Türkiye'nin siyaset sahnesinde tansiyon yeniden yükseliyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, terör örgütü PKK’nın kendini feshettiğini ilan ettiği sürece dair yaptığı açıklamalarda hem Devlet Bahçeli’yi hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan sert ifadeler kullandı. Özel’in en çok yankı uyandıran çıkışı ise Bahçeli’ye yönelik “180 derece dönen siyasetçi” göndermesi oldu.
Özel, “Ben kimsenin düğmeye basmasıyla yön değiştirecek bir siyasetçi değilim. Bugün Devlet Bahçeli öyle bir siyasetçidir,” diyerek, kararların derin yapılardan alındığına yönelik imalarda bulundu. CHP lideri, sürecin ancak Meclis zemininde, şeffaf ve toplumsal mutabakatla yürütülmesi gerektiğini savunarak “gizli pazarlık” iddialarına karşı sert durdu.
"Bir Düğmeyle Dönen Siyaset Anlayışının Parçası Değiliz"
Özgür Özel, katıldığı televizyon programında yaptığı açıklamalarda, Türkiye'de bazı siyasi aktörlerin derin yapılar tarafından yönlendirildiğine dair kamuoyunda oluşan algıyı ele aldı. Bu bağlamda Devlet Bahçeli’yi açıkça hedef aldı:
“Biz kumanda edilen, bir düğmeye basmakla 180 derece dönen siyasetçilerden değiliz. Bugün Devlet Bahçeli öyle bir siyasetçidir.”
Bu çıkış, MHP lideri Bahçeli’nin geçmişte sergilediği tutum değişikliklerine doğrudan bir gönderme niteliğinde. Özellikle çözüm süreci, başkanlık sistemi ve anayasa değişikliği konularındaki ani yön değişiklikleri, Özel’in bu eleştirisinin arka planını oluşturuyor.
PKK’nın Fesih Kararı ve CHP’nin Tutumu
PKK’nın kendini feshettiğini duyurmasının ardından siyasi aktörler sürece dair pozisyon almaya başladı. Özel, bu gelişmenin doğrudan iktidar kontrolünde ve devletin bilgisi dahilinde geliştiğini ima ederek şu değerlendirmeyi yaptı:
“O bildiri Milli İstihbarat Teşkilatı’nın onayı olmadan yayımlanamaz. O açıklamanın altında Öcalan’ın parafı varsa, Erdoğan ve Bahçeli’nin imzası vardır.”
Özel, CHP’nin bu tür süreçlerin dışında olduğunu ve şeffaflık ilkesine bağlı kalacağını belirtti. Ayrıca “gizli pazarlık” ve “anayasa karşılığı örgütle müzakere” gibi iddialara da net bir dille karşı çıktı.
“Yeni Anayasa” Tartışmalarına Net Yanıt: Meclis’siz Sürece Geçit Yok
Özel, iktidarın yeni anayasa hazırlığına da güçlü bir eleştiri getirdi. CHP lideri, Cumhurbaşkanlığı ve MHP’nin arka planda yürüttüğü iddia edilen anayasa sürecini “gizli” ve “gayrimeşru” olarak nitelendirerek, CHP’nin dahil olmadığı hiçbir anayasa sürecinin toplumsal meşruiyet üretemeyeceğini savundu:
“Bize rağmen yeni anayasa süreci işletilemez. Biz barışın da, bölünmez bütünlüğün de güvencesiyiz.”
Meclis’in, şehit ailelerinin ve sürecin tüm taraflarının dahil olduğu bir komisyon kurulmasını öneren Özel, yalnızca bu çerçevede bir müzakerenin anlamlı ve ahlaki olabileceğini vurguladı.
Lozan ve ‘Soykırım’ İddialarına Sert Tepki: “O Bildirinin Muhatabı Erdoğan ve Bahçeli’dir”
PKK tarafından yayımlanan fesih açıklamasında Lozan Antlaşması ve soykırım iddialarının yer alması da gündemin bir diğer tartışma başlığı oldu. Özel, bu tür ifadelerin MİT denetiminden geçerek kamuoyuna açıklandığını öne sürerek, sürece onay verenlerin sorumluluğunun altını çizdi:
“Biz Lozan’ı tapu senedi olarak gören partiyiz. O metne bu ifadelerin girmesine ses çıkarmayanlar bunun hesabını verecek.”
CHP lideri, Lozan’a atfedilen bu tür iddiaların Cumhuriyet’in kurucu değerlerine doğrudan saldırı olduğunu belirterek, bu konuda CHP’nin çizgisinin net olduğunu ifade etti.
“CHP’siz Yapılacak Her Girişim Krizle Sonuçlanır”
Özel’in açıklamalarının temelinde, Türkiye’de barış süreci benzeri her tür siyasi girişimin yalnızca şeffaflık ve geniş toplumsal mutabakat ile yürütülebileceği düşüncesi yatıyor. CHP lideri, sürecin sadece iktidar ve belirli partiler arasında yürütülmesinin meşruiyet üretmeyeceğini vurgulayarak şu uyarıyı yaptı:
“CHP’ye rağmen bu ülkede hiçbir ciddi siyasi adım atılamaz. Geçmişte darbe girişimlerini püskürten millet, yarın da karanlık planlara geçit vermez.”
Sonuç: Siyasette Yeni Gerilim Eşiği
CHP Lideri Özgür Özel’in çıkışı, özellikle Devlet Bahçeli’ye yönelik 180 derece çıkışı, Türkiye siyasetine damga vuracak nitelikte. Özel’in bu açıklamaları hem yeni anayasa süreci hem de olası barış girişimleri öncesinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin “olmazsa olmaz” bir aktör olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Görünüşe göre önümüzdeki günlerde, yeni anayasa tartışmaları daha da alevlenecek. Özel’in çizdiği çerçevede bu tartışma artık sadece yasal zeminde değil, “siyasetin ahlaki zemini” üzerinden de ilerleyecek.