İstanbul, 23 Nisan 2025’te meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki depremle bir kez daha sarsıldı. Bu sadece şehirde değil, çevre illerde de büyük bir panik ve endişeye neden oldu. Depremin 13 saniye sürmesi bile şehirde hayatı durma noktasına getirmeye yetti. Yalova’dan Edirne’ye kadar geniş bir coğrafyada hissedilen bu sarsıntı sonrası gözler yeniden Marmara’da beklenen “büyük İstanbul depremine” çevrildi.
"Büyük Deprem Daha da Yaklaştı" Uyarısı
İstanbul Arel Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Fatih Altan, yaşanan bu son depremin, uzun süredir beklenen büyük depremin zamanlamasını değiştirmiş olabileceğine dikkat çekti. Altan’ın ifadelerine göre, bu tür orta büyüklükteki depremler, Marmara Fayı üzerindeki stresin bir göstergesi ve bu stres büyük bir yıkıcı depremin sinyalini verebilir. Altan, “Eğer büyük bir deprem olacaksa, bu 10 yıl içinde değil, 5-8 yıl içinde gerçekleşebilir” diyerek dikkatleri bir kez daha olası riskin ciddiyetine çekti.
Prof. Dr. Naci Görür: "Büyük Deprem 7’nin Üzerinde Olacak"
Deprem denilince Türkiye’de ilk akla gelen isimlerden biri olan yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür de, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalarla kritik değerlendirmelerde bulundu. Görür, Marmara Denizi'nin altındaki Kumburgaz Fayı üzerinde meydana gelen sık küçük depremlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.
“Küçük sarsıntılar masum değildir” diyen Görür, bu hareketliliğin biriken enerjinin dışa vurumu olduğunu ve büyük bir kırılmanın habercisi olabileceğini söyledi. Ona göre, beklenen İstanbul depreminin büyüklüğü 7’nin üzerinde olacak ve bu, hazırlıksız bir şehir için felaketle eş değer.
"Depremden Önce Konuşalım, Sonra Değil!"
Görür’ün en dikkat çekici uyarılarından biri de, “Deprem deprem olduğu zaman konuşulmayacak kadar önemli bir konudur” sözüydü. Türkiye’de deprem olduktan sonra yaşanan geçici farkındalıkların, kalıcı çözümler üretmediğini belirten Görür, gerçek çözümün; hükümet, belediyeler ve halkın birlikte hareket ederek kenti depreme dirençli hale getirmesi olduğunu söyledi.
Ayrıca, kentsel dönüşüm adı altında yapılan bina değişikliklerinin yeterli olmadığını, bir şehrin deprem dirençli hale gelmesinin çok daha kapsamlı bir planlama gerektirdiğini vurguladı.
İstanbul Ne Kadar Hazır?
Son yıllarda yapılan çalışmalar ve dönüşüm projelerine rağmen İstanbul’un hala birçok bölgesinde yapı stoku risk taşıyor. Özellikle 1999 Marmara Depremi öncesi yapılmış binaların büyük bir kısmı, olası bir depremde ağır hasar görme riski altında. Uzmanlar, sadece binaların değil altyapı sistemlerinin, ulaşım ağlarının ve acil müdahale birimlerinin de depreme hazır hale getirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Sonuç: Zaman Daralıyor, Harekete Geçmek Şart
Hem Prof. Dr. Altan hem de Prof. Dr. Görür’ün uyarıları ortak bir noktada birleşiyor: İstanbul için zaman daralıyor. Her geçen gün, Marmara’da biriken enerji daha büyük bir sarsıntının habercisi olabilir. Şehirde yaşayan milyonlarca insanın can güvenliği, alınacak önlemler ve yapılan hazırlıklarla doğrudan ilişkili. Artık "bir gün olur" diye düşünülen deprem, "her an olabilir" gerçeğiyle yer değiştiriyor.

