Gazeteci ve haber sunucusu Fatih Portakal, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın grup toplantısında sarf ettiği "Cumhurbaşkanlığı girişimi daha kaç CHP'li telef olup olmayacak mı, gidecek mi?" olanları sert bir şekilde eleştirdi. Portakal, bu açıklamanın sadece siyasi bir mesaj olmadığını, aynı zamanda açık bir itirafta bulunduğunu savundu.
Sözcü TV Ana Haber'de gündem değerlendirmelerinde bulunan gazeteci Fatih Portakal, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın CHP'ye yönelik çıkışı hakkında açıklamalarda bulundu. Erdoğan'ın kullandığı “telef”in ağırlığına dikkat çeken Portakal, ancak hem anlamını hem de yanma sırasında ciddi bir siyasi ima taşıdığını belirtti.
"Telef" Kelimesi Üzerinden Sert Eleştiri
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, “Cumhurbaşkanlığı hevesi daha kaç CHP'li telef olup, gidecek mi?” ifadesine karşılık olarak Portakal, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Telef değişir, daha çok hayvanlar için kullanılan bir ifadedir. Bu tarz bir dili siyaset arenasında, hele ki bir Cumhurbaşkanının ağzından görmek gerçekten üzücü. Bu, 'Rakiplerimi izlenirim' demenin başka bir yolu gibi okunabilir."
Portakal, bu sözlerin yalnızca bir hakaret veya ağır üslup olarak olmadığını, aynı zamanda siyasi stratejinin dışavurumu olarak kullanıldığını vurguladı:
"Cumhurbaşkanı adayı kim olursa olsun, o kişiyi etkisiz hale getirme ihtimalini yerine getiriyor. Bu bana göre bir tür itiraftır. Rakip, CHP'li için 'gerekeni' mesajı veriyor."
“2028” Vurgusu Üzerinden Yorum:
“Kim Öle, Kim Kala”Fatih Portakal, Erdoğan'ın aynı konuşmasında 2028 yılında yaşadıklarını da eleştirerek şu ifadeleri kullandı
"Sayın Cumhurbaşkanı 2028'i işaret ediyor ama daha 2025'teyiz. Bu kadar kesin konuşmalar doğru değil. 3 yıl içinde ülkece ve bireysel olarak yaşadıklarımızı bilemeyiz. Bu süreçteki siyasi dengeler de ciddi şekilde değişebilir. O kadar bu kadar yaşanan meydan okumalar mesafeden uzak."
Siyasette Üslup Tartışması Büyüyor
Portakal'ın açıklamaları, Türkiye siyasetinde son dönemlerde sık sık tartışılan “siyasi dilin sertleşmesi” konusuna da ışık sürüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu çıkışında yalnızca siyasi rakipler hedef almakla kalmadı, aynı zamanda siyasette kullanılan dile dair yeni bir tartışma başlatıldı. Portakal, hem gazeteci hem de yurttaş olarak, “seçilmişlere karşı daha ölçülü ve demokratik bir dilin kullanılması”nı ifade etti.