Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediyeleri’nin konser harcamaları üzerinden başlatılan soruşturmalara karşı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, iktidara yönelik sert eleştirilerde bulundu. İmamoğlu, 3. İstanbul Kariyer Fuarı açılışında yaptığı konuşmada, soruşturmaların asıl amacının iki belediyeyi yıpratmak olduğunu dile getirdi. Bu hamlenin "itibar suikastı" olduğunu belirten İmamoğlu, iktidarın çifte standart uyguladığını öne sürdü.
"Konser Harcamalarıyla Bir Uçağın Maliyeti Karşılaştırılamaz"
Konuşmasında, soruşturma konusu olan konser harcamalarının asılsız bir şekilde gündemde tutulduğunu belirten İmamoğlu, bunun gerçek maliyetler göz önüne alındığında son derece düşük kaldığını söyledi. İmamoğlu, "Günlerdir konuştukları konser ücreti, bir uçak ve onu takip eden uçakların maliyeti kadar bile değil. Mansur başkan ve bize yapılan itibar suikastlarını gülerek izliyoruz. Yıllardır idmanlıyım ben, vız gelir tırıs gider. Teftiş edilmekten onur duyarım, denetleyin bizi," ifadeleriyle, yapılan eleştirilerin kendisini ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı etkilemediğini vurguladı.
"Siyasi Çifte Standart Uygulanıyor"
İmamoğlu, devletin denetim mekanizmasının bağımsız olması gerektiğine dikkat çekerek, sadece muhalefet belediyelerinin değil, tüm belediyelerin aynı şekilde denetlenmesi gerektiğini belirtti. "Mansur Yavaş'ı, İstanbul'u ne kadar denetlediniz, kendi partilerinizin belediyelerini ne kadar denetlediniz?" sözleriyle bu denetimlerin çifte standartlı olduğunu ifade eden İmamoğlu, geçtiğimiz on yıl boyunca hükümete yakın belediyelerin yeterince incelenmediğini ileri sürdü. İmamoğlu, iktidar partisine bağlı belediyelerin de denetim verilerinin açıklanmasını isteyerek, "Bu on yılın sonuçları bizim beş yıllık denetimimizle eşitse, görevi bırakmaya hazırım," dedi.
" Cumhuriyet Bayramı Coşkusu Rahatsız Etti"
İmamoğlu, Cumhuriyet Bayramı'nda halkın bir araya gelip bayramı coşkuyla kutlamasından rahatsızlık duyulduğunu düşündüğünü belirtti. "Biliyorum neye kızdıklarını. Cumhuriyet Bayramı'nda coşkuyla bir araya gelen insanları görünce bunlara bir şey oluyor. Bizim gibi mutlu olmuyorlar," diyerek, yapılan eleştirilerin bu gibi etkinliklere yönelik olduğunu iddia etti.
"Yargının Bağımsızlığı Tartışmaya Açılıyor"
Soruşturmaların bağımsız bir denetim süreci olmaktan uzak olduğunu savunan İmamoğlu, hükümetin talimatıyla hareket eden yargının, belediyelere yönelik bir baskı aracı olarak kullanıldığını ileri sürdü. "Bu operasyon keşke bir denetleme olsa, ama bu medya ve yargı üzerinden yapılıyor," diyen İmamoğlu, bu durumun Türk siyasi literatürüne girdiğini belirtti ve "Emir ve talimatla yapıldığı nettir," dedi.
"Devlet Güçlüdür, Ama Bunu Vatandaşına Karşı Kullanmaz"
İmamoğlu, vatandaş-devlet ilişkilerinin adalet ve eşitlik üzerine kurulması gerektiğine vurgu yaptı. "İnsanını yaşat ki devlet yaşasın," diyen İmamoğlu, devletin gücünü gösterirken bunu vatandaşa baskı olarak hissettirmemesi gerektiğini ifade etti. "Öyle 'ey' diyerek güçlü olunmaz," diyerek, hükümetin kutuplaştırıcı tavrını eleştirdi. İmamoğlu, hükümetin oy vermeyen vatandaşı "bertaraf" etme zihniyetinde olmaması gerektiğini belirtti.
İmamoğlu’nun açıklamaları, Türkiye’deki siyasi kutuplaşmayı ve belediyeler arasındaki denetim farklarını gündeme taşırken, belediyelere yönelik soruşturmaların siyasi olup olmadığı tartışmasını da yeniden alevlendirdi.


