Ekrem İmamoğlu'nun 19 Mart'ta gözaltına alınmasıyla başlayan ve 23 Mart'ta tutuklanmasıyla büyüyen protestolar şehir genelinde şiddeetli bir yankı uyandırdı. Binlerce vatandaş, demokratik haklarını kullanarak sokaklara çıkmış, ancak polisin sert müdahaleleri sonucunda çok sayıda kişi gözaltına alınmıştı.
Gazeteci Ertuğrul Özkök'ün açıklamalarına göre, gözaltı sayısı çarpıcı seviyelere ulaştı ve mevcut nezarethanelerin kapasitesini aştı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün Vatan Caddesi'ndeki tesisleri dolunca, yeni gözaltına alınanlar başka yerlere sevk edilmeye başlandı.
Tartışmalı Mekan: "Esenler Atış Alanı"
Özkök'ün vurguladığı en dikkat çekici noktalardan biri, gözaltına alınan bazı kişilerin "Esenler Atış Alanı" olarak adlandırılan bir yere götürülmesi oldu. Bu ismin kamuoyunda ciddi bir kaygı yarattığını belirten Özkök, "Darbe dönemlerinde benzeri sahneleri gördük. O dönemlerde insanlar statlara doldurulurdu. Şimdi ise benzer bir yöntemin farklı bir yerde uygulanıyor olması sembolik olarak çok tedirgin edici" ifadelerini kullandı.
Gazeteci, gözaltındakilerin "Atış Alanı" gibi bir mekanda tutulmasının tarihsel hafızada olumsuz ve korkutucu bir izlenim yaratabileceğini söyledi. "Bu ismi duyduğunuzda, ilk akla gelenin ne olduğunu tahmin etmek zor değil. Kamuoyunun bu konuda daha fazla bilgilendirilmesi gerekir."
"Darbeler ve Diktatörlüklerin Sembolü: Kitlesel Gözaltılar"
Tarih boyunca, otoriter rejimlerin ve askeri darbelerin en belirgin göstergesi, kitlesel gözaltı operasyonları olmuştur. Özkök, bu konudaki endişelerini vurgulamak için bir yapay zeka uygulamasına şu ifadeyi yazdı:
"Darbelerde statlara doldurulan insanlar…"
Karşısına çıkan metin, bu uygulamanın 20. yüzyıl boyunca çeşitli diktatörlüklerde ve askeri rejimlerde yaygın bir uygulama olduğunu anlatıyordu. "Kitlesel tutuklamalar, halkın ürkütülmesi ve rejimin otoritesinin sarsılmaz hale getirilmesi için kullanılan yaygın bir baskı aracı olmuştur" deniliyordu.
Yetkililere Çağrı: "Daha Hassas Olunmalı"
Ertuğrul Özkök, yetkililere ve kamu yöneticilerine "daha hassas davranmaları" konusunda çağırıda bulunarak, "İçişleri Bakanı'nın bu konuda halkı rahatlacak bir açıklama yapması gerekir. Bu tür sembolik isimlendirmeler, kamusal hafızada olumsuz çağırışımlar yapabilir ve bu da gereksiz bir gerilime sebep olabilir" dedi.
Bu tür hassas konuların, toplumsal algıyı derinden etkileyebileceğini belirten Özkök, "Demokrasiye inanan herkesin, tarihsel hafızadaki kötü anıları yeniden canlandırmayacak bir yaklaşım sergilemesi gerekir" ifadeleriyle yazısını noktaladı.