Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, katıldığı bir televizyon programında, Suriye’deki iç savaş sürecinin önemli dönüm noktalarından biri olan Beşar Esad rejiminin çöküşüne dair detaylı açıklamalar yaptı. Esad’ın Rusya’ya kaçtığı geceki kritik telefon görüşmelerini anlatan Fidan, bu gelişmenin nasıl kansız ve daha az kayıpla gerçekleştiğini vurguladı.
"Rejimin Çöküşü Öncesinde Kritik Bir Dönemdi"
Fidan, Suriye'deki iç savaşın başladığı ilk dönemlerden itibaren Türkiye'nin izlediği dış politika stratejisinin önemine değindi. Esad rejiminin zayıfladığı son yıllarda Türkiye'nin büyük bir strateji geliştirdiğini belirten Fidan, Rusya ve İran ile yoğun diplomatik görüşmelerde bulunduklarını ifade etti. Bu görüşmelerin hedefi, muhalefetin Suriye'deki ilerleyişinde mümkün olan en düşük kayıpla sonuç almak, aynı zamanda bölgedeki halkın daha fazla acı çekmesinin önüne geçmekti.
Fidan, Esad’ın rejimi devrilmek üzereyken, Türkiye'nin "kansız bir geçiş" için yoğun çaba sarf ettiğini belirtti. "Biz, İran ve Rusya ile sürekli temas halindeydik. Bu ülkelerle yaptığımız görüşmeler sonucunda, kanlı çatışmaların önüne geçebildik. Bizim hedefimiz, Suriye halkının daha fazla acı çekmesini engellemekti," dedi.
"Astana Süreci ve Birleşmiş Milletler'in Rolü"
Suriye'deki iç savaşın başından itibaren Astana Süreci'ni ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı kararını vurgulayan Hakan Fidan, bu uluslararası platformların Suriye'deki barış sürecine katkı sağladığını söyledi. Türkiye'nin bu süreçte, çatışmaların sona erdirilmesi ve siyasi çözüm için büyük çaba harcadığını belirten Fidan, Esad rejiminin devrilmesi sürecindeki kritik anların önemini anlattı.
Astana sürecinin, Suriye'de barışa giden yolu açmada etkili olduğunu kaydeden Fidan, "Rejim çözülürken, Ruslar ve İranlılar arasındaki denklemi göz önünde bulundurarak, askeri müdahaleyi engellemeye yönelik yoğun çaba sarf ettik," dedi.
"O Geceki Telefon Görüşmesi: Esad’ın Rusya’ya Kaçışı"
Fidan, özellikle Esad’ın Rusya'ya kaçtığı gece yapılan telefon görüşmelerine dikkat çekti. "O geceki telefon görüşmesinin ardından Esad Suriye'yi terk etti," diyen Fidan, bu gelişmenin, Suriye'deki savaşı daha fazla kan dökülmeden sona erdirmek adına yapılan bir diplomatik mücadelenin zirve noktası olduğunu belirtti. Fidan, Rusya ve İran’a yaptıkları çağrıları hatırlatarak, "Esad’ı desteklemekte ısrar etmelerinin anlamı kalmamıştı. Hem Ruslar hem de İranlılar, bölgedeki mevcut koşullar ve küresel şartlar doğrultusunda, daha fazla kan dökülmesinin hiçbir fayda sağlamayacağını kabul ettiler," şeklinde konuştu.
Fidan, Esad’a olan desteğin aslında artık Rusya ve İran açısından bir yatırım yapmaya değer bir strateji olmadığının altını çizdi. Bu mesaj, Suriye halkının yaşamını daha fazla tehlikeye atmamayı amaçlayan bir diplomatik hamle olarak önemli bir dönüm noktasıydı.
"Muhalefet ve Türk Diplomasi: Suriye’nin Yeni Dönemi"
Fidan, Esad rejiminin çöküşüne paralel olarak, Suriye'deki muhalefetin gösterdiği cesareti de övdü. Türkiye'nin muhalefetle yakın bir şekilde çalışarak, Suriye'deki istikrarsızlıkla başa çıkmaya çalıştığını vurgulayan Fidan, muhalefetin Suriye'yi daha iyi bir geleceğe taşımak adına büyük bir kararlılık sergilediğini belirtti. Ancak Esad’ın kaçışıyla birlikte Suriye’nin yeni bir döneme girmesi gerektiğine dikkat çeken Fidan, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde bu sürece liderlik etme arzusunda olduğunu söyledi.
Fidan, ayrıca Türkiye’nin dış politikada elde ettiği başarıların, sadece askeri değil, diplomatik alandaki etkinliğin de bir göstergesi olduğunu belirtti. Suriye’nin geleceği konusunda yapılan müzakerelerin, bölgedeki barışı sağlama yolunda kritik bir adım teşkil ettiğini ifade etti.
Sonuç: Kanlı Bir Geçişten Kansız Bir Çözüme
Sonuç olarak, Hakan Fidan, Suriye'deki gelişmelerin Türkiye için büyük bir diplomatik başarı olduğunun altını çizdi. Türkiye, Rusya ve İran ile kurduğu diyalogla, Suriye'deki rejimin yıkılmasını daha az kayıpla ve kansız bir şekilde sağladı. Bu diplomatik başarı, Türk dış politikasının etkinliğini ve bölgesel güvenliği sağlama konusundaki kararlılığını bir kez daha gözler önüne serdi.