıyor. Bunlar, olağan depremciklerdir ve büyük bir deprem olacağına dair bir göstergesi bulunmamaktadır," dedi.
Marmara bölgesindeki büyük bir depremin tarihine ilişkin olarak ise Ercan, "Marmara Denizi'nde büyük bir depremin gerçekleşmesi için 2045 yılına kadar herhangi bir önemli risk bulunmuyor. Bu nedenle, şu anki küçük depremler olağan bir sismik aktivite olarak değerlendirilmelidir," dedi.
Bölgeye Özgü Riskler ve Hazırlık Önerileri
Prof. Dr. Ercan, Türkiye'nin çeşitli bölgelerindeki deprem risklerine dair uyarılarda bulunarak, halkın daha fazla bilinçlenmesi gerektiğini söyledi. Ege Bölgesi’nde yaşanabilecek büyük depremler için hazırlıklı olmanın önemini vurgulayan Ercan, “Deprem riskini tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da, yerel yönetimler ve halk, depreme dayanıklı binalar yaparak, eğitim ve tatbikatlarla olası bir deprem sonrası hızlı müdahale yapabilecek kapasiteye ulaşabilirler,” dedi.
Türkiye’de deprem gerçeği ile yaşamanın, her bireyin sorumluluğunda olduğunu belirten Ercan, afetlere karşı bilinçli bir toplum olmanın önemini bir kez daha dile getirdi.
Sonuç
Prof. Dr. Ahmet Ercan’ın açıklamaları, Ege ve Marmara Bölgeleri için ciddi bir farkındalık yaratmayı hedefliyor. Ege’de yaşanan deprem fırtınalarının büyük bir depreme yol açıp açmayacağı net olmasa da, bölgedeki gerginliğin zamanla büyük bir felakete yol açma potansiyeline sahip olduğu söylenebilir. Marmara Denizi’nde ise küçük depremler olağan bir durum olarak değerlendirilmekte olup, büyük bir deprem için 2045’ten önce bir risk bulunmadığı ifade edilmektedir.