Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) 4 Mayıs Cumartesi günü Konya'da düzenleneceği “Millet İradesine Sahip Çıkıyoruz” mitingi öncesi tansiyon yükseldi. Tanıtım çalışmaları sırasında Konya'nın Çumra ilçesinde CHP İl Başkan Yardımcısı Mustafa Durmaz ve Merkez İlçe Başkan Yardımcısı Muhammet Keskince'ye yönelik bir saldırı girişiminde bulunulduğu bildirildi.
CHP'li Başarır: “Bu Olayın Siyasi Vandallığının Sonucudur”
CHP Grup Başkanı Ali Mahir Başarır, Halk TV'ye ilişkin saldırıyla ilgili yaptığı açıklamada, parti arabasının bir grup tarafından önünün kesildiğini ve kuru sıkı olduğu sonradan anlaşılan silahlarla ateş açıldığını söyledi. Olayda yaralanan olmazken, Başarır, yaşananların “çok çirkin” olduğunu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçmişte kullandığı “Daha kaç CHP'li telef olacak mı?” ifadesine atıf yaparak siyasi atmosferin gerildiğine dikkat çekti.
Valilikten Açıklama: “Kuru Sıkı Tabanca ile Sevinç Ateşi”
Konya Valiliği ise olaydan sonra yayınlanan açıklamada, saldırının kuru sıkı silah ile ilgili bilgilerini ve şüpheli olay sırasında "CHP'ye benzediğini ve tanıtım aracının sıcaklıktan ateşte olduğunu" beyan ettiğini belirtti. Şüpheliler MK ve BD gözaltına alındı ve Çumra Cumhuriyet Başsavcılığı'na sevk edildi.
CHP'den Sert Tepki: “Kurşunla ayakta duramayacaksınız”
CHP cephesi yaşanan olayı yalnızca bir güvenlik sorunu değil, siyasi bir tehdit olarak değerlendirdi. Parti tarafından yapılan açıklamada, "Halkın iradesine, demokrasiye ve siyaset yapma hakkına açık bir saldırı" ifadeleri yer aldı. Aynı gün partinin
CHP Konya İl Başkanı: “Bizi Yıldıramazlar”
CHP Konya İl Başkanı Bekir Yaman, saldırının organize bir provokasyon olabileceğini savundu. "Sanayi bölgesinde araca ateş açılmasını istediler" diyen Yaman, Saldırganların özür dileyerek talep ettikleri süt iddiaları ise kesin bir dille reddederek, "Hiçbir özel ilişkiyi kabul etmiyoruz. Olayın sonuna kadar takipsiyiz" dedi.
Siyasi gerilim büyüyor
CHP kanadı, olayın sadece bireysel bir eylem değil, küresel olarak giderek tırmanan siyasi kutuplaşmanın sonucu olduğunu savunuyor. Seçim sürecinde yaşanan bu tür olayların demokrasiye zarar verdiği ve halkın siyaset kurumuna olan güvenini zedelediği yönünde endişeler artıyor.